Bir kapı açılır, bir kapı kapanır. Kapı denince aklımıza çeşitli şekillerde dizayn edilmiş ve girişi çıkışı sağlayan ve çeşitli malzemelerle yapılmış bir araç gelebileceği gibi, insanın hayatında iniş çıkışları ya da anda kalışları da sembolize eden bir ifade de gelebilir. Bu tamamen insanın algısı ile şekillenir. Hayatımız da böyle değil midir? Benim “yaşamak” dediğim bir başkasına “yaşamamak” gibi gelebilir. Hayatımızın zor zamanları olabildiği gibi, güzel ve meyvesi bol zamanları da olabilir.

     Korona salgını döneminde evlerimize kapandık. Bu zor dönemde yaşantımızda birden çok kapı kapandı ve zorunlu bir kapanıklık hali yaşıyoruz ya da bunu öyle algılıyoruz. Bu dönemde kapanan kapılar bize bir şeyler öğretmeye çalışıyor olabilir mi? Evlere kapanma halinde, kendimize dönüş yaşıyor olabilir miyiz? Yapmadığımız, kenara köşeye ittiğimiz alışkanlıklarımıza dönüyor olabilir miyiz? Özlemlerimizi daha yoğun ve içten yaşıyor olabilir miyiz? Sevdiklerimize verdiğimiz değeri daha iyi anlıyor olabilir miyiz? Yaşantının sadece alma verme düzeni içinde gitmeyeceğini görüyor olabilir miyiz? Şifanın kaynağının içimizden geldiğini görüyor olabilir miyiz? Temelde kendimizi, çevremizi ve ailemizi sorguluyor olabilir miyiz?

     Yaşamda zaman hızlı akıp geçiyor ve hayatlarımız hep bir koşuşturma halinde… Hep bir yere, işe, eve, çocuğa, aileye, eşine, annene, babana, markete, parka, doktora, AVM’ ye, arkadaşa, hayvanlara yetişme halindeyiz. Gün bitene kadar oradan oraya koşturmuyor muyuz? Koşturduğumuz her şey bir kapıyı sembolize ediyor olsun. Şu an bu kapılardan bazıları kapandı ve kendi özümüze dönme vakti…

     Öze dönmek zordur belki bazıları için. Kim bilir içinde neler var. Şu ana kadar kendinden korktun, kaçtın; görmek, dokunmak ve hissetmek istemedin. Hep bir başka kimlikte gezmek sana iyi geldi. Rollerini farklı yaşamak… Ama artık doğa sana diyor ki: “Kendine gel, özüne dön, kendini sorgula… Buna hazır mısın? Buna hazırlan ve kendinle barışmaya, kendini fark etmeye başla. Sen bu hayatta ne istiyorsun? Kapanan kapıların ardında kalmak ve yaşamaya oradaki kimliğinle mi devam etmek yoksa çabalayarak biraz daha farklılaşmak mı? Çabalayacak gücün var mı ya da cesaretin? Özgürleşmek ve diğer kapıları açmak için kendine dönmelisin. Kendi acılarını, yaralarını sarmalısın ve çabalayarak diğer kapıları açmalısın. Bu zor değil sadece cesaret ve çaba istiyor. Her insan bu arınmışlığı yaşanabilir yeter ki istesin. Sanırım kilit kelime “istemek”… Hayatımızda neyi ne kadar yürekten istersek o kadar çabuk gerçekleşir. Peki, ya sen kapanan kapılardan sonra açılacak yeni kapıdan geçmeye istekli misin? İstekliysen eğer önünde duran engelleri rahatlıkla aşabilirsin.

     Şimdi neredeysen bir dakikalığına yaptığın şeyi bırak ve gözlerini kapa. Sadece etraftan gelen sesleri dinle. Onlar sana ne diyor, ne hissediyorsun? Hayatın içinde o anda kalmayı hedefle, yavaşla ve yavaşlat… İşte o zaman motive olacaksın ve kendine ait farkındalıkların gelişecek, kendinde yeni kapılardan geçmek için cesaret bulacaksın. Hayat çok kısa değil mi? Geçmiş yaşandı ve bitti, geleceği bilmiyoruz. Bize verilen ne ise şu anki zamanda… Lütfen, dur artık ve kalbini “şimdi”ye getir. Kendine iyi bak güzel insan. “Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni.”

By MÜGE

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: