Hep bir özlem geçip gittiğim sokaklar
Sanki buraların büyük yabancısıyım
Sinemden sızan ince sızı
Benden bir nokta geride
Eşsiz bir mevsim
Yokluk yalnızlık
Umutsuzluk
Bir mahşerdir gönlümün
Karasından, gözlerindeki beyazdan,beyazından

Net bir husus var ki
Bugün kediler senin adınla oynadı
Koştular mutlulukları saçıldı her tarafa
Bense boğazımda suskun düğüm
Genç, yaşlı ışık ışık insanların düğün
Yad edilmeyince unutulmuş üzeri örtülmüş
Ömür
Şimdi bugün
Yarın
Uzun zaman
Zaman kaymış yerinden
Görmediğim göremediğim bunca yanlış yerden
Ahvalimi ahvalini soruyorum
Değişti mi gözlerindeki ayaz?
Sahi sen o ayazda hiç üşümedin mi?
Ben dondum o soğukta
Sokaklar sensiz bu kış sensiz
Bu son sensiz
Bu ömür sensiz
Geçip gidiyor ağır aksak
Düşe kalka büyüyor büyüyorum
Dünya büyüyor
Çocuklar keskin siperlerde ağlıyor
Ellerine yakışan kalem nerede
Farklı desenler çiziyor aklım
Bir de ağlayamayan çocuklar, çocuklarımız var
İnsanız insanlığımız
Nerede
Bizimle niye gelmiyor
O yaşları kim silecek
Kan yüklü yağmurları kim dindirecek
Eski eski eski
Yenisi nerde bu insanlığın
Çocuk, gözlerinde gördüm insanlığı
Beceremediğimiz o insanlığı
Beceremeyeceğimiz merhameti…

Ben artık öğrendim
Yurtsuz vatansız nasıl olur insan
Nasıl her saniye gurbeti giyinir yüzüne
Hasreti ilmek ilmek nasıl örer
İnce bir keder nasıl dolar kalbine
Artık biliyorum gurbet denilen kimsesizi
İnsanız ya
Nerde insan denilen canavar?
Ben de buralarda kaldım
Ve ben şehrin sokaklarında “memleketim memleketim” diye inlerken
Gurbeti giyinmiş yüzüm
Umudu sökülmüş tel tel
İncinmiş besbelli kendinden, yüreğinden
Keşfedilmemiş her sokağından…

Fatmanur Nartekin✓

By gecenin peşinde yolcu

Buzun susayan dağı... Çölün üşüyen sıcağı...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: