Bilinçli veya bilinçsiz yapılan hata, en güzel kılıklara girip sevimli görünmeye çalışsa da o hatayı kimse kabul etmek istemez.   Hata yapan kişiler suçlu ve kabahatli olarak kabul edilirler. Peki, insanlar neden hata yapar ve hatalarını neden kabul etmezler?

 Tahminimce birçok insan bu soruların cevabını defalarca düşünmüştür.  Hatalar, bireylerin aile arası ilişkileri, eğitim seviyeleri, sosyal yaşantıları, yaşadıkları çevre, gelir düzeyleri, kişilik özellikleri ve ruh sağlıkları gibi nedenlerden doğabilir.  Elbette ki hepimiz insanız ve hata yapabiliriz. Neticede insanlar hatalarından doğar ama yine hatalarından ölür. Kendi fikrimce hata denilen davranış bir kereye mahsus olmalıdır. Çünkü fazlası insanı yanlışa sürükler. Eğer bir insan bu davranış biçimini rutine bağlıyorsa henüz o davranışı tekrar yapmasını engelleyecek etkiyi yaratacak güçte bir durum ile karşılaşmamış demektir.   Tüm uyarılara rağmen kişi, hatalarını tercih meselesi haline getirip artık alışkanlığa dönüştürdüyse bu durum ilerde sorun teşkil edeceğinden sonunda üzülmemek adına o kişiden uzaklaşmak bizim için en doğru hareket biçimi olacaktır. Çünkü davranışının hatalı olduğunu görmezden gelip doğruluğuna inanan bu tür insanlar, suçu başkalarına atan fikri sabit insan modelidir ve davranışları nedeniyle ne kadar itici olduklarının farkında olmadıkları gibi zararlı hale de gelebilirler. Bu sebeple her zaman için temkinli olmakta fayda vardır.

 Aynı zamanda kendilerine verilen primle fazla havalı ve temeli olmayan bir özgüven eşliğinde çevrede boy gösterirler. Bencildirler, dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanarak empati kurmaktan uzak yaşarlar. En belirgin özellikleri ise suçu hep karşı tarafa atmaktır. Onların gözünde herkes yanlıştır. Mat bir yaşantıya sahip olan bu kişiler ne bir geri ne de ileri adım gidebilir. Hep haklıdırlar. Gereksiz gurur ve haset etmek bu kişiler için hobi haline gelmiştir ve yaşam enerjilerini içlerindeki kin duygusundan alırlar. Suçlu olduklarını bilerek suçunu veya hatasını saklamak, böylece üzerine düşecek olan sorumluluktan kaçmak için suçu başkalarına atmak böylece hem kendi hem de başka vicdanlara karşı kendi masumiyetini ilan etme girişimidir. Kendi hatasını anlamayan bir kişiye yardım elini uzatacak tek şey ise zamandır.

By Yesim Deger

Ben Yeşim Değer. İstanbul/ İstinye doğumluyum. Açık öğretim fakültesi halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü mezunuyum. Her Şeye Dair Ne Varsa İçinde adlı şiir kitabının yazarı olmakla beraber Keşan postası gazetesi, künye online ve Önce Vatan gazetesi köşe yazarıyım. Aynı zamanda Yeter Artık ve Yalnızlık adlı şarkıların söz yazarıyım. Sevgili Candan Erçetin’in kurucusu olduğu MSG üyelerinden biriyim. Şu anda sevgili dostum Burhan Sırmabıyıkoğlu’nun kurucusu olduğu Trend Academy de sayın hocam Ferdi Atuner’den diksiyon dersi aldım. Küçük gelinlere hitaben yazdığım “Aynur” adlı romanım Penguen kitabevi, Boyut kitabevi raflarında olmakla beraber online kitap satış mağazalarında satışa sunuldu. 😇 Ayrıca sevgili dostum yazar Emre Kalcı ve Jale Demirdöğen’den yazarlık eğitimi aldım ❤️ Aynı zamanda (SYBD) Sınırsız yazarlar derneği yönetim kurulu üyesi ve Kaçok derneği üyesiyim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: