Genç Kaymakam, yeni atandığı ilçeye bakmaya gitti. İlçeyi kendi başına gezdikten sonra ara sokakta gördüğü çay ocağında bir bardak çay içeyim diye oturdu. O anda 11-12 yaşlarında bir çocuk, ”Amca, boyayalım” dedi. Ayakkabısı boyalı olmasına rağmen, çocuğu kırmamak için ”Tamam boya” dedi. Bu arada, ”İyi boyarsan sana istediğin paranın iki katını veririm” deyince,

 

O çocuk: ‘’Ben hep aynı boyarım amca’’ dedi.

 

Kaymakam, ‘’Nasıl yani, hiç iltimas geçmez misin?’’ dedi.  Bu söylem karşısında çocuk: ‘’İlkokul öğretmenimiz, çocuklar! Ne iş yaparsanız yapın ama herkese aynı yapın. Ne zaman zorda kalırsanız Allah beklenmedik bir yerden kapı açar. Sakın ayrım yapmayın. Yoksa kazancınızın bereketi olmaz. Zamanla bir yerlerden de mutlaka çıkar… Çünkü ‘Dedelerin hatasını torunlar çeker’ sırrınca sizden çıkmazsa torunlarınızdan çıkar…’’ diye tembih etti.  Ben de bu parayla evde hasta yatan anneme ilaç alacağım, sana ayrım yaparsam o ilaç annemin hastalığına şifası olmaz diye korkarım’’ dedi.

 

Genç Kaymakam, belki yıllarca dirsek çürüttüğü eğitim sıralarında alamadığı hayatının en iyi dersini aldı. Ağlamamak için kendini zor tuttu. Boyacı çocuğa cebindeki en büyük parayı tereddüt etmeden uzatırken, kendini tanıtıp birde kartını verdi. Çocuk yaşta babasını kaybetmiş olan ve hem okuyan hem de hasta annesine, kardeşlerine bakmaya çalışan bu çocuğa ilgilenme sözü verdi. Ayrıca çocuğa o dürüstlüğü aşılayan öğretmenini de ziyaret ederek, ilçe de görev yaptığı sürece ilgi gösterdi.

Boyacı çocuktan duyduğu ’’Bizde herkese aynı olur’’ cümlesini meslek hayatında unutmamak ve hep uygulamak için makamında masasında bulunan isimliğinin arkasına yazdırdı… Bazen uygulamakta zorlansa da taviz vermemeye çalıştı… Netice olarak diyoruz ki;

 

Her ne kadar sistemden şekva etsekte, öğretmenin gücü her zaman vardır. Bunun bariz örneklerini çevremizde görürüz. Yeter ki kullanmasını bilelim. Ne dersiniz efendim?

 

 

‘ANNEM ÇOK KIZDI ÖĞRETMENİM’

 

Ülkemizde yardım dağıtmak küçüğünden büyüğüne problemdir. Özellikle toplu dağıtımlardaki organizasyon eksikliğinin kimi zaman hayırdan çok şerre dönüştüğünü televizyon ekranlarında ibretle izleriz. Verene de alana da kızarız. Maalesef bu noktada istenilen seviyede toplumsal bilinçlenme ve saygı yoktur. Yakın tarihlerde yaşadığımız depremler bunun en bariz örneğidir.

 

Zaman zaman okullarımıza hayır sahipleri ve sivil toplum örgütleri tarafından fakir öğrencilere ulaştırılmak üzere ayakkabı, giysi, kırtasiye türü yardımlar yapılır. İşte bu bağlamda ilimiz merkezde bir ortaokulda önceden tespit edilen fakir öğrencilere ayakkabı dağıtılır. Her nasılsa durumu iyi olan bir öğrenciye de ilk etapta ayakkabı verilir. Daha sonra bu tespit edilince okuldan ayrılmadan ayakkabı geri alınır. Öğrenci ağlayarak sınıf öğretmenine gider. Öğretmen neden ağladığını sorunca ‘öğretmenim bana ayakkabı verdiler, sonra da geri aldılar’ der. Bu duruma çok üzülen öğretmen doğru Müdür Beye gider ve durumu anlatır. Müdür Bey de titiz bir idarecidir. Ajandasını açar ‘’Hocam, biz bu çocuğa yanlışlıkla vermişiz. Bunların evi var, iki tane arabası var, daha şunu var bunu var. Onun için iade aldık’’ der. Bunun üzerine öğretmen Müdür Bey’e teşekkür ederek ayrılır. Başka bir zaman fırsatını bulduğunda çocuğa anlayacağı dille izah edeyim diye düşünür.  Okul çıkışı eve giderken çocuğu görür. Yanına yaklaşır ve yavaştan yavaştan ‘’Kızım nasılsın?’’ Diye söze başlayıp,  

 

– Sizin eviniz var mı? ‘’Evet, var öğretmenim’’

– Peki, arabanız var mı?  ‘’İki tane var öğretmenim’’

– Baban çalışıyor mu?  ‘’Evet, çalışıyor öğretmenim’’

 

Bunun üzerine ‘’Kızım evi, arabası olana birde üstelik babası çalışana bu ayakkabıları vermiyorlarmış’’ deyince 10-11 yaşındaki o çocuk masumane olarak ‘’Ama öğretmenim annem, alt kattaki kiracının çocuğu okuldan her şey getiriyor. Sen beceriksizsin. Bir ayakkabı bile getiremedin diye bana çok kızdı’’ der.  Çocuğun masumane cevabı her şeyi anlatıyor. Memlekette balon dağıtılsa insanlar birbirlerini eziyor. Galiba ihtiyaçtan çok,  tabiri caizse beleş bulunca almak bizleri mutlu ediyor. Ne dersiniz efendim? Yapılan dağıtımlara bir daha alıcı gözle bakalım mı?

 

Rabbim, yardım talep eden değil yardım dağıtabilenlerden olabilmek nasip eylesin.

*

Öğretmenime Vefa-1: Osmancık İHL’den öğretmenim (1981) merhum Mustafa Karatepe Hocamı rahmetle yâd ediyorum.

*

NOT: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 666 adet farklı nasihatin yer aldığı ‘’Mahirane Söylemler’’ kitabımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum.  Yukarıdaki telefondan iletişime geçerek benden imzalı olarak (okunsun diye maliyetine 30 TL)  temin edebilirsiniz.

 

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: