1960’lı yıllarda revaçta olan köy ticari faaliyeti idi. Şehirle bağ çok zayıf olduğu için köy bakkalı şehrin marketi gibiydi. Bizim köyde (Karakoyunlu İlçesi) bakkaliye çok güzel kazanç sağlayan bir iş kolu idi. Kendimi tanımaya başladığımda Iğdır ilçe merkezinde Karakoyunlu iş insanlarının diğer ticari kollarda uğraşmalarının yanı sıra pamuk ticareti ile uğraştıklarını da duymakta, görmekteydim. Bazı pamuk alıcılarının kendi namı hesabına pamuk toplayıp Adana’ya götürüp işleyip sattığını biliyorduk.Birde ayrıca bazı tüccarlar pamuk toplaması için kolçu tutmaktaydılar. Bu kolçular tek tek köyleri dolaşmaktaydılar. Köy halkından pamuk satmak isteyenlerin tarladan toplayıp getirdiği ve evde istiflediği pamuğa bakıp, ürünün kalitesini değerlendirip fiyat vermekteydiler. Kolçu olarak çalışan bu kişilerin kilo başına yüzde 10 gibi bir bedelle bu mesleği yaptıkları denilmekteydi.Karakoyunlu’lar da onlarca insan yaygın pamuk ticareti, kolçuluk işi ve pamuk işleme fabrikası çalıştırması nedeniyle ticaret çok canlı olarak sürmekte idi. Bu ticari zihniyetin gelişmesine de katkıda bulunmuştu bence. Bu ticari düşünce bakkal açma işinde de baskın oldu. Uzun yıllar bakkaliye çalıştıranlar vardı. Yaz ayları herkes tarlada, bahçede, yaylada olduğundan boşta bulunan kimse pek olmazdı. Bu nedenle de gündüzleri açan bakkallar genelde nadir olurdu ve tarla işi olmayan yaşlılar bulunurdu köyde.Kışın ise gece geç saatlere kadar açık olurdu bakkallar. Köy halkı orta yaşlar genelde ve yaşlı kesimden bazıları gelir bakkal dükkanı içindeki tahta çıkar oturur ve gece geç saatlere kadar sohbet edilirdi. Bazen akşam radyodan “burası TRT Erzurum radyosu, haberleri veriyoruz” derdi ve haberler bitene kadar kimseden ses çıkmazdı.

Haberlerden sonra halk edebiyatı romanlarından, Bostan ve Gülistan’dan, Hz. Ali’nin katıldığı savaşları anlatan kitaplardan, ya da Köroğlu’nun, Kerem ile Aslı’nın hayatını anlatan romanlardan bir bölüm okunur ve herkes yine can kulağı ile dinlerdi. Çok yaşlı olan kesim saat biraz ilerleyince uyumak için kalkar giderlerdi bakkaldan. Geriye kalan genç kesim de hemen bir iddialaşma başlardı. Örneğin “tarihi açık hava müzesi olan koç başlı mezarlığa gidip gelene kadar bir kilo portakalı kabuklu yiyebilene, peşine iki kilo lokum alacağız” diye iddiaya tutuşurlardı. Bazıları bakkala biraz daha uzak olan ve zaman kazanmak amacıyla “Rahmetli Atatürk’ün hediye ettiği ilkokula gidip gelene kadar bir kilo gofreti su içmeden yersem ardına iki kilo armut alırım” diye pazarlığa başlarlardı. Sonra iddiayı kazananlar lokumları, armutları alır orada bulunanlarla beraber yerlerdi. Kış günleri genelde halkta pek para bulunmazdı. yazın ekinleri bitmiş, ihtiyaçlar giderilmiş olduğu için pek sıcak para kalmazdı. İhtiyacı olan, paraya sıkışan bir hayvan satar ve harçlık ederdi. Küçük ihtiyaçlar için ihtiyaca karşılık ya biraz pamuk, ya buğday ve benzeri tahıl ürünü ile bakkal da takas yapılırdı. Çaresi olanlar,arası olmayanlar büyükçe her harfin yer aldığı alfabetik deftere isim açtırmakta aldıklarını deftere yazdırmaktaydı. Daha sonra o borçları toplamakta ayrı bir sıkıntı oluştururdu elbette. Ödemeyen veresiyeciler zaten göze görünmezdi. Borcuna sadık olanlar ise duyulan güven ve itimattan dolayı denilen miktara güvenir, asla sorgulamazdı.Bakkal dükkanının orta yerinde olan teneke soba arada bir kayısı dalları (çırpı) ile doldurulur ve çıngılar eşliğinde yanardı.Bakkalların bazıları ayrıca kışlık armut, üzüm temin eder yüksek tavanlı yelerden asarlardı. Kışın sararan armutlar satışa hazırdı ve özellikle hastalar için kışın tercihen alınırdı.Yazları Buz ihtiyacını gidermek amaçlı, kışın köy buzhanesine karlar doldurulur, işletici kişiler tarafından yazın halka satılırdı. Tarihi buzhane halen mevcuttur.1960’lı yıllarda Karakoyunlu da bakkallık yapan hatırladığım bazı şahısların isimleri; H. Yusuf Çallar, H. Kazım Çallar, H. Mustafa Alagöz, H. Feyzullah Taşbağ, H. Mürteza Polat (kasap-bakkal), H. Kerem Şıktaş, H. Halil Aras, H. Salih Şıktaş (terzi-bakkal), H. İbrahim Aras, H. İbrahim Çalışkan, Yusuf Topkaya (terzi – bakkal), H. Şükür Alım. İsmini zikrettiklerimin tümü hakkın rahmetine kavuşmuş kişilerdir, Allah rahmet etsin cümlesini. Karakoyunlu’nun kahramanları;İstiklal Harbi Gazileri; H. Abbas Akıcı, H. Ahmet Şıktaş, Emrah Güzel, Askeri birliği kurtaran Karakoyunlu muhtarı; Meşedi Ali Taşbağ,Ermeniye ilk kurşunu atan; İsmeyil Kalkan,Aras Türk Hükümeti silah nakil sorumlusu; H. Kerem Şıktaşİsimlerini unuttuklarım veya bilemediklerim de var elbette, yakınları kusura bakmasınlar. Uyarıda bulunurlarsa hemen yazıya ekleyebilirim. Emir ŞIKTAŞ

Reklamlar

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın