Önceden genç kızlar annelerinin refakatında özel uğraşı vererek çeyiz hazırlamakla meşgul olurlardı.(Gerçi şimdi çeyiz hazırlıklarının yerini sınav hazırlıkları aldı. Kızlarımız sınavlarla uğraşıyor) İzdivaç döneminde ise görücüye çıkar ve gelin evinde sergilenirdi. Düğüne gelenler,  neyi var neyi yok diye merak eden mahalleli bayanlar görmeye gelir ve daha sonra artısı eksisiyle değerlendirmeler daha doğrusu dedikodular yapılırdı. Bunu gören bir başka kız annesi benim kızım içinde aynı şeyleri söylerler zannıyla daha iyisini yapmaya çalışırdı.

              Teşbihte hata olmasın, okullarımızda öğrencilerimiz öğretmenleri refakatinde bir eğitim öğretim yılında bazen bireysel, bazen grup olarak el emeği, göz nuru çalışmalarını görücüye çıkarıyorlar. ’’Pazara tezgâh açan, müşteri bekler’’ hesabı bu sergilerine ne kadar ziyaretçi gelirse ilgili okulların idarecileri, öğretmenleri, öğrencileri ve okulun temelini oluşturan velileri mutlu ediyor. Buda onların en doğal hakları.

              Ben de yıllardır imkânlar oranında gelen davetlere, bazen de gelmeyen davetlere icabet etmeye çalışıyorum. Biraz yazıyla, şiirle daha doğrusu toplumsal konularla ilişkisi olan biri olarak kendime göre yorumluyorum. Hele o çocukların görev alan anne – babaların mutluluğu ve fotoğraf çekebilmek için verdiği tatlı uğraşılar, üzerine kitap yazılabilecek kadar konu oluşturmaktadır. 

               Katıldığımız sergilerde okulların öğrenci profiline göre sunulan eserlerde değişiklik gösteriyor. Şöyle ki, merkezi okullardaki sergilerde öğrenciler arabada seyahat ederken bilgisayar nasıl kolay kullanılır, televizyon izlerken, çocuk odasında uyuyan bebek ağladığında nasıl haberdar olunur veya yazın tatile gidince evdeki çiçeklerin otomatik olarak sulanması üzerine eserler sunuyor. Buna mukabil taşımalı eğitimin yapıldığı okullarda ise, öğrenciler el gırgırından hayvanların otomatik kaşımasının yapılmasını, traktörün römorku devrildiğinde ön tarafın devrilmeden kurtarılmasını, hayvanlara otomatik sistemle yem verilmesi gibi türlerde eserler göze çarpmaktadır.

            ‘’Sanat ne oyun ne de eğlencedir. O ancak ruhun dışarıya vurarak kendisini göstermesi ihtiyacıdır’’ (E.Benite) veya ’Testinin içerisinde ne varsa, dışına o sızar’’ hesabı sunulan eserleri incelediğinizde öğrencilerin aile profili hakkında sizlere lisani haliyle bir şeyler veriyor. Kırsal kesimden gelen öğrenci emek vereceği esere kafa yorarken köydeki annesinin, babasının, ablasının günlük hayatta çektiği sıkıntıları hafifletebilmek adına eserler üretmeye çalışıyor. Sergiyi incelerken çocuklara ‘’bunu yapmak nereden aklına geldi?’’  diye soru yönettiğimizde hemencik ‘’Öğretmenim, annem-babam çalışırken çok yoruluyorlar. Ben de onların bu yorgunluklarını en aza indirebilmek adına buluş yapmaya çalıştım’’ diye cevap veriyorlar. Yahut da çocuğun bir yakını depremde, yangında, yıldırımda, selde, trafik kazasında vs maddi manevi zarar gördüyse o alanda zararı en aza indirebilecek şekilde bir şeyler üretmeye çalışıyor. Bu çalışmalar ciddiye alınırsa belki de gelecekte seri üretimin alt yapısını oluşturabilecek konumda çok harika buluşlar ortaya çıkacaktır.

              IŞIKLI DEPREM TERLİĞİ / AYAKKABISI: Serginin birinde öğrencinin ışıklı terlik yaptığını gördüm. Çok hoşuma gitti. Bu geliştirilebilir ve uzun ömürlü pil kullanılabilir. Terliğin, ayakkabının ışığı sadece ihtiyaç halinde kullanılabilir. Bu durum deprem anı ve sonrasında önem arz etmektedir. Çünkü deprem anında elektrikler kesileceği için, binadan tahliye olunurken, cam kırıklarından, çivilerden korunmada işe yarayacaktır. Özellikle okullarda, elektrik kesilmesinde panik yaşanmaması adına birinci kademe öğrenciler için tasarlanabilir.

               Bu tür etkinliklerde, özellikle olası depremlerin, yangınların, sellerin, trafik kazalarının vb. en az zararla atlatılmasına yönelik çalışmalar yapması için öğrencilerine yön veren idarecilerimizi, öğretmenlerimizi ve o doğal saflığında harika eserler ortaya sunan öğrencilerimizi kalbi dileklerimle tebrik ediyorum. Ziyadeleşmesini arzu ediyorum.

             Toplum olarak ancak yaşandığında gündemimizde yer bulan, afetlere yönelik daha çok eserleri vatandaşlarımızın bilinçlenmesi adına sergilerimizde görmek istiyorum.

                *

HATIRLATMA: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 666 adet farklı nasihatin yer aldığı ‘’Mahirane Söylemler’’ kitabımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum.  Yukarıdaki telefondan iletişime geçerek benden imzalı olarak (okunsun diye maliyetine 30 TL)  / temin edilebilir.

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: