Homerosun İlyada destanı Truva savaşı hakkındaki en önemli kaynak olarak tarihe geçmiştir. Konu biraz ağır öncelikle bunu belirtmek isterim. Ama çok da keyifli bir konu.

Öyleyse başlayalım…

İlk dokuz yıldan Homeros çok fazla bahsetmez. Ama onuncu ve sonraki yıllar Akhilleus ve Agamemnonun savaşı ile ilgili bölümlerle doludur.

Peleus ve Thetisin evlilik kutlamalarına kavga tanrıçası Eris davet edilmez. Eris de intikam almak için üzerinde en güzel olma yazılı altın bir elmayı ortaya atıverir. Birbirine rakip olan üç tanrıca Hera, Athene ve Afrodit elmanın üzerinde hak iddia eder. Ancak kararı tabi ki de Zeus verecektir. Paris de ona yardımcı olacaktır. Paris, Truva kralı, Priamosun oğludur. Kararını kendisine en güzel kadını eş olarak vereceğine söz veren Afroditten yana kullanmıştır.

Paris ailesi tarafından kabul görmemiş bir çocukluk yaşamıştır, fakat zaman içinde babası tarafından kabul görmüştür.

Daha sonra deniz aşırı yolculuğa çıkarak Yunanistama girmiştir ve Sparta kralı Menelaosun sarayını ziyaret etmiştir. Afrodit, Menelaosun karısı ile Paris arasında ölümcül bir aşk uyandırmıştır. Kocası Menelaos, Girite gittiğinde Helene, Paris ile Truvaya kaçmıştır. Truva kralı Heleneyi korumuş ve onu teslim etmeyi reddetmişir. Bunun üzerine Menelaos tüm Yunanistanı savaşa sürüklemiştir. Yunanlılar yeterli sayıyı topladıktan sonra limanda toplanmıştır. Gemilerin sayısı Homerosa göre bin yüz seksen üç olarak yazılmıştır. Lider Agamemnon olarak seçilmiştir. Agamemenon güzeller güzeli bitanem olan Ametisti kışkırtmak için onun kutsal geyiğini öldürmüştür. Olaylar burada sarpa sarıyor fakat daha sonra gemiler yola çıkıyor.

Önce Truva körfezinin tam karşısındaki Tenedosta yani Bozcaada da mola veriyorlar. Yunanlılar büyük uğraşlar ve aksilikler sonucu mesela ok ve yayı efsanevi bir şekilde kullanan Philoktetesin yılan tarafından ayağının ısırılması gibi bu tarz olayların yaşanması sonucu en sonunda Truvaya varmıştır.

Daha sonra savaş başlamıştır. Truvalılar saldırıları püskürttükçe Yunanlılar yağmalar düzeltmiştir. Bu olaylarda hep Akhilleus öncü olmuştur. Kuşatma monoton bir şekilde ilerlerken Odyssseus ihanet etmiş ve Yunan barış birliğinin başı Euboialı Palamedeain ölümüyle monotonluk bozulmuştur. Sonunda savaşın onuncu yılında Akhilleus ve Agamemnon arasında tutsak edilen bir esir sonucu tartışma çıkmıştır. Bu da savaşın gidişatını etkilemiştir. İşte bundan sonra İlyada başlar…

Akhilleus öfkelenerek savaşta yer almayı reddetmiştir. Küsmüş resmen… Truvalılar ise Yunanlılardan korkmaya başlamıştır fakat cesaretlerini toplamaya başlayan Truvalılar, Thetisin de isteği üzerine Zeus tarafından zafere layık görülmüştür. Tabi bu ilk çarpışma için. Savaşı elbetteki Yunanlılar kazanıyor. Truvalılar sonunda geri çekilmiştir. Bu sırada Patroklos kovalamacanın hararetinde, Hektor tarafından öldürülmüştür Akhilleus ise çok sevdiği arkadaşı Patroklosun ölümü ile Hektordan intikam almak istemiştir. Tabi ki de istediğini almış ve Hektoru tarihe gömmüştür. Akhilleus adamlık yaparak Priamosun haykırışlarına karşılık Hektorun cesedini ona teslim etmiştir.

İlyada destanı Hektorun ölümüyle son bulur.

Bu olay bir efsane olarak günümüze kadar gelmiştir. Umarım severek okumuşsunuzdur. Benim çok sevdiğim efsanelerden biridir. Anlatılması zor ama keyifliydi. Size de iyi okumalar diliyorumm.

Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: