Evlat!

Evden ayrılırken daima evini derli toplu bırakmaya özen göster. Acil bir durum – yangın, su basması, hastalık- olur sen dönemeyebilirsin. Veyahut başkalarını evine göndermek zorunda kalabilirsin. Böyle durumlarda ya mahcup olursun ya da sonra zaman geçince dedikodulara maruz kalabilirsin evlat.

 

Evlat!

Bir kimse için -muhtaç oldu demek yerine ihtiyaç oldu- demek daha uygun olur. Çünkü ‘’düşmez kalkmaz bir Allah’tır’’ kuralınca, yarın kimin kime muhtaç olacağı belli olmaz evlat.

 

Evlat!

Eşine dostuna –güzelini- söyle ama –özelini- asla söyleme ve sosyal medyada paylaşma. Çünkü özelin gün gelir geri döner de seni üzer evlat.

 

Evlat!

Bir işçi, bir memur bir özel durum hâsıl olduğunda gecenin ikinci yarısında patronunu, amirini arama cesaretini taşıyorsa o patron, amir kişilik açısından iyi demektir. Şayet taşımıyorsa sorgulamak gerektir. Onun için suiistimal edilmediği müddetçe alt kademelere bu güveni vermek gerekir evlat.

Evlat!

İzdivaçta iyi bir başlangıç kötü bir sonuç ile bitiyorsa hatayı öncelikle kendinde aramak gerekir. Eğer bu durum memuriyette oluyorsa (göreve heyecan ile başlayan memur bir yıl sonra tabiri caizse kaytarmaya başlamışsa) hatayı sistemde aramak gerekir evlat.

 

Evlat!

Unutma, para sende –para- olmaya başladığı anda açmaya başlar tedavisiz yara. Onun için parayı asla gönlünde yapma para. Bırak ihtiyaç halinde kullanmak üzere hep cebinde dura evlat.

 

Evlat!

Vefa, aramak, nimet ise aradığını bulmaktır. Onun için vefa adına daima arayanlardan bulunca da nimetine şükredenlerden olmaya çalış evlat.

 

Evlat!

Bir arkadaşıma 30-35 sene önce görev yaptığı köyde, zor günlerde bir ay gibi evinde misafir olduğu teyzeden selam getirdim. Cevabı ne oldu biliyor musun? ‘’Hatırlamıyorum’’ Seksen yaşındaki teyze unutmayıp yıllar sonra selam gönderirken onun yaşının yarısındaki maalesef hatırlamıyor(!) Ne kadar acı demi. Onun için sen daima, sofrasına oturduklarını, iyilik gördüklerini unutmayıp hatırlayanlardan olmaya çalış evlat.

 

Evlat!

Geriye dönüp baktığımda yarım asırlık ömrümde, ne çektim ise ya kelamımdan ya da kalemimden çektim. Hâlbuki ikisi de insanların şerrine değil hayrına hizmet eyledi. Buna rağmen kimi sui zan kimi de hüsnü zan eyledi. Onun için sen yaptığından emin isen sui zanlara takılma yoluna devam et. Çünkü sui zan hastalığı olan her halükarda bildiğinden şaşmayacaktır evlat.

*

HATIRLATMA: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 666 adet farklı nasihatin yer aldığı ‘’Mahirane Söylemler’’ kitabımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum. Gelen yorumlar gerçekten sevindirici.  Yukarıdaki telefondan iletişime geçerek benden imzalı olarak (35 TL)  temin edebilirsiniz.

 

 

 

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: