İntihar; bir kimsenin toplumsal veya ruhsal sebeplerin etkisiyle yaşamına son vermesidir. Gerek toplumsal gerekse özel sebeplerden dolayı bir kısım insanlar çaresiz kaldığında, daha doğrusu ‘’her beterin vardır bir beteri / ne zaman çaresiz kalsam mutlaka vardır benden daha kötüleri’ deyip, sabır dairesine giremediğinde, sığınacak doğru limanı bulamadığında bu acı ve tehlikeli yolu kurtuluş reçetesi olarak algılamaktadırlar. Aslında intihar kelimesi Müslüman ülkelerin pek alışkın olduğu bir kelime değildir. Çünkü Müslüman inancı gereği doğuştan yatalak olsa da ahiretteki mükâfatını ümit ederek sabretmesi gerektiğini düşünürken, diğer taraftan her şeye sahip olsa da bu nimetlerden dolayı sorumlu olduğunun bilincinde olup şükreder, sabreder. Uzmanlara göre bunalıma giren ve intihara karar veren kişinin ilk 12 saniyesi çok önemlidir. Tabiri caizse bu saniyelerde beyin durar ve intihar olayı gerçekleşir. Hâlbuki Allah’ın verdiği canı Allah’tan başkası alamaz. Ama maalesef son yıllarda belki de iletişim araçlarının çoğalmasıyla intihar olaylarında artış olduğunu üzülerek gözlemliyoruz. İsveç’te; özendirici olmasın diye televizyonlar intihar haberlerini vermiyor. Gazeteler yazmıyor. Vereceğim örnek ne derece doğru olur bilmiyorum ama benim çocukluğumda köyümüzde Deli Ahmet diye biri vardı. Çocuklar ‘DELİ, DELİ’ deyip kızdırmak için taş atardı. Bazen de köyün yetişkinleri takılmak için (şimdi ne kadar yanlış olduğunu görüyorum) ‘Çocuklar Ahmet dayınıza taş atmayın’ deyince, bizim Deli Ahmet dayı bunu diyenlere ‘ AKILLARINA GETİR AKILLARINA DİYE, KALDIRIP SÖVERDİ’ yazılı veya görsel medyada boy boy intihar haberlerini görünce ‘acaba bilmeden özendiriyoruz, akıllarına mı getiriyoruz?’ diye hep düşünüyorum. Bilmiyorum sizler ne dersiniz?

 

Dünya da intihar olaylarının en çok yaşandığı ülkelerden biri de İsveç’tir. Kişi başına düşen milli gelir çok yüksektir. Öyle ki anne karnındaki çocuklara bile daha doğmadan maaş bağlanır. İnsanlar her şeyin kaşıkla ağzına verilmesine alıştırılmış olup, bütün sorunların çözümünü devletten beklemektedirler. Anadolu tabiri ile bir elleri yağda, bir elleri baldadır. Aç değiller, açık değiller. İstediği her şeye sınırsız ulaşabilirler ama mutlu değiller. Yaşamın olumsuzluklarına karşı dirençli değiller. Tabiri caizse yabancılar olmazsa sokakta güler yüzlü insana rastlamak belki de mümkün olmayacaktır. ‘Her şey var bir şey yok. Stresteyim dostum streste’ misali stresten kurtulamıyor ve bazen hayatının baharında, bazen de ahirinde çözümü intiharda bulacağına inanıyor. Kimi 7 ‘sinde kimi de 70’sinde de canına kıyıveriyor.

                                                                             

Mesela TUİK 2013 yılına dair intihar istatistikleri verilerine göre, geçen sene 3189 kişinin intihar etti. İntihar edenlerin % 72,7 erkekler % 27,3 kadınlar. Emniyet raporlarına göre yılda ortalama 1100 kişi cinayet kurbanı oldu. İntihar ederek yaşamına son verenler cinayet kurbanı olanların üç katını oluşturuyor. Bu da demek oluyor ki, intiharlar cinayetleri sollamaya başladı. Yine TUİK raporlarına göre en fazla intihar, 75 ve üzeri yaş grubunda görülürken, en az ise 35-39 yaş grubunda görülüyor. İntihar sebeplerine bakıldığında % 53,8 sebebi tespit edilemedi. % 16,1 hastalık, % 9,3 aile geçimsizliği, % 6,9 geçim zorluğu, % 3,3 hissi ilişki ve isteği ile evleneme, % 1,9 ticari başarısızlık, % 0,5 öğrenim başarısızlığı olarak görülmektedir. (Her yıl bu verilerin dağılımında değişiklik gözlenebiliyor)

 

Yine aynı rapora göre; % 50,9 kendini asarak, % 25,5 ateşli silahla, % 9,4 yüksekten atlama ve % 6 ise kimyasal madde kullanarak intihar etti. İntihar edenlerin eğitim düzeyine bakıldığında; %38,4 ilkokul, % 10,4 ilköğretim, % 9,9 ortaokul, % 14,2 lise ve dengi okul mezunu takip etmektedir. Medeni haline bakıldığında % 48,8 evli, % 38,4 hiç evlenmemiş, % 5,6 boşanmışlar görülmekte olup, genel olarak bakıldığında her 100 bin kişiden 4 tanesi intihar etti. 2013 yılında Çorum’da da 28 kişi intihar etmek suretiyle yaşamına son verdi.

 

ÖZETİN ÖZETİ:  Geçmişe göre imkânlarımız daha iyi. Fakirinden zenginine kadar çocuklarımızın karşısında el pençe duruyoruz. Birçok talebini istemeden sunmaya çalışıyoruz. Ama yine de çoğu zaman memnun edemiyoruz. Öyle bir hale geldik ki en büyük nimetin sağlıklı yaşam olduğunu unutup, ceviz kabuğunu doldurmayacak şeyleri kafaya takıyoruz. Takmakla kalmayıp büyüttükçe büyütüyoruz. Akıbet günden güne mutsuzluk deryasının kenarında dolaşıyoruz. Bazen de ayağımız kayıp içine düşüyoruz. Tabi bunların çok çeşitli sebepleri var. Önceden evlerimizde misafirler eksik olmazdı. Çocuklar özel sırlarını amcasıyla, teyzesiyle paylaşırdı. Belki de bu paylaşımlar günümüzdeki PSİKOLOGLARDAN daha çok etkiliydi. Her şeyden önce samimi dostluklarımız zayıfladı. Komşular yabancılaştı. Gecenin yarısında sıkıntımız olsa çekinmeden alo diyeceğimiz, kapısını çalacağımız dertleşeceğimiz akrabalarımız dâhil kaç arkadaşımız, dostumuz, komşumuz var? Diyeceksiniz ki, ‘hocam boş ver, kapısını çalacağımız yok ama sosyal paylaşım sitelerinde onlarca SANAL DOSTLAR (!) var… Öyle ki en sıkıntılı anda bir merhaba deyince usanmadan bıkmadan sabahlara kadar sohbet ediliyor. Dertlere derman aranıyor… Akıbet, Oh en iyi dostu buldum derken reklamlar bitiyor ve uçuruma yuvarlanıyor’ Büyüklerimizin ifadesiyle; Allah akılı fikirden ayırmasın. Kimseye intihar acısı yaşatmasın.

*

STRESTEYİM STRESTE

 

Herkes tutturmuş bir yol 
Ne ben söyleyeyim, ne sen sor 
Stresteyim, dostum streste 

Çağımızın hastalığı bu 
Bilmem insanlara ne olu 
Stresteyim dostum streste 

Mutsuzluk için bahane çok 
Her şey var, bir şey yok 
Stresteyim, dostum streste 

Param, pulum malım var 
Rahat değilim canım dar 
Stresteyim, dostum streste 


Ölüm gelecek erde geçte 
Düzen kalmadı bu gidiş te 
Stresteyim, dostum streste 

 

Anası da, kızı da streste

Anlaşılan bir şeyler var bu işte

Stresteyim, dostum streste   

 

 Emekliyim,  işim rast gitmiyor

 Evlendiler çocukların derdi bitmiyor

 Stresteyim, dostum streste 

        

 Nikâh ta bir ömür diye karar kılınır

 Üç ay geçmeden cüzdan fırlatılır

 Stresteyim, dostum streste 


Uzun görülen ömür fani, dünya yalan

Stresteyken doğurmuş beni anam

Stresteyim, dostum streste 

 

Gelene ağam, gidene paşam

Sarmıyor işte bu âlemde yaşam

Stresteyim, dostum streste     (Mahir Odabaşı)

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: