Bu önemli konuyu Dünya Değişim Akademisi’ndeki Değişim Uzmanlarına sorduk çok etkili bilgiler edindik, bu bilekleri sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarız.

  Öz-değeri olan insan anda yaşar ve gelecek için endişelenmez. Bir sonraki an gelince birey onu yaşamaya hazır olur. O, her anın değerini bilir ve her an onu daha da değerli yapar.

Şayet her an öz-değer içinde yaşanıyorsa o an bir nimettir ve sonraki an daha derin bir nimet, daha büyük bir değerlilik olur. İşte öz-değerin anbean artması değersizlik duygusunun bir sis gibi dağılmasını sağlar.

Herkes değerli olmak için bir şeyler yapması gerektiğini düşünür. İşte bu, değersizlik duygusunun neden olduğu bir koşullanmadır. Koşullanma şudur: Bir şey yaparsan değerli olursun, yapmazsan değersiz.

Herkesin içinde bir enerji var ama o enerji değerli olmak için değil, gelişmek için kullanılmalıdır. Zira gelişmek hem öz-değerini artırmak hem de zaten ebediyen eşsiz değere sahip olduğunun farkına varmaktır.

“Değerli olmak için bir şey yapmak” insanın zihnine ta çocukluktan beri yerleştirilmiş bir kalıptır. Tıpkı bilim insanlarının bir deneği yönlendirmek için beynine elektrotlar yerleştirmesi ve elektrik vermesi gibi.

Herkesin zihnine değersizlik elektrotları yerleştirildi ve ödül/ceza elektriği verilerek herkes değersizleştirildi. Küresel toplum asırlardır bu şekilde yürütüldü ve neticede günümüzde herkes değersizlik duygusuna sahiptir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: