Gazete okumaya ilkokul dörde giderken başlamıştım. Okula başlamadan annem bana okumayı öğretmişti. Öğretmen olan babam altı yaşında beni okula kaydetti. İnegöl’de evimize iki gazete girerdi. Babamın arkadaşı Yusuf öğretmende iki gazete alırdı. Gazeteleri değiştirirdik. O günden bu yana her gün birkaç gazete okurum.

Gazetede “Sahte balı bitirecek cihaz test aşamasında” başlıklı bir haber ilgimi çekti ve okumaya başladım. Zira yıllardır balda yapılan sahtekarlıklarla ilgili haberler gazetelerde sıradan haberlerden olmuştu.

Haberin devamında TAHAP-Tarım, Hayvancılık ve Arıcılık Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, “Gündemden düşmeyen sahte balda tağşişi bitirecek cihazın testlerinin sürdüğü” açıkladı. Başkanın açıklamasındaki şu sözler önemli olmalı; “Ülkemizde bir dönem bal aromalı şurubun serbest bırakılmasına, ülkeye bal tozu getirilmesine, balda yapay früktoz olan hindi bağı früktozunun kullanılmasına sessiz kalındı. Şimdi Ankara Kontrol Labaratuvarı’na 29 Aralık’ta balı test edecek cihaz geldi. Şu anda cihazın uygulama test çalışmaları yapılıyor. Bu cihazla balda tağşiş bitecek”. 

Bu haberi okuyunca aklıma Uğur Dündar geldi. Yanında kameramanla imalathaneleri basar, gıda sahtekarlarını teşhir ederdi. Sonra o da bıraktı. Belediye zabıtaları geçmişte bilhassa fırınları kontrol eder, eksik vezinli yani eksik gramajlı ekmeklere el koyup yurtlara gönderirlerdi. Zabıtalar, terazi kontrolü yaparlar, aynı zamanda temizlik kurallarına uymayan imalatçılara ceza yazarlardı. Şimdi bazı göstermelik kontroller dışında kimse ne imalatçıyı ne de esnafı rahatsız etmiyor!

Gazete okumaya ilkokul dörtte başladığımı belirtmiştim. Bunu yaklaşık 55 yıldır gazete okuduğumu belirtmek için yaptım. 55 yıldır gazetelerde gıda sahtekarlığından ceza alana rastlamadım. Gıda sahtekarlığı maalesef toplumda da ayıp, yapılmaması gereken bir eylem olarak da görülmüyor.

 Sadece gıda sahtekarlığı mı? Sahte içkiden onlarca insan ölüyor. Bursa’da da çok insan öldü. Turist getirmek için Antalya’ya davet ettiğimiz tur operatörlerinden ikisinin sahte içkiden ölmesi ironi olmalı.

Türkiye’den yurt dışına gönderilen ballar geri gönderiliyor, iç piyasa da serbestçe satılıyor. Rusya ve Azerbaycan’a gönderilen çok sayıda gıda maddesinin ilaç kalıntısı yüzünden geri gönderilmesi sıradan haber artık. Yurt dışında Pazar kaybetmemiz maalesef hiçbir yetkilinin veya ihracatçı kurumun ilgi alanına girmiyor.

Son birkaç ayda yurt dışından geri gönderilen gıda maddeleriyle ilgili haberlere bir bakalım:

-Azerbaycan, ülke genelinde üretilip çıkış noktası olarak da Artvin’den gönderilen 64 ton taze biberde bitkisel hastalık tespit etti.

Türkiye’den ithal edeceği biber, domates, patlıcan, tohum, fide ve meyve ürünlerine yeni şartlar koyduğunu öğrendiğimiz Azerbaycan, bundan sonra Artvin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün ihraç ürünlere verdiği bitki sağlık sertifikasını kabul etmeyecek.

-Türkiye’den ithal ettiği yaş sebze ve meyve ürünlerini çoğunlukla ya geri gönderen ya da ithalatı ürün bazında tamamen yasaklayan Rusya ise, şimdi de greyfurta firma bazında yasak getirmeye hazırlanıyor.

Rusya, 2021 Kasım’da Türkiye’den nar ve biber ithalatını yasaklamış, bu ürünlere daha sonra üzüm ve portakalı da eklemişti.

-Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) bu yılın ilk 2 ayında sadece AB ülkelerine ihraç edilen 108 parti sebze ve meyvenin aşırı tarım zehri veya aflatoksin gibi kanser yapıcı küfler içerdiği gerekçesiyle geri çevrildiğini açıkladı.

İhraç ürünlerdeki bu kötü tablo iç piyasaya verilen ürünlerdeki tarım ilacı kalıntıların korkunç boyutlarda olduğunun da bir göstergesi. Çoğu kanser yapan tarım ilaçlı sebze ve meyveyi piyasaya sürenlerle ilgili hiçbir işlem yapılmıyor.

En çok ilaç kalıntısı buluna meyve ve sebzeler: Çilek-elma-armut-nektarin-şeftali-kiraz-üzüm-

Ispanak-karalahana-biber-domates-kereviz…

Mart ayı başında Tarım Bakanlığı’nın yayınladığı listede en fazla sahtekarlık yapılan ürünler: Tabi ki en başta bal; rakı, votka, viski, şarap bazlı içkiler; enerji içecekleri ve gazlı içecekler, toz biber ve kırmızı biber başta olmak üzere baharatlar; çay ve bitkisel çaylar; tereyağ, Ayçiçek ve zeytin yağları; çikolatalar; sosis, salam, kavurma, sucuk, kıyma, hazır köfte, döner, lahmacun harcı, piliç; yoğurt, taze kaşar, peynir, kaymak…

Kısacası yok yok.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: