Ah bu bendeki şiir aşkı… Çokları bilmez belki ama şiir başka bir dünyadır. Gerek Divan’dan gerek Halk edebiyatından ara ara açıp okumayı onlarla ilgili düşünmeyi “Acaba şair ne demek istedi, nasıl hissetti de böyle bir mısra çıktı ortaya?” diye sormayı seviyorum sanırım. Çünkü gerçekten bazen bir şiirin bütününe gerek kalmadan bir mısrası bile insanı derinden etkileyebiliyor.

Şiir bir yetenek işi evet. Fakat şiirde diğer türlere göre bir de yaşanmışlık var bana göre. Çünkü bazı şeyleri yaşamadan bir şeyleri hissetmeden şiir yazılamaz diye düşünüyorum. Mesela Yahya Kemal’in “Rindlerin Ölümü” şiirinde “serin” kelimesi için bile üç yıl beklemiş olması beni bir hayli düşündürmüştür. Şair, o kelimeye hangi anlamı yükledi, hangi his uyandı onda da bunca zaman bekledi?

Edebiyat fakültesine gittikten sonra o dünyanın içine daha da bir girdikten sonra anladım ki şiir bambaşka bir merhale… Anlamak da his dünyasına girebilmek de çok zor bence.

Haydi o vakit, birkaç mısraya dokunalım bugün… Yahya Kemal demişken ondan başlayabiliriz mesela :

RİNDLERİN ÖLÜMÜ

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.

İki dörtlükten oluşan bu şiir gerek imge dünyası gerek mısraları birleştiren kelimeleri ile harika bir atmosferde gelir karşınıza… “Ölüm asude bir bahar ülkesidir rinde” mısrasının vuruculuğu…

Diğer yandan benim hayranı olduğum Divan var elbette. Şair Bâki, Fuzûli, Taşlıcalı Yahya, Nedim ve daha niceleri… Bazen Bâki gibi rindce bir eda ile dolaşırım onun şiirlerinde. “Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal/Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” düsturunca hoş bir sada bırakmak niyeti ile yaşarım bazen de..

Halk edebiyatından üstatları es geçemem elbette. “Geçti dost kervanı eyleme beni” diyen Pir Sultan inceliği var mesela. Erenlerin bağından kopup gelen Yunus Emre, Mevlana ve daha niceleri… Bir Yunus Emre’nin kalemi kaç insana nasip olmuştur ki? Aradan geçen yüzyıllara rağmen bugün ilk günkü tazeliğini koruyan ve her okuyanın anlayabilecegi dilden yazan kaç şair vardır ki?

Velhasıl kelam şiir okuyun efendim… Ruha bir katre muhabbet için şiir okuyun.

Reklamlar

By nurgulakbal

Muallime Hanım ❤️ Künye Edebiyat E-Dergi Editörü 📚 Kutlu şehre aşık. Yeni'ye karşı değil nefesi Eski'de.. 😍 H&N💕 🇹🇷 !

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: