Tuğba KAN

Sabır kavramı, yüreklerimize işlenen bir olgu gibidir. Gerçekleşmesini istediğimiz her şey için bedenimizin ruhumuzun bir direnç göstergesidir ya da kötü bir durum olumsuz bir şeyle karşılaştığımızda kendimizi kontrol etmemizi sağlar .
İnsan nelere sabretmiyor ki?
Sabreden kişi ecrini alıyor mutlaka er veya geç…
Yüreğinin tükendiğini hissedersin bazen ,gözlerinden ansızın dökülüveren damlaların hakimiyetsizliği hüküm sürerken, sen direnmeyi bırakırsın aminlere…
Çaresizliğin,kırgınlıkların, kanatılan yaraların diline prangalar vurularak duaya dökülür.
Kaç kıyam ayakta durma direnci bu ,secdeye gitmek için eğilen bedeninin,huzuruna çıkmak için yaradanın,icabet et rabbim dualarıma diye yakarırken Eyüp (AS) gelir aklına ….
Her şeyini kaybetmesine rağmen sabreden isyan etmeden ,acısını duaya döken Eyüp Peygamber , bizler senin kadar sabırlı değiliz ,hemen olsun istiyoruz zamana bırakmadan imtihanda olduğumuzu unutuyoruz, belki yüreğimizi kemiren küçük bir incir çekirdeğini doldurmayacak nedenleri gerekçe göstererek…
Ben yakınırken utandım kendimden, ne çok şikayet etmişim sana rabbim,sebat etmemişim belki uzaklaşıp ümitsizliğe düşmüşüm.
Şimdi sabırla çekiyorum sabahları tesbihatta, tan yeri ağarırken yüreğimde aralanıp aydınlanıyor sanki , Gökyüzünde tutunan dualar var biliyorum ,
İnanmak,beklemek ve zaman.
Ol deyince her şeyi olduran Rabbimiz var sükür ki ,
Bazen geçip gitmeyecek sanıyorsun işte bir sonraki imtihanın daha ağır olunca ya da daha kötü durumda olanları fark ediyorsun .
Geçen yıl haziran ayında sabah uyandığımda göremediğimi fark ettim, çok korkmuştum aniden görmemeye başlayınca , hiçbir şey yokken ansızın görmemek kabus gibi bir şeydi.
Kabullenmek,ne olacağını bilememek çaresizlik içinde kıvranmak çok zor, her şey bitti sanmıştım, sevdiklerimi ailemi doğayı ,renkleri bir daha göremeyeceğim dedim ne kadar ağır bir durumdu .Hastaneye yatış sağlandı ve ikinci gün sağ gözümde karanlık bir perde çekiliyordu sanki rabbim ikisinide kaybetmesem diye dua ettim bir göze bile razı oluyor insan,doktorlar kesin bir sonuç alamamışlardı düzelecek miyim diye sorduğumda cevapsız bırakılıyordu sorularım…
Uzun bir tedavi süreci sonucunda görmeye başlamıştım ,mucizeydi benim için,az da olsa görmek,belki anlamam içindi hiç göremeyen insanları? Şimdi daha bir anlamlı renkler, ezberlediğim simalar bir daha göremesem diye doya doya seyrediyorum etrafı,
Siz karanlıkta kaldınız mı hiç? Işıklar açıkken, güneş tepeden parlarken ışık huzmeleri dağların eteklerine yaldızlar saçarken didelerinize karalar perdelendi mi ?
Hayallerinizle boyadınız mi gökyüzünü, resmettiniz mi bembeyaz bir kağıda umudu, rengarenk çiçekler çizdiniz mi gözlerinizle soğuk duvarlara tomur tomur açmayı bekleyen güneşi görünce…
Böyle durumda onlarca insan vardı görme ihtimalleri bile olmayan, ne kadar zordu hayat onlar için ,ne kadar?
Sadece bununla ibaret değil ki hayat,yarın ne olacak bilemeyiz.İnaniyorum ki bir insanın hayatını dua ve sabır güzelleştiriyor.
Sabır bir kilit insanın hayatında kolaylığa açılan her kapı değersizleştiriyor, basit kılıyor ulaşılması kolay olan şeyleri,belkide bu yüzden kıymetini bilmiyoruz,sağlığımızın, sevdiklerimizin vs…
Belki dualarda bu yüzden bayağı zaman sonra kabul oluyor ,sabrın meyvesini tatmak için ,ham bir meyvenin olgunlaşmasını beklemek gibi olgunlaşmamış meyveyi yediğinde damağında nasıl buruk bir tat bırakıyorsa,sabretmemekte öyle bence bu yüzden hep sabır gerekiyor. değerini anlamamiz için bazı şeylerin.
Dilimiz lâl,sabrımız bol olsun !

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: