Yaşam içinde bin bir şeyle sınanıyoruz, bin bir şeyle mücadele veriyoruz, bin bir şey için çaba sarf ediyoruz. Bitmez bilmez isteklerimiz var. İsteklerimizin büyüklüğü ölçüsünde mücadele etme kabiliyetimiz var. Ne kadar tutkuyla istiyorsak bir şeyleri o ölçüde çaba sarf ediyor, mücadele veriyoruz. Bu mücadeleye, çabaya bağlı olarak da umudumuzu o ölçüde diri tutuyoruz. Umut ne tehlikeli, ne tutkulu bir kelime. Bizi hem dünyaya meydan okuyacak kadar cesur yapabilirken umutların kırılması durumunda bu dünyadaki en derin karamsarlık çukuruna atabilecek güçte bir şey.
Ne ölçüde umut etmeliyiz? Hep düşündüğüm, üstüne kafa yorduğum bir konu olmuştur bu. İnsanın sınırsız umut etme kapasitesi var. Bunu sonuna kadar kullanmalı mı yoksa bir vazgeçme eşiği olmalı mı? Bir şeyleri ne ölçüde olmasını istemeliyiz? Her şeyde olduğu gibi isterken de ölçülü istemek gerek. Her şeyin fazlası zarar derken istemenin de fazlasının büyük umut edişler getirip bu umutların yıkılması durumunda yaşanılan hayal kırıklığının büyüklüğüyle orantılı olarak insanın tutunduğu şeyin kaybının oluşturduğu ruhsal çöküntü durumuyla karşı karşıya kalınca, hayata karşı inancını yitirmeye başlıyor. Halbuki kararında istemeyi bilse insan, ne büyük hayal kırıklığı yaşar ne de hayattan ümidini kesme noktasına gelir. Böylece umut ettiği şeyin olmadığı durumda anlık üzülür ve yeni bir yol çizerek ilerler hayatında. Uygulaması zor bir şey ama imkansız değil. Bir gün bunu yapabilecek duruma gelebilir miyiz bilmiyorum ama aşırıya kaçtıkça da insan, kendisini yıpratmaktan başka bir şey yapmadığının farkına varmalı.
Şems-i Tebrizi’nin şu sözüyle de yazıya noktayı koyalım: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

Reklamlar

By Sümeyye

Nev'i şahsına münhasır bir insan 💫

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: