Uzun zaman olmuştu sinemaya gitmeyeli en son galiba Müslüm peşine de Naim’i izlemiştim. Aşağı yukarı hiç olmazsa 3 sene olmuştu. Aslında Bergen’i ilk gördüğümde heyecanlanmıştım, dinlediğim hayatını az buçuk bildiğim nam-ı değer “Acıların Kadını” Farah Zeynep Abdullah çok sevdiğim ve oyunculuğunu beğendiğim bir isimdir ben de amatör olarak 25 senedir tiyatro oynamaya çalıştığım için oyuncu haliyle oyuncuları zor beğenir ama tabi Farah Zeynep’in yanında bir de Erdal Beşikçioğlu olunca film tadından yenmez dedim, başladım heyecanla beklemeye ve o gün geldi çattı. Bugün izlemeye gittim. Biri bana gelip Erdal abimize gıcık olacaksın dese hadi lan oradan derdim ama o kadar güzel o kadar gerçek oynamış ki ben dahil milyonların izlerken gıcık olduğuna yemin ederim ama ispatlayamam. Aslında konu bu değildi konu bu film dahilinde ülkemizde son 30 yılda artarak işlenen kadın cinayetlerine farkındalık uyandırmaktı. Rol de olsa yaşadıkları gerçekten çok acı ve annesinin kaderi tayininde büyük rol oynamasıyla beraber celladına aşık olmak tabirinin vücut bulmuş halidir Bergen. Düşünün ki “Mezarda bile seni rahat bırakmayacağım” diyen bir insan yüzünden annesi demir parmaklık ve çoklu kilitli bir mezar yaptırsın. Velhasıl-ı kelam bazen elimize bir kıymık batsa canımızdan can gidiyor o sırada ülkemizin ya da dünyanın bir yerinde insanlar neler yaşıyor. Sahi acı nedir? Göreceli midir? Ya da herkesin bir acı eşiği var mıdır? Başkalarının yaşadığı acıları görünce kendi acımız bize küçülüyor mu? Bu insansız, bu insafız bu adaletsiz dünyada insan kalabilmek için büyük acılar çekmek mi gerekir? Umarım gittiğin yerde huzurlusundur. Umarım öyle bir yer vardır ve mutlusundur. Senin için üzülmüyorum Bergen …

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun ! Kadına Şiddete Şiddetle Hayır .!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: