İnsan sürekli olarak hayaller kurup, hayatı üzerine planlar yapıp duruyor. Şunu yapacağım, şöyle yapacağım diye diye koskoca hayatını sadece hayalde, düşüncede kalan şeylerle doldurup boş bir şekilde yaşayıp gidiyor. Cesareti mi yok düşüncelerini eyleme geçirmeye yoksa eyleme geçmesi için imkanları mı yok insanın?
Cesaret var diyelim peki diğer seçeneği nasıl olduracak insan? Burada da devreye girecek olan şey bakış açısı olacak.
Bir diğer soru ise şu: İnsan neden şuan imkanlarının el vermediği şeyler üzerine hayal kurup plan yapar ki? Belki de artık ileriyi bırakıp eldeki imkânları değerlendirebileceği planlar, programlar yapmalıdır. Bu zamana kadar zaman israfından başka elinde bişey olmayan insan, ufak da olsa hayatında birşeylere dokunabilmelidir. Bir önceki gününü bugünden farklı kılmalıdır. Artık hayatına dair ilerleyebileceği bir adım atmalıdır. Kendine bunu borçludur insan. Ne zamana kadar bahanelerin arkasına sığınıp hayatını bir bitki gibi yaşayacak ki? Elbetteki bu şekilde uzun bir süre yaşayamaz. Bu insan doğasına aykırı. Yaşamamalı da zaten. İnsan bunun için gelmedi bu dünyaya. Birşeylere dokunabilmeli, en başta da kendi hayatına dokunabilmelidir. En basitinden aynanın karşısına geçip kendisine gülümsemesi, o gülümsemeyi hissedebilmelidir. İlk etapta ufak birşey gibi görünebilir ama bu ufak dokunuşlar kelebek etkisi yaratıp büyük değişimlere kapı aralayacaktır.
Çok klişe bir söz ‘Hayat kısa’ … Ama çok doğru bir söz. Hayat gerçekten de çok kısa ve bu kısa hayatı sadece hayal kurarak, gerçekleştirmediğimiz, gerçekleştiremeyeceğimiz planları yaparak geçirmek hayatımızı israf etmekten başka birşey değildir. Hayatımızın her saniyesi bizim için çok kıymetli olmalıdır. Ve bu her saniyenin hakkını vererek yaşamalıdır. Hemen, şuan dön ve kendine de ki : ‘Ben bu hayatın hakkını vererek yaşayacağım ve her anında kendime ve çevreme değer katarak ilerleyeceğim’.

Reklamlar

By Sümeyye

Nev'i şahsına münhasır bir insan 💫

Bir Cevap Yazın