Bir ışık giriyor perdemin altından, uykulu gözlerimi ovalıyor gecenin kambur saatleri. Kapatsam da tüm korkularımı, yüzüme yansıyor turuncu gülümsemeleri.
Ait değilsin, git, git!
Haykırıyor yüzüme ışığı gölgelerin. İnatla itiyor uykuya bedenimden zihnimi. Varlığımı benimseyemediğim bir yüzyıl da sıkışmış, eski bir daktilo sesi gibi yorgunum sanıyorum. Adını bile anamadığım, devrimin göbeğinde büyüyen genç fidanlara yetişemedim ben.
Sokakta yazıyor diye haykıran çocuklara bakıp gülümseyemedim, hangi vahim havadisi sorsam diye düşünemedim. Ben ait hissedemedim bu yüzyıla. Dönen bir salıncağın içinde sevinç çığlıkları atan çocuk olmak istedim, elmalı şekerim bitince yenisini istedim. Fırlayıp sabahın köründe arkadaş bekledim. Bayramlarda öpülen ellerle dalga geçip, karnı ağrıyan şekerli cepler istedim.
Işığımın turunculuğu, ben bir kitap istedim, bir kalem. Fikrimi seyreltecek çaylar ve ceplerinde koparılmış şiir sayfaları taşıyan arkadaşlar. Ait değilim ışıkların mest olduğu koca şehirlere. Benim ışığım, kalemime değene. Benim devrimim söylenmemiş kelimelere.

3 thoughts on “Aitsizlik”
  1. Emeğinize sağlık, güzel bir deneme olmuş… “gecenin kambur saatleri” deyimi de edebiyata bu yazı ile girecek sanırım.

    Kelime ve deyim üreteceğiz diye sınavlara soru hazırlayanlar, bitip tükenmesinler. Künye online önerelim de bunun gibi müthiş yazıları okuyarak ufuklarını genişletsinler…

    Nice güzel yazılarınızı bekleriz.

    1. Teşekkür ederim. Umarım daha büyük kitlelere ulaşıp, düşüncelerimizi döktüğümüz yazılarımızı paylaşabiliriz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: