İnanç, başarıya ulaşmak için yüklendiğimiz çok önemli bir içgüdümüzdür. Çünkü bize başarma gücü vererek gözümüzü açar; önümüze çıkan fırsatları daha kolay hale getirerek hayalini kurduğumuz hedefimize ulaşmamızı sağlar. “İnanç” kelimesi kısa olmasına rağmen içinde barındırdığı anlam o kadar açık ve nettir. O yüzden hakikati yaratan bu kısa kelime hepimizin geleceğini yapılandıran mihenk taşı olmalıdır. “İnanç” kelimesine bir örnek verecek olursak, birçok kişi fakirliklerinden dolayı fakirliğe mahkûm olduklarını düşünerek başarının doruğuna çıkabileceklerine inanmaz; fakirce düşüncelerinden dolayı da hep fakir olarak kalırlar. Bu durum ise ancak fakirlikten kurtularak zengin olmak arzusuyla hayallerinin gerçek olacağına inanmaları ve bu yolda çaba göstermeleri sonucunda değişir. Üstlenilen herhangi bir başarı merdiveninden yukarı doğru tırmanmanın şansı, her zaman için kendimize olan inancımızla ölçülür. Çünkü inanç, inanabilme ve görebilme gücüdür.

Sabır, güç koşullar karşısında cesaretini yitirmeme duygusudur. Sabreden kişi tüm tahriklere rağmen pozitifliğinden ödün vermeden yoluna devam eder ya da uzun bir bekleme süreci gerektiren durumlarda bekleyişini sürdürerek selamete ulaşır. Başarıya ulaşmak için önümüze çıkan bazı zorluklarla savarak onları yenmeliyiz. Aksi takdirde asla arzu ettiğimiz başarıya ulaşamayız. Sabır da tıpkı inanç gibi insanın sahip olması gereken en önemli özelliklerden bir tanesidir. Sabır ederek beklemeyi bilen insanlar başarıya ulaştıklarında mutlu olurken, olumsuz her olayda isyan eden kişiler durumu olduğundan daha da büyüterek kendilerini huzursuz ve mutsuz kılar.  “Bir firmada gereken süreci stajyer olarak tamamladıktan sonra sabrınızın sonucunda kadrolu olabilirsiniz,” cümlesi “Sabır” kelimesine en güzel örneklerden birisi olarak gösterilebilir.

Vazgeçmemek, Bir hedefe ulaşmak için yüzünüze kapanan kapılara rağmen hedefinizin arkasında durarak tekrar tekrar denemektir. Hayallerinize kavuşmak için sarf edeceğiniz güç, karşılaşacağınız zorluklar ne kadar büyük ise elde edeceğiniz başarı da o kadar büyük olur. Yüzümüzün gülmesini sağlamanın yolu vazgeçmemekten geçer. Eğer kendinizi bir şeyin imkânsız olduğuna inandırırsanız aklınız sorgulamaya başlar ve bu sorgulama sonucunda, “Neden imkânsız?” sorusu doğar. Bu sefer aklınız size bunun neden imkânsız olduğunu kanıtlama çabasına girer. Ama herhangi bir şeyi yapabileceğinize gerçekten inandığınız taktirde aklınız bu sefer de onu yapabilmeniz için çözümler aramaya başlayarak size yardımcı olur. Yani vazgeçmemekte tıpkı diğer iki güçlü kelime gibi birçok başarıya imza atmış insanın yaşam felsefesidir.

              Unutmayın ki, “İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde ve en iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.” (Alıntı)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: