Sen hamallığı kabullenirsen yükte sıkıntın olmaz / Lakin öyle bir hamallık ki kimseler memnun kalmaz

 

*

Evlat!

Tam rahata erelim derken gelir birer birer / Ne sen rahat edersin ne de çevrendekiler

 

*

Her insanın artı eksi iki yüzü var / Tecrübesi olmayanın anlaması, değildir kolay / Çünkü biri alkışlarken diğeri daima açık arar

 

*

Hatibin hitabeti güzel ya tesiri? / Cevabını söylesem üzer seni

 

*

Zamanı evvelde bilinmeli sağlığın nimeti / Ahirinde binmesin diye bedene külfeti / Yoksa durmadan eğilir de kaşlar / Keşkeler hareketi başlar / Durdur durdurabilirsen

 

*

Sendeki yetki bende olsa / Bendeki özelliklerle toplansa / Öleni bırak, burnu kanayan bile az olur / Afetler birer birer yaşansa

 

*

Dün gece seni gördüm düşümde / Yaşlar dolu idi gözlerinde / Avuçların ise gökyüzünde / Bir şeyler istiyordu kendince / Dualarına dâhil et beni de / Eksilmez artar, rabbim verince / Anne… Anne… Anne…

 

*

Beddua deyip geçme, çıkar aheste aheste /

Ya gecikirse, o da çıkar son nefeste

 

*

Bütün güzel kelimeleri koysam yan yana / Yine de kifayet etmiyor çiçeğim / Topyekün seni anlatmaya / Sağlık, sıhhat, afiyet ile / Nice nice yıllara / Kızım Büşra’ma / Oğlum Talha’ma

 

*

Kabirler gördüm neşeli / Kabirler gördüm düşünceli / Olmamış hiç geleni gideni

 

*

Yedin bitirdin beni / Halden hale getirdin beni / Şu ömrümün son dönemi / Gel artık üzme beni

 

*

Azrail kapım vurur / Nefesim ansızın durur / Geri dönmem zor olur / Gözyaşın bol olur / Şu yalan dünyada / Küsmeyelim ne olur

 

*

Makam gelir, mevki gelir / Şan gelir, şöhret gelir / Ahirinde külfet gelir / Davetsiz ölüm gelir / Gider birer birer / Kabirde de, şan şöhret, makam / Acep ne değer eder

 

*

Yıllar sonra uğradım mekâna / Bir selam bıraktım özelinden sana / Aradan aylar geçti, almamışsın daha / Söyle be dostum, yoksa küstün mü bana? / Sakın evet deme, inanmam / Çünkü eski dostlar küsmez dostlarına / Selamımı alınca, sende selam yollasana / Ulaşsın taşına, toprağına ve unutulmayan anılarına

 

*

Ne kadar değişime uğradık / Ne gelene hoş geldin dedik / Ne de gideni uğurladık

 

*

Bazen, kalabalıklar içerisinde yalnızlık / Belki de en değerli azık

 

*

Oturmuşlar üç ki masaya / Sermişler dedikoduyu ortaya / Çekiştiriyorlar dünyayı, sağa sola / Bilmem ki, düzeltebilecekler mi? / Yoksa bunlar da boşa nefes tüketecekler mi?

 

*

Yılların günahı yok, kulların günahı var /

İnsanlar bolluk içinde ama gönülleri dar

 

DUA

Otuz yedi yıllık meslek hayatıma neler sığdı neler

Kimisinde neşe var, kimin de ise acı – keder

Bir gün çekip gider iken bu oynar koltuktan

Bizim için de derler, iyiye kötüye bir şeyler

Rabbim, sen kötüleri duyurma, iyilerden haber ver

Kötüler nasıl olsa ziyadeli olarak hep devam eder

 

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: