Allah insanı çift yaratmış olup, yalnızlık kendisine mahsustur. Dolaysıyla yaşam kalabalıkta güzeldir. Anne – babanın, çoluk çocuğuyla aynı veya yakın mekânlarda bulunması bazen kısa vadede olumsuzluk gibi algılansa da, belki de uzun süreçte en iyi depresyon ilacıdır. Aile büyüklerinin manevi şemsiye altında bulunmak bilemediğimiz birçok belaların define vesile olabilir. Bunun örneklerini zaman zaman çevremizde görürüz.

    ’’Kıyamet ne zaman kopar?’’ diye çok sevdiği hayat arkadaşını kaybetmiş olan ermiş birine sorarlar.  O da ‘’Benim kıyametim çoktan koptu. Siz başınızın çaresine bakın’’ demiş. Bu bağlamda, hanım erkeğinin gençlikte hayat arkadaşı, orta yaşlarda can dostu, yaşlılıkta ise acil doktorudur. Doktoru olmayan hasta tedavi olamayıp nasıl ızdırap çekerse, tam lazım olacağı dönemlerde hayat arkadaşlarını kaybeden ve tek başına yaşama tutunmaya çalışan amcalarımız da aynı sıkıntıları çeker. Hele birde aşağıda anlatmaya çalışacağım şekilde yarı açık cezaevi diye tabir edilen apartmanlarda yaşıyorsa, Allah yar ve yardımcıları olsun. Samimi, gönüllü gönül elçiliği burada çok ama çok önem arz etmektedir. Apartman sakinlerinden veya dışarıdan gelecek bir selam, bir selamet yaşanmasına vesile olabilir… Buyurun ibretlik olayı okumaya…

 

      Bir televizyon programında izlemiştim. İstanbul’da kariyer sahibi, orta yaşlı bir vatandaş; eşine,  ‘’Hanım, bu bayram memlekete gidemeyeceğiz. Bizim burada ziyaretine gittiğimiz dostlarımız da ziyaretçisi eksik olmayan, her türlü imkâna sahip insanlar. Gel bu bayram bir farklılık yapalım. Karşıdaki bakkal amca bu sokakta herkesi tanır. Ben ona sorayım, bu sokaktaki apartmanlarda geleni gideni olmayan, yakınları tarafından aranmayan yaşlıları veya doğal afetlerde yakınlarını kaybetmiş tek başına yaşayan gençleri seninle bir ziyaret edelim’’ der. Hanımı da ‘’Çok güzel fikir, hemen sen bakkal amcaya sor gel’’ der. Adam bakkala gider, durumu anlatır. Bakkal, aferin evladım, çok güzel düşünmüşsün ‘’ Ne ekersen, onu biçersin, demiş Atalarımız. İnsan yaşlılıkta para pul aramıyor, nasılsın amca diyecek insanoğlu arıyor. Ben bu bakkallığı bu yaşımda para için kazanmak için yapmıyorum. İhtiyacımda yok. Ancak, kendimi oyalamak için yapıyorum ‘’  der ve sokaktaki kimsesiz yaşlıları ve yalnız yaşayanların ismini tek tek verir.

 

 Adam hanımını alır, sokağın başındaki apartmandan başlar. Zira bu apartmanda tek başına yaşayan bir amca vardır. Zile basar adam açmaz. Tekrar basar bu sefer de ‘’Kimsin, niye basıyorsun, ne satıyorsun, almıyorum işte kardeşim!’’ gibi sert cevap verir. Adam bu hakarete aldırmadan devam eder, ’’ Amca, ben toplayıcı pazarlamacı değilim. Sokağın sonundaki apartmanda kalıyorum. Hanımla bayram ziyaretine geldik’’ der. Yaşlı amca kapıyı açar ve içeri girerler. Yanlış anlamadım demi, ziyaretime geldiniz diye ısrarla sorar. Evet deyince, hüngür hüngür ağlamaya başlar. Biraz sonra sakinleşir ve şu ders alınacak cümleyi söyler ‘’ Evladım,  ben falanca üst görevden yıllar önce emekli oldum. Çok mutluyduk. Teyzeniz rahmetli olalı tam 20 yıl geçti. 20 yıldır kapımı açan olmadı. Zile ya toplayıcı, ya da pazarlamacı bastı. 20 yıldır ilk defa evime bir ziyaretçi olarak siz geldiniz. Kaba davrandığım için, özür dilerim, ne olur kusura bakmayın evladım‘’ der. Bu cümle karşısında ziyaretçilerde ağlamaya başlarlar…

 

Duygusallık bittikten sonra, eşine yönelip, ‘’Hanım demek ki,  televizyonlarda gördüğümüz çöp dolu evler veya intihar girişiminde bulunanlar sadece ekonomik nedenlerle değil, apartmanlarda kalabalıklar içinde yalnızlık çekmenin, dışlanmanın da büyük etkisi var’’  diye mırıldanırken, diğer taraftan hayatlarında en mutlu oldukları bayram ziyaretinin mutluluğunu yaşarlar… Gelecek bayramlarda buluşabilmek niyetiyle vedalaşırlar…

 

*

HANIM SEN RAHMETLİ OLALI

 

Ne halimi soran olur, ne de kapımı çalan

Yaşlılıkta, yalnızlık çok zormuş inan

Küçük sıkıntılar bile oluyor kocaman

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Senden sonra oğlumuz, kızımız gitti gurbete

Baba gel de beraber duralım diyorlar 3-5 gece

Durulmuyor, sıkılıyor insan hemence

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Mal, mülk, para, pul artık fayda etmiyor

Gönül sohbet edecek bir dost bekliyor

Sağlığımda bozuldu, kalbim tekliyor

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Biraz geç kalsam, endişelenip kapıda bekliyordun

Allah ayırmasın bizi herif, beraber ölelim diyordun

Hem hayat arkadaşı olup hem de doktorluk ediyordun

Hanım, hey şey bitti sen rahmetli olalı…

 

Sensiz, çorba dahi boğazıma tıkanıyor

Bulaşıklar bile alel usul yıkanıyor

Çocuklar gurbette, bana bakamıyor

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Her zaman sıcak yemek yapmaya üşeniyorum

Ne yapayım, kuru yiyeceklerle idare ediyorum

Ramazanda belediyenin çadırına gidiyorum

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Toprağın bol, mekânın cennet olsun

Seni bin kere özlüyorum haberin olsun

Herkese diyorum, eşinizle aranız iyi olsun

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

Anam ölünce, rahmetli babam da garip kalmıştı

Ne kadar hizmet etsek de, yine alıngan olmuştu

Bende babamın yerini aldım şimdi

Hanım, sen rahmetli olalı…

 

 

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: