“bir / hikâyesi olmalı / bazı şeylerin” diye başlıyor hem şiir hem kitap. Şairlerin sızısı olsa gerek bu durum. Hikâyesi olmayana, derdi olmayana, sızısı olmayana pek rastlanmaz; yoksa da O şair değildir zaten. Hem şairin hem şehrin bir hikâyesi hep vardır.

Galata, İstiklal, Emirgan, Haydarpaşa, Üsküdar gibi yer isimleri “kemiksiz bir şehrin” dizesiyle yan yana gelince akla hemen İstanbul’u getiriyor. Şair hikâyesini İstanbul’dan başlatmış olmalı.

“bana dünya lisanı öğretmediler” diyor şair.” kiremit kırmızısı ölüler” dizesini de düşününce bu dünyanın lisanını öğrenmek istemeyen şairler kervanına Talat Özer de katılıyor.

“bir ses kiracısı / taşındı derlerse sana” ve “renkli soluk bir fotoğrafın / ben’imle konuşması” dizelerinde yalnızlığı yaşamaya çabaladığını görüyoruz şairin. Kendi içindeki kaçışlarının ayak izlerini sürüyoruz şiirle. “sessiz bir köşedir insan” ve “Üsküdar / dertli derim / inanır mısın” dizelerinde insana ait sessizliğin yaşadığımız şehrimizin derdiyle ilgili olacağını söylüyor şair. Şehir, şair, şiir ve dert… Yan yana gelince pek güzel duran kelimeler…

“yağmurlar / yolların saçlarını taradığı zaman”, “ah/de vefayı / giyinip de giderim” bir şiirin en başında ve sonunda bulunan iki faklı dizeler. Yağmuru vefaya benzeterek insanların da yağmur altında ıslanarak dünyadan göç edişini resmetmiş şair.

“balkonlar yap / kışların kırılmamış kalbi için” dizesini “kuşların” diye okumuşum. Her ikisi de olurmuş sanki. Kışlar ve kuşlar… Her iki söyleyişte de şairin derin anlamlar yaşatan hissiyatını anlayabiliyoruz.“seninle hiç defa konuşarak / mum eriten dilemma kışında” diye bitiyor şiir. Kışların da kalbinin kırılmamış olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyoruz.

“çocukluğuma görünmüyor düz / çürük ipli salıncakmış zaman” ve “ dirhem / dirhem / kırılır / askıda / zaman” dizeleriyle çocukluğumuzun askıda zamanda büyüyor oluşunu hatırladık şimdi. Zaman ve çocukluk… Çabucak büyümek için gece erkenden uyuyan çocukluk… Sonra da ne çabuk büyüdük sitemini savuran çocukluk… Zaman askıda, evet!

Kitabımızda 28 şiir var. Kitabımız 3 bölümden oluşmuş: Şehr-i Mümteni, Ses, Sus ve Muamma ve Telmih Risalesi. Kitabımız 90 sayfa.1.Baskısı 2019,2.baskısı 2020 yılında yapılmış. Kitabımız Telmih Kitap’tan çıkmış.

Kısa kısa dizelerle yazılmış diyebilirim kitabımızdaki şiirler için. Ama uzun uzun düşündüren şiirler. Dehliz değil yutmuyor, derin bir nehir gibi çekiyor içine okuyucusunu. Yüzmeyi bilen birisi nasıl sapasağlam çıkıyorsa karaya, şiirleri ta kalbinden anlamaya çalışan er kişi de şiirin limanına sığınıyor sakince.

Anlamaya ve anlaşılmaya davet eden davetçi şiirler. Şiir bize şuuru hatırlattı. Her ne kadar anlam kapalı gibi dursa da şiirlerine çekiyor okuyucusunu Talat Özer. Okuyucu da şiirleri okudukça giriyor şiirlerin içine ama kaybolmuyor, bütünleşiyor şiir ve şairle.

Aynı zamanda Telmih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan Talat Özer “Şiir ve Şuur” imzasıyla kitabını tarafımıza gönderme nezaketinde bulunmuş. Kendisine çok teşekkür ederim. Tekerleme gibi, bilmece satarmış gibi sıcak ve samimi örülmüş bu şiirler, gönül bahçesinden bir demet koku bıraktı kitaplığıma.

Fatih TEZCE

8 Mart 2022-Bafra

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: