Arkadaşlarla kurduğumuz ortaklaşa şiirlerimizin yayımladığımız güzel bir edebiyat-sanat blogumuz vardı.. Adı üstünde Şiiranistti. Şiirlerimizin paylaşmak ve yazmak için herkesin belli günü vardı. Ben de orada sosyal medya başkanıydım. Alıntılar için post hazırlayıp ya da edebiyatla sanatla ilgili gelişmeleri yakından takip edip paylaşımlar yapıyordum. Günümüz geldiğinde şiir eserimi paylaşamadığım ya da yazamadığım için huzursuz hissederdim kendimi. Çok değerli bir arkadaşım çok emek vererek gününde şiir eserlerini paylaşmaya yazmaya çalışırdı. Ki o kadar koşturmacalarımıza rağmen. Sosyal medya sorumlusunun başkanlığını yaptığımdan gayet mutluydum, bir de yardımcı arkadaş vardı ben müsait olamadığım zamanlar o yardımcı olur paylaşımları yapardı. Bazıları da sorumsuz duyarsız kalıp günü gelse bile şiirlerini yazmaz paylaşmazdı.

Bir gün e-dergi çıkarmaya karar vermiştik. Dergi için toplantılar yapıldı herkesin görev dağılımı yapılmıştı. Çalışmalar yapılırken birbirimize yardım ederdik dergimizin 1. sayısı çok özenle hazırlanmış şekilde çıkmıştı.  İkinci sayı için toplandığımızı sanırken bir de sevgili Başkan bey güzel bir açıklama yapamadan ben bu işin sonunu göremiyorum diyerek aramızdan sıyırıverdi. Bir arkadaş da hazır vaziyette beklemiş gibi sanki Başkan bey ile haberleşip güzel bir veda mesajı yazdı. Ama her veda pişmanlık getirir . Son pişmanlık fayda etmez misali. 

Madem öyle neden e- dergi çıkarmak için zamanımızı emeğimizi boşa çıkardınız.  Günümüzde yazıp paylaşamadık diye huzursuzluk yaşarken siz neredeydiniz? 

Bu kadar kolay mıydı? Emeklerimizi ve zamanımızı çalmak? Emeksiz aş olmaz. Edebiyat ve sanat göründüğü gibi kolay bir uğraş değildir. Sorumluluk isteyen sevgi, ilgi ve emek isteyen uğraştır.

Şiiranist blogunu kapatırken sayın Başkan bey elini vicdanına koyarak vicdanın rahat edecek mi? Başkan beyin bize sormadan kendi kafasına göre hareket ederek onca verdiğimiz emeklerimizi ve zamanımızı hiçe sayarak ve bize sorulmadan doğru düzgün açıklama yapmadan Şiiranist blogunu kapatırdı. Size tavsiye arkadaşlarınızı mağdur duruma düşürmemek için ya da başaramayacağınız işin içine girmeyin! Ne demişler “emeksiz aş pişmezmiş “

By Meltem Güdemezoğlu

Meltem Güdemezoğlu… 10 Haziran 1988 yılında Gaziantep’te dünyaya geldim. Serebral Palsiliyim. Engelim hayatımda hiç ama hiç engel olmadı, her daim pozitif bakıyorum.. Eğitimimi Mersin Çağ Üniversitesinde Uluslararası Ticaret Bölümünü bitirerek tamamladım. Kamu kuruluşunda devlet memuru olarak görev yapıyorum. Sanata gönül veren bir insan olarak şiir yazıyorum. Eserlerim bazı dergi ve sanat kitaplarında yayınlanmaktadır. Hayat acısıyla tatlısıyla kahve gibidir. Dünyayı sanat, sevgi, iyilik ve hiç sönmeyen umut ışığı kurtaracaktır. Sanatın olduğu her şey ve her yer mutluluk, huzur, ilham ve tutkudur. “Eylülde Sevmek İstedim Seni” adında şiir kitabı eserim var Sağlık Dünyası dergisi/gazetesinde, Kukumav dergisinde ve Künye Online gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorum ve. Edebiyatlog ve bazı edebiyat-sanat dijital platformlarda yazmaktayım. Kahvenizle şiirlerde buluşalım …🍂🍀🍂🍀🍂

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: