turkish tea set on table

Nice yuvalar yıkıyor içki, fuhuş, kumar / Dikkat et kardeş, çocuklarının ne günahı var?

*

Her gördüğümde / Ben daha gencim / Şimdi vakit ayıramam / Hele siz kıla durun / Ben yaşlanınca kılarım derdi./ Geçenlerde cami avlusunda gördüm / Herkesten önce gelmiş, en öndeydi / Sessizce yanına yaklaştım, kulağına: / Hani daha gençtin üstat diye fısıldadım / Galiba çok meşguldü, cevap vermedi / Zavallı belli ki, erken gideceğini hesap edemedi

*

Dostum, hem ağlama hem de ağlatma / Geniş ol geniş, ortamı daraltma

*

Öğrenci dedi: Anlat bana depremi anlat / Yangını anlat, ilk yardımı anlat / İhtiyaç halinde paniklemeden olayım rahat

*

Kim demiş kefenin cebi yoktur diye / Esas cep kefendedir, biline

*

Hayat bu daldan dala vurur / Yaş kemale erince insan durulur / Ömür biter elbiseler soyulur / Kefen giydirilir, kabre konulur / Münker – Nekir gelince korkulur / Sonuç şimdiden bilinmez ki, nasıl olur?

*

Kötü örnek örnek değildir / Lakin silinmez, hep bellektedir

*

Gün gelir insan / Öz kardeşinden / Annesinden, babasından / Eşinden, çocuklarından kaçar / Çünkü herkesin kendisine yetecek bir derdi vardır / Bu dert karşısında insanoğlu çaresiz ve naçardır / ……………… / Sen bizleri naçar bırakma Allah’ım / Huzuru mahşerde ağlatma Allah’ım

*

Annenin çektiğine, senin saltanatına bak / Bitmeyen istekler içinde ömrün harap

*

Uzağa atmak isterken yakına düşer / Unutmak isterken aklına düşer / Bu nasıl sevdadır böyle / Yokluğu ayrı, varlığı beter

*

Bebeler hastalanınca babalar sabaha kadar nöbet tutar / Yaşlılıkta babalar hastalanınca, torunlar kapıyı kapar

*

İnsanoğlu bu / Bakarsın hastalanır da bir hal olur / Sonra organı organa muhtaç olur / Cümle âlem aranır, bulunmaz olur / İnsanoğlu bu / Doğar, yaşar, ölür ve toprak olur

*

Özü tanımadan, kabuktan atmayalım, / Pişmiş aşa, bilerek soğuk su katmayalım / Dostlarımızı, menfaatimiz uğruna satmayalım / Hayat, hep kader çizgisinde gider unutmayalım

*

ODUN

Ben odunu,

Sade dağda olur sanırdım

Meğer yanıldığımı yeni anladım

Trafikte öyle odunlar var ki, yetişip sayamadım

………………………………………………..,,

Adam gelip ana giriş kapısı önüne park eder

Sonra da rahatça bilinmedik yerlere doğru gider

Ara tara bul bulabilirsen, öfkelenme yine sabır dile sen

Bende daat daat diye mahalleyi ayağa kaldırıyorum

İstemeden hastayı rahatsız edip, uyuyanı uyandırıyorum

Sonuç mu?

Vatandaş balkonlara, pencerelere çıkıyor, hiddetle bakıyor

Bahçedeki araç çıkamıyor, dışardakinin sahibi bulunamıyor

Hadi bundan da vazgeçtim, ya İtfaiye, ambulans lazım olsa

Bilinçsiz odunlar yüzünden, hasta ölse, apartman yansa

Sahi sorumlusu kim olacak?

Anlatsın bana, anlayan varsa

Benden tavsiye, arabayı park ederken sağına soluna bakıver

Zahmet olmazsa içerden camına bir telefon numarası takıver

Bunu da unuttun mu? Ben hata yaptım deyip, özür atıver

Bu millet o kadar da kötü değil, kızsa da yine de affeder

*hata yapınca kabalık yerine, özür dilemek erdem affetmek ise büyüklüktür.

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: