Yazın gelmesiyle beraber artık düğün davetiyeleri gelmeye başladı. Gitmemiz icap eden yerlere tıpkı karnımız acıktığında, karnımızı nasıl doyurmamız gerekiyorsa, düğünlere gitmekte bizim için o şekilde zorunlu bir hal alıyor.

Bize gönderilen davetiye ye riayet ederek görevi bir şekilde ifa edip kurtuluyoruz şartlarımızı zorlayarak.

Ama artık takı takmak insanlar için sorun olmaya başladı. Bir çeyrek altın olmuş 1500 TL alsanız bütçeniz sarsılıyor. Almayınca bizde bir kompleks oluşuyor. Gram altın çıkması bazı gelenek ve görenekler üzerinde (utanma duygusunda) pek bir değişikliğe sebebiyet vermiyor ne yazıkki.

Eskiden insanlar elinde varsa takıyı alıyordu, elinde yoksa kimse getirdiği hediyenin büyüklüğünü küçüklüğünü yadırgamıyordu.

Yok ben sana altın getirdimse sende bana altın getireceksin diye bir dayatma içerisinde olmuyordu. Düğün sahibi karşısındaki insanın durumunu bilir saygı duyar ve olgunluk gösterirdi.

Şimdi ise düğün sahipleri götürdükleri hediyelerin (adınada öndünç “ödünç” koymuşlar) geri gelmesini bekliyorlar.

Her götürdükleri öndüçleri listeye alarak, kime ne götürdülerse çocuklarını evlendirecekleri zaman o listeler annelerin çeyiz sandığından çıkarılarak Ayşe bacının oğlunun düğününde geline yarımlık (yarımlık dedikleri 4 çeyrek altın değerinde olan altın anlamına geliyor) hasan emminin oğluna yarımın küçüğünü taktı (oda iki çeyrek altın değerinde) Hüseyin dayının oğluna çeyrek takmıştık diye diyerek uzun listede ki isimler tek tek okunarak okuntuların (davetiye) üzeri yazılır, yazılırken de içlerini saran korkuyla inşallah gelir diye iç geçirir oğlan anneleri. Babanın da herifliği tutmuş bir şekilde aniden öfke patlaması yaşayarak yüksek ses tonuyla tabi gelecek ben onun oğlunun düğününde altın götürdümse oda mecburen getirecek diyerek hiddetlense de onun içini de aslında korku düşmüştür.

Düğün günü gelip çatmıştır artık; zavallı baba oğlumu bir defa evereceğim güzel anlı şanlı bir düğün olsun diyerek, yarısını kredi çekerek yarısını eşinden dostundan borçlanarak düğünden sonra vermek koşuluyla para alır. Niye düğün sonu takılar takıldıktan sonra gittiği düğünlere taktığı öndüçleri geleceğini düşünerek alınmıştır o paralar.

Bu arada şunu söylemekte fayda var; kız çocuğu yine yetim kalmıştır. Genelde kızlar el evine gideceği düşünülerek altın takı takılmaz. Halbuki damatta gelinde el kızı ve oğludur halk tabiriyle.

Takı takma zamanı; okuntular okunmaya başlayınca gözler çevrede gezinir. Aslında çoğu damat ebeveynleri takının kameralar aracılığıyla misafirlerin önünde okunmasını istemezler. Takıların kendisine gizlice verilmesini isterler. Sebep düğünden sonra Gelin ve Damatta gelen takılar babam ve annemin gittikleri düğünlerde taktıkları takılar karşılığında geldi diye düşünmemiş olmamaları.

Gelin takıları eline geçirdikten sonra bencilik yapmadan kayınbabama küçük takıları vereyim de borçlarını ödesin diye düşünse sıkıntı yok. Ne yazıkki evlerinin içine gelinden ziyade bir evlat gözüyle bakılarak istenir. Ama artık sırf evleneyim diye gençler gerçek yüzlerini ortaya koymaz.

Sonuç: sizlere tavsiyem çocuklarınız ufakken kimsenin oğluna ve kızına değerli takı götürmeyin. Çocuklarınızın Üniversite dönemlerinde götürün derim. Çünkü yıllar sonra o altınların dönmeme gibi kötü bir tarafı var. Birde götürmezsem itibarım sarsılır diye düşünüp kapris yapmayın inanın zararını siz çekersiniz.

Her şeyden evvel altın fiyatları gün gün üzerine koyarak artıyor ve neticede almak herkes için zorlaşıyor. Eğer götürecekseniz de aynı anne ve babadan dünyaya geldiğiniz kardeşlerinizin çocuklarının düğünlerine takı götürün. Bol eğlenceli bir düğün yaz geçirmeniz dileğiyle saygıyla kalın.

By davutzol

İçimdeki yalnızlığım adlı kitabın yazarıyım burada sizlerle dostça paylaşımlarda bulunarak ortak noktada ve görüşte buluşmak için varım

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: