Çok küçükken tatmışım sevgisizliği. Haberim yokmuş o sıralar, herkes böyle sanmışım, herkes böyle sevgisiz. Yıllarca alışagelmiş içimdeki sevgisizlik. Görene kadar sevgi dolu insanları devam etmişim. Onlar çok gariptiler, gözlerinin içinde bir pırıltı vardı onların. Gülümserken içtendiler. Uzun zaman sonra anladım. Sevgisizlik bana çokça şey kaybettirmiş. Uzun zaman sonra anladım sevgisizlik, bir virüs gibi sinmiş bedenime. Çocukken bilmezdim. Çocukken masum sanırdım insanları, insanları severdim, onları öyle kabul ederdim. Ben daha çocukken kaybetmişim hayatın büyük anlamını.
Gülmeyi ayıp sanıp saklanmışım en neşesiz yanıma. Öyle yapmayı sevmişim. Her duygumu gizlemeyi öğretmişler bana, beni ‘kimse seni anlamaz’ larla büyütmüşler. Anlamaz kimse, anlamıyor kimse beni. Ben büyüdüm çocuk kalmaya hasretle büyüdüm. İçimde bin defa sevgisizlikten ölüp aynı yerden yeşeren çocuklar büyüttüm. Beni anlamayı öğrendim. Kendimi sevmekle iyileştirdim. Hayatımın anlamını tamir etmeyi öğrendim. Bana benden zarar gelmeyeceğini öğrendim. Tüm sevgisizlere inat direnmeyi öğrendim. Onları onların sevgisizliğinde bırakıp önüme bakmayı öğrendim. Sevgimle Kalem kullanmayı öğrendim. Sevgimi yazıya dönüştürmeyi, başarılı olmak için değil, beni sevgisiz bırakmasınlar diye yazmayı öğrendim. Kalabalık olmak istedim, içimin çocukları solmasın diye direnmek tek yoldu, belledim. Şimdi tüm sevgisizlerle benim işim. Onları yok sayıp yeni çocuklar bulmakta. Onların anlamayacağı yeni anlamlar aramakta. Onlar öyle istiyor diye değil. Sevgisiz kalmak istemeyen her çocuk adına!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: