Eskiden mektuplar vardı. Şimdi onların yerini telefonlar, internetler aldı. Teknolojik bağlamda çağ atlasak da bizim gibi mektup yazarak, gelen mektupları okuyarak büyüyenler, postacı yolu bekleyenler o eski günleri özlüyor desem abartmış olmam galiba.

 

Günümüzde telefon kullanıcıları da değişiklik gösterebiliyor. Kimi ilk aldığı numarayı kullanırken kimi de belirli makamlara gelince numarayı hemencik değiştiriveriyor. Başka bir tabirle kimi bilgisayarını resetlerken kimi de eski çevresini resetliyor.

 

Dünden bugüne tanıdığımız eş dost, akraba, bürokrat, siyasetçi telefonları çoğumuzda bulunur. Zaman zaman da arama ihtiyacı hissederiz. Katılır mısınız bilmem?

 

  • Bir telefon geldiğinde açamamışsak, %25 geri dönmeliyiz. %75 dönmeme hakkımız var. Zira önemliyse bir daha zaten arar diye düşünebiliriz.

 

  • İki defa telefon gelip de açamamışsak,  %60 geri dönmeliyiz.%40 hakkımız saklıdır.

 

  • Ama üç ve yukarı aranmışta açamamışsak %100 dönme mecburiyetimiz vardır. (Geçmişte, dost bildiğim hatta biraz da akrabalık olan bir yetkiliyi, acil bir sıkıntım olduğu için aynı gün üç resmi iki özel telefondan aramış ama geri dönmeyince çok hatırım kalmıştı. Şimdi o makamlar gitti. Ben de gördüğümde görmezlikten geliyorum. Tabi bu da inanın çok zor geliyor. Neden mi? Değer verdiğim için)

Çocuğumuzun, eşimizin aradığını sonradan görsek, işimiz ne kadar çok olursa olsun geri dönüp arar mıyız? Mutlaka ararız.

 

Özellikle etkili yetkili isek veya siyasetle iştigal ediyorsak, bir defanın üzerinde aranmış olup, o anda dönemediğimiz telefonlara akşam veya en müsait zaman diliminde dönülmesi gerekir. ‘Ahsen’i takvim’ sırrınca konu ne olursa olsun herkes değerlidir. Asla unutmayalım ki;

 

Nasıl değer verirseniz, öyle değer görürsünüz

 

Vatandaşı, işinin görülmesi kadar, kendisinin adam yerine konulması, değerli hissettirilmesi memnun edecektir. Hele hele araya eş dost, akraba, asker, okul, iş arkadaşı, hemşerilik vb. girmişse bu durum daha da önem arz etmektedir. Zira ‘Sel gider çay kumuyla kalır’ atasözü anlatmaya çalıştığımı en güzel şekilde ifade etmektedir. Çünkü her yolun bir sonu vardır. Bu bağlamda hangi makam ve mevkide olunursa olunsun, bir gün mutlaka nihayet bulur ve halkın arasına dönülür. Halkın arasından çıkılmıyorsa zaten problem oluşmadan çözülmüş demektir.

 

Özellikle yukarıda bahsettiğim daire içerisinde olanlarla, bazen düğünde, bazen cenaze de, bazen de bir akraba ziyaretinde mutlaka yollar kesişir. Vefalı vefasız fark etmez. İnsanoğlu, hayatta iki kişiyi asla unutmaz. Daha doğrusu unutamaz.

 

  • Birincisi: İşini yapanı
  • İkincisi: İşini bozanı

 

Ömrü olduğu müddetçe, her daim birine rahmet diğerine lanet okunur. Sonuç mu? Allahu âlem,

 

Her ikisine de –ilgisine- göre dokunur.

 

Bunu şöyle bir örnekle açıklayacak olursak, yıllar sonra bir cenaze de, düğünde sonradan kalabalık bir meclise geldiğinizde, size saygıyla yer gösterilmesi, hoş geldin diye sıraya girilmesi veya tersi olarak kimsenin önemsememesi sizin geçmişinizdeki hal ve hareketlerinize göre şekillenmektedir.

 

Yıllar önce bir Kaymakam Bey anlatmıştı. Eski bir bürokrat, siyasetçinin telefon rehberinde yüzlerce numara kayıtlıdır. Özel gün ve gecelerde gelen telefon ve mesajlara cevap vermeye yetişemediğinden telefonunu kapalı tutmaktadır. Zaman gelir aktif görev biter. Mevcut siyasi partisi de silinir gider. Sade vatandaş olur. Dolaysıyla o da halkın arasına girer. Arayanlar yavaş yavaş kaybolur. Bu da telefon rehberinde ki tüm numaraları siler. Sadece vefa gösterip arayanları tekrar kaydeder. Sonuç mu? Rehbere tekrar kaydettiği numara iki elinin parmaklarını geçmez. Bu tabloyu çevresine anlatırken,

 

 ‘’ Demek ki ben, yıllarca bürokrat ve siyasetçi olarak iki elin parmakları kadar kişiye hizmet etmişim’’ der.

 

      Özetin Özeti:‘‘Önemli değildir, makama geldiğinde gelecek çiçekler / Lakin çok önemlidir, giderken güle güle diyecekler. / Ve sade vatandaş olunca da selam verecekler’’

      *

     Öğretmenlerime vefa-2:  Osmancık İHL’den kimya öğretmenimiz (Alaca İlçe Milli Eğitim Müdürü ) merhum Zühtü Delibaş’ı rahmetle yâd ediyorum.

      *

HATIRLATMA: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 666 adet farklı nasihatin yer aldığı ‘’Mahirane Söylemler’’ kitabımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum.  Yukarıdaki telefondan iletişime geçerek benden imzalı olarak (okunsun diye maliyetine 30 TL)  / Emin Kırtasiye ’den / Osmancık’ta Hilal Kırtasiyeden temin edebilirsiniz.

 

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: