Devrim AKTÜRK

Sinema endüstrisinin temel pratiklerini yapım, dağıtım ve gösterim ağları oluşturmaktadır ve sinemanın icadını izleyen ilk yıllardan itibaren uluslararası bir niteliği olmuştur. Bu nedenle eğer bugün bir ülke sineması analiz edilmek isteniyorsa ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleşen birçok olgunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

 

Yüzyıllık serüvenine bakıldığında Türkiye’de sinemanın bir endüstri olarak kabul edilmediğini, sektörde finansal sorunların aşılamadığını ve sinemayı teşvik etmek amacını taşıyan bir devlet politikasının bulunmadığını görmekteyiz. Türk sinemasının bir makro program çerçevesinde ele alınmaması sonucunda uzun yıllar sponsorluk sisteminin kurulamamasından vergilendirme sorunlarına, film dağıtım sektöründe yabancı şirketlerin egemenliğinden salon, seyirci, eğitim, teknik altyapı, örgütlenme vb. gibi konularda görülen aksaklıklara kadar birçok problem aşılamamıştır.

 

Bu bağlamda, bu çalışmanın konusunu, Türkiye’de 1980 sonrası sinema politikalarının incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, Türk sinemasında 2 ekonomik ve kültürel alanları kapsayan bir makro programın oluşturulmasının önündeki engelleri tartışmaktır. Çalışmada uzun dönemli destek politikaları ile Türkiye’de bir sinema endüstrisi kurmaya ve sinema kültürünü korumaya yönelik çabaların neler olabileceği üzerine düşünülmektedir.

 

Son yıllarda, özellikle 1990 sonrasında, üniversitelerde sinema alanına ilişkin yapılan çalışmaların sayılarındaki artışın bu alandaki boşluğu doldurmaya başladığı görülmektedir. Geçmişte bu anlamda Türk sineması tarihi üzerine odaklanan çalışmalar günün önemli yönetmenlerine yönelmesi açısından sorunludur ve geçmiş dönemlerin salt bugünkü önceliklerle anlaşılmaya çalışılması da yanlış olacaktır.

 

Bir asırlık serüveni içerisinde Türk sineması deneme-yanılma yoluyla üretim yapmaya çalışan bir sinema olmuştur. Bu süreçte sinema birçok soruna karşın ayakta kalmaya çalışmıştır. Bu sorunların birçoğu devlet kaynaklı olmakla birlikte sektörün kendinden kaynaklanan ve uluslararası çıkar ilişkilerinden doğan sorunlar da söz konusudur. Bu sorunlar şöyle sıralanabilir: Mevcut sinema yasasının olmaması ya da böyle bir yasanın gerekli olup olmadığı, devletin sinemayla olan ilişkisinin daha çok denetime odaklanması, maddi sorunlar, gerçek bir sinema endüstrisinin kurulmamış olması, film ithalatı politikasındaki tutarsızlıklar, ulusal filmlerin pazarlanamaması, uluslararası pazara sunulacak nitelikteki filmlerin yapılmasına olanak tanıyacak uygun koşulların sağlanmaması, vergilendirmede görülen sorunlar, örgütlenmede görülen sorunlar, sinema emekçilerinin temel haklarından yoksun olmaları vb. gibi.

 

SODER (Sinema Oyuncuları Derneği) hukuki metinlerde sinemanın eğlence yerine kültür üreten bir sektör olarak vurgulanmasını, bir Sinema Müzesi, Sinema Arşivi, Sinema Kitaplığı kurulmasını arzu etmektedir.

 

Türkiye’de uzun yıllar sinema kültürel bir olgu 6 olmaktan çok bir eğlence aracı olarak algılanmıştır. Sinemanın halkın ucuz eğlencesi olarak görülmesi kültürel, sanatsal boyutların geri kalmasına neden olmuştur. Bu bağlamda sektörün içinden ve dışından olmak üzere sinema alanının Türkiye’deki eyleyenlerce nasıl algılandığı konusu önemlidir.

 

1980 sonrası dönemde uygulanan neoliberal yeni sağ politikaların, sinemada görülen politikaların oluşumunda eylem ve eylemsizlik bağlamında etkili olduğudur. 1980 sonrasında Yeşilçam’ın işleyişi değişmiş, 1990 sonrası dönemde ise Türk sineması ortak yapımlar aracılığıyla yeni bir deneyim kazanmaya başlamıştır.

 

Çalışmada, sinema politikaları ve film yapımcılığına ilişkin başlıca şu uygulamalara bakılmaktadır: Film yapımını teşvik etmeye yönelik düzenlemeler, sinema alanını düzenleyen hukuki metinler, vergilendirme uygulamaları ve bunlara ilişkin sorunlar, sektör çalışanlarının durumu ve sosyal güvence sorunları, ulusal film dağıtım politikası ve şirketlerin durumu, yabancı sermayenin ülkeye girişi ve film yapım-dağıtım-gösterim alanlarında görülen etkileri, yapımcı katkısı, devletin otomatik ve tercihli desteği, dağıtımcıların katkısı, yabancı yatırımcıların ve ortak yapımların katkısı vb. gibi film finansman girdileri, sinemanın kullandığı kredi sistemleri; kısa film, belgesel film ve çizgi film yapımının desteklenmesi, tanıtım ve pazarlama işlemleri, sinema salonlarının durumu, seyirci sayısı ve bilet fiyatları, 7 eğitim-teknik ve altyapıya ilişkin düzenlemeler, film denetleme işlemleri, sinema örgütlerinin işleyişini düzenleyen yasalar vb. gibi.

 

Politika analizi ile başlıca üç soruya cevap aranmaktadır. Birincisi: “Devlet ne yapar?” sorusudur. İkincisi, “Devlet bir şeyi niçin öyle yapar?” sorusudur. Siyasal sistemin özellikleri, var olan koşullar ve ekonomik, toplumsal, kültürel, yönetsel unsurlar devletin eylemi bağlamında etkili olabilmektedir. Üçüncüsü daha çok eylemin sonuçları üzerinde duran “Devletin yaptığı şeyin toplum üzerindeki etkileri nelerdir?” sorusudur.

Ülke sinemaları ele alınırken küreselleşme boyutu da dâhil edilerek bu ülke sinemalarının küreselleşme olgusu içinde yer aldıkları konumlara bakılmıştır. Aynı zamanda bütünlüklü bir bakış sunabilmesi ve gelişimlerin daha net bir biçimde okunabilmesi adına ülke sinemalarının tarihsel süreçlerine de yer verilmiştir.

 

Tarihsel bir çerçeve sunulduktan sonra Türkiye’de 1980 sonrasının koşullarına yer verilmiştir. 1980 sonrası, 12 Eylül askerî darbesiyle başlamış ve 10 sonrasında sinema politikalarının yapımında temel bir rolü bulunan yeni sağ politikalarla devam etmiştir. Bu nedenle 1980 sonrasının koşulları içinde ekonomik, siyasal ve kültürel değişimler göz önünde bulundurularak, sinema alanındaki aktörler ve onların eylemlerini etkileyen ve sınırlayan durumlar üzerine düşünülmüştür.

 

Çalışmada analiz için bakılan diğer bir çıkış noktası dünya üzerinde görülen belli başlı sinema politikaları olmaktadır. Bu bağlamda dünya genelinde kültürel yayılmacı ve kültürel korumacı politikaların geliştirildiği söylenebilir. Çalışmada, bu anlamda ABD, İngiltere, Fransa ve Avrupa sinema politikalarına yer verilmiştir. Bunların tercih edilmesi Türk sinema politikalarıyla olan etkileşimler nedeniyledir. Hollywood sineması sadece Türkiye’de değil hemen bütün dünyada egemen konumda bulunmakta ve diğer ülkelerin ulusal sinema politikaları üretmesi ya da üretememesi konusunda etkili olmaktadır. Ayrıca, Hollywood sineması dünya üzerinde kazandığı ticari başarıyla da incelemeye değer görülmektedir. Fransa’da, Hollywood rekabeti karşısında kültürel korumacı politikaların üretildiği ve bu anlamda kendine özgü duruşun Avrupa ülkeleri içerisinde yaygınlaştırılmaya çalışıldığı bir sinema politikası görülmektedir. Fransız sinema politikası Türkiye’de birçok çevrelerce önemsenen ve benzerinin uygulanması arzu edilen bir politikadır. 1980 sonrası Türkiye’de sinema politikalarının oluşumunda da bir etkiye sahiptir. İngiliz sinema politikası, hem Avrupa ile olan ilişkileri hem de ABD ile olan daha yakın ilişkisi bağlamında önemli bir örnektir. Ayrıca, Türkiye ve İngiltere’de 1980 sonrasında uygulanan yeni sağ politikaların, her iki ülkenin sinema politikalarında ne tür etkilere sahip olduğunu karşılaştırabilme olanağı tanımaktadır. 11 1980 sonrası sinema politikalarında etkili olduğu görülen diğer bir unsur ise Türkiye’nin Avrupa Birliği ile girdiği ilişkilerdir. Bu anlamda, yukarıda sayılan politikaların 1980 sonrası Türk sinema politikasının oluşumunda etkili oldukları çalışmanın varsayımları arasındadır. Özellikle Avrupa sinema çevreleriyle ve film ortak-yapım kurumlarıyla ilişkilerin Türk sinemasına olumlu yönde kazanımlar sağladığı düşünülmüştür. Bu politikalardan herhangi birinin evrensel ve genel geçer olduğu iddia edilmemekle birlikte, politikalar bağlamında Türk sineması için nelerin düşünülebileceği önemli olmaktadır.

 

Reklamlar

By devrimaktrk

Gazeteci ve Araştırmacı @hivru.kitap'ın Yazarı Sanal Azrail, Hivru, Ali Gaffar Okkan Filmleri'nin Yönetmeni @bilinc6fanzin'in İmtiyaz Sahibi Ata Üni./İ.F./RTS📻 📺

Bir Cevap Yazın