Şu ana kadar kaç derleme öykü kitabınız var?

İki şiir dört öykü kitabı derlemem var. Bunların üç tanesi; e- kitap, üç tanesi baskı.

Sayıca çok fazla yazardan öykü almak zor olsa gerek. Öykü seçkilerinde özellikle dikkat ettiğiniz bir şey var mı?

Seçki dönemleri benim ve birlikte çalıştığım arkadaşlarım için gerçekten çok zorlu geçiyor. Bizlere emanet edilen yüzlerce öykü arasından hem seçki temamıza hem de öykü formuna en uygun öyküleri seçmek zorundayız.  Ekip olarak kalabalık bir yayın kuruluna sahip değiliz. Kendi öykü anlayışımızı bir kenara bırakıp daha objektif bakmak zorundayız öykülere. Önceliğimiz gönderilen eserlerin gerçekten öykü olup olmadığı. Sonrası kurgusu, dili ve bizlere verdiği mesajı.

Tamamı kendinize ait bireysel öykü kitapları oluşturmak varken derleme kitaplar oluşturma fikrine siz nereden vardınız?

Yazı-Yorum dergi dijital platformda yer alan bir dergi. İkinci yılımızda okura ve bize bir armağan olarak seçki hazırlıklarına başladık. Tabiî ki pandemi süreci planlarımızın dışına çıkmamıza neden oldu. 2020 yılında çıkarmayı planladığımız seçki bu nedenle ancak 2021yılında yayımlanabildi. Bu ortak çalışmanın keyfine ve tadına varınca kendimizi durduramadık, şiddete dikkat çekmek için 56 yazardan oluşan ‘Duvarın Ardı’ isimli öykü kitabımız yayımlandı. Okurlarımızdan gelen talepler doğrultusunda şiir ile devam etti.

Öykü atölyesinde eğitmenlik yapıyorsunuz. Yılların birikimini belki kendi zamanınızdan çalarak paylaşıyorsunuz. Yazmak için gerçekten ciddi bir eğitime gerek var mı?

Elbette var. Bu eğitim edebiyattan, edebiyat yapıtlarından alınır öncelikle. En ciddi eğitimdir bu. Bizi başka yazarlar yetiştirir, onlardan öğreniriz. Okumadan yazılamaz çünkü. Beraberinde yazı atölyeleri de daha önceki sorularda tekniklerin yazılanlara uygulanmasıyla epeyce katkı sağlarlar. Bu bilgi ve paylaşım ortamında yol daha çabuk kat ediliyor kanısındayım.

Tamamı size ait olan bir öykü kitabı düşünüyor musunuz?

Öykü kitabından önce hayata geçirmek istediğim başka projelerim var. Öncelikli olarak onlar üzerinde çalışıyorum. 

Sinema televizyon bölümü mezunusunuz. Televizyoncu geçmişiniz de var. Nasıl oldu da kendinizi Edebiyat Dünyası içinde tekrardan var ettiniz?

Evet Anadolu Üniversitesi sinema televizyon mezunuyum. On yedi yıl çeşitli kanallarda yönetmenlik yaptım. Şimdiki kadar uğraş halinde olamasam da, yaşamım boyunca edebiyat dünyasından hiç kopmadım. Okudum, yazdım.  Edebiyat dünyasında kendimi var ettim demek iddalı bir söz olur. Elbette var olma çabalarım devam ediyor.

Peki konu açılmışken Edebiyat ve Sinema arasındaki ilişki hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Akira Kurusava, Elia Kazan, bizim coğrafyamızdan Metin Erksan ve pek çok önemli yönetmenin ilk filmleri roman uyarlaması. Popüler olan tüm romanlar, beyaz perdeye uyarlanıyor. Ayrıca Elia Kazan aynı zamanda yazar. Yönetmenler sinemanın yanında -sinemadan bağımsız olarak- yazarlık yapmayı da deniyorlar. Ülkemizde Derviş Zaim ve Onur Ünlü, ayrıca filmlerinin kurgu günlüklerini edebi bir dille günlük olarak çıkartan Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenler de var, pek çok filmi varoluşçuluk akımından eserlerin uyarlaması olan Zeki Demirkubuz var. Siz de Sinema Televizyon bölümü mezunusunuz ve televizyoncu geçmişiniz var. Birbirinden bu kadar faydalanan iki farklı sanat dalı ile ilgili siz ne düşünüyorsunuz?

Hepimizin bildiği gibi, Edebiyat dille yapılan bir sanat etkinliğidir. Sinema dille ortaya çıkarılan ürünün görüntüye dönüştürülmesidir. Sinemanın ortaya çıkışından bu yana edebiyat ile yakın bir ilişkisi vardır. Anlatmaya bağlı edebiyat metinlerinin temelinde olan kurgu, sinema ile edebiyatın ortak bağıdır.  Bu yüzden, nasıl ki felsefe ile edebiyat birbirinden ayrılmaz bir bütünse, sinema ve edebiyatta birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

Peki edebiyat Dünyasının son dönemki hali hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

 Edebiyat dünyasının birçok sorunu var şu anda, en birinci sorun okurdan çok yazan olması bana göre. Gündemin ekonomik krizinden en çok etkilenen sektörlerden biri de edebiyat. Baskı maliyetlerinin artışı, kitapların dilendiği kadar satmaması üstüne her gün bir kitap çıkması. Bu durumdan edebiyatı ticarethaneye dönüştüren yayınevleri de var haliyle. İleriki dönemlerde bunların bir süzgeçten geçeceği kanaatindeyim. Nitelikli edebiyat yapanlar kalacak, diğerleri her zaman olduğu gibi yok olacak.

Bir de Yazı-Yorum Dergisi ve Edebiyat Gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapıyorsunuz, dergi ve gazete dijital ortamda çıkıyor. Son dönem matbu basılarak yayınlanan dergilerle ilgili ve genel olarak dergicilikle ilgili sizin görüşünüz nedir?

Yazı-yorum derginin beşinci yılına giriyoruz, dijital ortamda başladık, öylede devam edeceğiz. Edebiyat gazetesi bu yıl ki girişimimiz oldu. Her ay dergi hazırlamak gerçekten zor bir iş, zaman istiyor, sabır istiyor. Bizler beş yıldır baskı aşamasına kadar getirip pdf olarak ücretsiz yayınlıyoruz. Birçok kişinin de dergiye erişimini sağlamış oluyoruz. Bizi matbudan ayıran tek özellik, popüler kültüre hizmet etmememiz, çünkü satış kaygısı düşünmüyoruz. Son dönem matbu basılarak yayınlanan dergilerle ilgili düşünceme gelirsek, önceki sorunuzda da belirttiğim gibi, işin içine ticaret girince kaygı oluşuyor, kaygı oluşunca da arz talep olayına dönüyor, şu anda matbu çıkan birçok edebiyat dergisi sanat dergisine dönüştü.

Yolun başında olan yazar adaylarımıza tavsiyeleriniz neler?

Klasik bir öneri olacak, lâkin böyle bu: Çok okumak, yazmaya cesaret etmek, çok yazmak, denemek, aceleci olmamak, kolay vazgeçmemek ve yaratıcı olmayı hedeflemek. Bir başka deyişle hazır dile, hazır gerçekliğe yaslanmadan sürdürmek yazı yolculuğunu.

 

 

Zeynep Eşin Hakkında;

1981 yılında doğdu. Yükseköğrenimini Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nde tamamladı. TRT Müzik, Flash TV, TGRT Haber ve Barış TV kanallarında Uğur Dündar, Müjdat Gezen, Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin gerçekleştirdiği programların yönetmenliğini yaptı. Bir senaryo, bir kısa film ödülü bulunuyor. 2015-2018 yılları arasında kendisine ait olan Art House Tiyatro Kültür Merkezi’nin işletmeciliğini yaptı. Çeşitli dergilerde öykü, inceleme ve makaleleri ile yer aldı. 2018 yılında Yazı-Yorum Dergisi’ni, 2020 yılında Yazı Yorum Çocuk, 2021 yılında ise Edebiyat Gazetesi’ni kurdu. Yazım yolculuğuna, Yazı-Yorum Dergi ve Edebiyat Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak devam etmektedir. Velespit Yayınları ile ortak çalışmalarda bulunup, 2021 yılında Başkalarının Çiçekleri ve Duvarın Ardı öykü seçkilerini derledi.  Birçok yazarın yazım yolculuğuna eşlik eden yazar freelance olarak editörlük yapmaya devam ediyor. Yedi dönemdir Öykü Atölyesi’nde eğitmenlik yapmaktadır.  Halen resim sanatıyla ilgilenen Zeynep Eşin, altı karma sergiye katılmıştır. Bir onur plaketi sahibidir.

Reklamlar
One thought on “Zeynep Eşin ile Röportaj”
  1. Tebrik ederim. Çalışmalarını ilgi ile takip ettiğim Zeynep Hanım’a başarılarının devamını dilerim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: