Yaşar Özmen

(Ç.Türk Dili Dergisi, Eylül 2021 Sayı 403’te yayımlanmıştır.)

(Şiir Sarnıcı (e-dergi) Ekim 2021, 10. Sayısında yayımlanmıştır.)

Prof.Dr. İsmail Tunalı, Estetik Beğeni[1] kitabında şöyle bir tümce kurar: “Sanat eserini ontik bir bütün ve integral bir varlık olarak kavramak.” Ontik (varlıksal) bütünlüğü, ontolojik estetik araştırmaları da söyler. Ontolojik estetik konusu içinde bir yapıtı “İntegral bir varlık olarak kavramak” sözüyle ne anlatılır? Bu konuyu açıklığa kavuşturamadığım için beni uzun süre düşündürdü ve araştırmaya itti. Araştırmama karşın “İntegral bir varlık olarak kavramak” sözüyle neyi kastettiğini hiçbir kaynakta bulamadım. (Belki vardır.) 

İntegral, Türkçeye aynı kitapta ‘bütünsel’ anlamında çevrilmiştir. İntegrali, bütünsel anlamında ele aldığımızda tümcede bir yineleme oluyor. Bu yineleme olamayacağına göre altında başka bir şey olmalı” kuşkusu doğurdu. Çeviri yanlışı olabilir mi, diye düşündüm.

İntegral, matematiksel bir terimdir. Karmaşık işlemlerin, diferansiyel denklemlerin çözümünde kullanılan bir yöntemdir. Başka bir söylemle, “Bir ya da birden fazla fonksiyonu ve bunların türevlerini ilişkilendiren işlemlerde kullanılan karmaşık bir çözüm yoludur.[2]” Herkesin anlayabileceği şekilde açarsak integrali, mevcut ölçü birimleriyle ölçemeyeceğimiz bir alanın hesaplanmasında kullanılan bir yoldur, diyebiliriz. Estetik değer veya sanat değeri, oldukça karmaşık ve çok değişkenli bir fonksiyondur. Bu, ancak integral gibi bir yöntemle çözülebilir.

Ontolojik ve psikolojik estetik araştırmaları, sanat yapıtının varlık tabakalarından oluştuğunu; bunların, nesnel ve duyusal alanları olduğunu söyler. Duyusal alanı, reel ve irreal alan olarak ikiye ayırır. Bunda bir sıkıntı yok, tanımlanabilir şeyler. Kolaylıkla anlaşılabilir kavramlar. Ancak integral sözcüğü, neyi veya neleri kapsamaktadır? Sanatla, estetikle ilişkisi nedir?

İntegralin en önemli özelliği, yukarıda da açıkladığım gibi, mevcut ölçü birim ve aletleriyle ölçülemeyen hesaplamalarda kullanılan bir yöntem olmasıdır. İşte ayrıntı buradadır. Sanatla ve estetikle ilişkisini buradan yola çıkarak kurmalıyız. Yapıtı integral varlık olarak kavramak derken, matematik bilgime dayanarak, yapıtın estetik değeri buna bağlı olarak da sanat değeri ölçülebilir, demek istediği sonucuna götürür. Veya ben öyle bir sonuç çıkardım. Aşağıda açıklayacağım sonuca göre haklı olduğumu gördüm. Bu tümce, en azından dünyada denenmemiş bulgulara ulaşmamı sağladı.

Şimdi, çoğumuzun uzak olduğu bilimsel terimleri bir yana bırakalım. Bu tümce, neyin önünü açar, neler getirdi, sorusuna bakalım. 

Araştırma ve okumalarım; sanat yapıtındaki varlık katmanlarının tanımlanabileceğini; bunların sanat bilimiyle çözümlenebileceğini; aralarındaki ilişki ve görevdeşliğin tespit edilebileceğini; daha nesnel bir estetik değer tespiti yapılabileceğini; sanat değerinin daha nesnel hesaplanabileceğini; bunlar için farklı yöntem ve tekniğin geliştirilebileceğini; gösterdi. Buradan, “Biz bir sanat yapıtını, öznelliği en aza indirerek daha nesnel bir biçimde nasıl çözümleyebiliriz, eleştirebiliriz” sorusu, karşımıza çıkmış oldu.  

‘Dünyada ölçülemeyecek hiçbir şey yoktur; yeter ki ölçü aleti ve ölçü biriminiz uygun olsun. Yapılamayacak hiçbir şey yoktur; yeter ki bilginiz yetkin olsun.’ Olay ve olgulara bu tümcelerdeki mantık üzerinden hareket etmek gerektiğine inanırım.

İşte, ‘Şiir Çözümleme Tekniği[3]’, diğer adıyla “Sanat Çözümleme Tekniği” bu düşüncenin sonucunda ortaya çıkan bir çözümleme sürecidir. Süreci kısaca tanımlamak dışında ayrıntıya girmiyorum. Bu teknik, bütün sanat dallarının eğitiminde, çözümünde ve eleştirisinde kullanılabilecek bir sisteme sahiptir. Bu yüzden, Şiir/Sanat Çözümleme Tekniği olarak da isimlendirilebilir.

Şiir, çoğu sanat dalının varlık yapısını üstünde taşır. Biçim, anlam, anlatım, ses gibi… İkincisi, gereci dildir ve dili birinci elden kullanan bir sanat dalıdır. Örneğin resmin gereci, ışık ve buna bağlı olarak renktir. Dolayısıyla resmin sanat dili, ikinci bir dildir. Bu yüzden, bu çalışmayı şiir sanatı üzerinde yapmanın, daha ayrıntılı ve kapsayıcı olacağını düşündüm.

Sanat Çözümleme Tekniği, katman yöntemiyle şiirin nesnel ve duyusal varlık alanlarının incelenmesi esasına dayanır. Şiirde olmazsa olmaz en az yedi katmanın varlığı üzerinden hareket eder. Bunlar; biçim, anlam, anlatım, ses, çağrışım, coşum ve estetik katmanlarıdır. Örneğin anlam katmanını incelerken bunu alt birimlere ayırmak gerekir. Anlam bilimde, gerçek anlam ve yan anlam açılımı gibi…  Ben de bu incelemede tabaka veya eksenlere ayırdım. Örneğin, anlam katmanında ‘üst anlam tabakası’, gerçek anlam tabakası veya ses katmanında ‘tonlama ekseni’, ‘ezgi ekseni’ gibi. 

Yedi katmanın incelenmesi ve açılımlarını yaparken sanat literatüründe tanımlanmamış iki kurama ulaştım. Bu kuramlar; insan beyninin çalışma sistemi, sosyal bilimler ve estetik biliminin ilişkisinden ortaya konmuş sonuçlardır. İnsanla yapıt arasındaki ilişki esnasında mutlak yaşanan, ancak sanat literatüründe tanımlanmamış oluş/işleyiş/olgulardır. 

Birinci kuram; ‘Rastlantısal Anlam Kuramı’dır. Anlam katmanında, rastlantısal anlam tabakasını incelerken rastlantısal anlamın bir kuram olduğu; denenebilir, izlenebilir, genellenebilir bir süreç olduğu sonucuna vardım. Bu tabakada iki durum vardır:

İlki, yapıtın okurda nasıl bir anlam oluşturduğunun tanımlanmasıdır. Yapıta verilmek istenen anlam ile okurun anladığı şey, her zaman birebir değildir. Okurun ulaştığı anlam alanı; daha geniş olabilir, daha çoğul bir olay olguya yönelebilir, daha dar olabilir veya yakınlık taşımasına karşın ilgisiz olabilir.  İşte burada okurun ulaştığı anlam alanı, rastlantısal bir özellik taşır. 

İkincisi; yapıtın bugünkü anlamsal değerinin gelecekte gelişen bilgiye göre farklı değer alabilecek olmasıdır. Anlam genişlemesine uğrayacak olmasıdır. Rastlantısal anlam kuramı, bu iki olguyu yanıtlayan bir süreçtir.

Diğer kuram ise Çağrışımsal İmgelem Kuramı’dır. Çağrışım katmanını alt tabakalara ayırdığımda, sanat yapıtıyla insan ilişkisinden doğan daha geniş boyutlu bir sürecin olduğu sonucuna ulaştım. Çağrışımın okurda yaratmış olduğu imgelem yelpazesi, yapıtın varlık katmanlarının gücü ve duygu değerinin yüksekliğine bağlı olduğunu gördüm.

Kuramlar ne işimize yarar? Aslında bu kuramlar, bütünlüklü bir sistemin alt parçalarıdır.  Bunları anlamanın yolu, sanatta var olan katman ve tabakaların incelenmesinden geçer. Bana göre bu kuramlar, sanatın öğrenilmesi, üretilmesi, eleştirilmesi ve sanat değerinin ölçülmesinde kullanılacak temel yollardan bir kaçıdır.

Özetlersek; Rastlantısal anlam kuramı, yapıtın okurda yarattığı etkiyi belirlemeye yöneliktir.  Çağrışımsal İmgelem Kuramı, sanatçının yapıtta yarattığı sanat değerini belirlemeye yöneliktir. Denemenin kapsamı bakımında bunları burada açıklamayacağım.

Yukarıda özet olarak açıkladığım çözümleme tekniği, kuramlar ve inceleme sonuçları; dil sanatlarında yeni bir sistemin daha önünü açmıştır. Bu da Katman Edebiyat Eleştiri Sistemi’dir. İzlenebilir, denenebilir, genellenebilir bir yapıya sahip olduğu için, ben buna, Katman Edebiyat Eleştiri Kuramı diyorum. Eleştiri kuramı, eleştirmenin öznel alanda hareket etmesini sınırlıyor ve olabildiğince delilli estetik yargıya varmasını sağlıyor. Teknik ve kuramlar, eleştirmenin şiirin sanat değeri hakkında yargıya varabilmesi için bütün soruları sanat bilimine göre yanıtlamasını istiyor. Şöyle de diyebiliriz: Eleştirmeni, sanat bilimi ve diğer bilimlere başvurmak zorunda bırakıyor. Sonuç olarak, sanatı; salt sanatın içinde değil, diğer bilim alanlarıyla eşgüdümlü ve eşzamanlı incelenmesini gerekli kılıyor. Bu durumda hem sanatı öğrenirken hem üretirken hem eleştirirken hem de estetik değerini belirlerken, ayağı yere basar verilere yöneltiyor. Örneğin şiirin estetik değeri hakkındaki yargı, incelemede ortaya çıkan kanıtlara bağlıdır. Öznel yargı gereken durumlarda ise, yine şiirin varlık katmanlarındaki bulgular ile kuramların sağladığı veriler, eleştirmenin şiir hakkındaki toplam kanısını oluşturuyor. 

Sonuç olarak bunlar, dipnotta verdiğim kitapta ayrıntılı açıklanmıştır. Bu konuyla ilgili kitaplarım, herkesin ulaşabileceği şekilde bilgisunarda yüklüdür.  Blok[4] adresimden okuyabilir veya sosyal medya hesaplarımdan PDF dosyasını indirebilirler.

Bunlar, şiirle/sanatla ilgili yeni bir sistem, yeni bir yaklaşım ve yeni bir bilgi kütlesidir. Sanatta denenmemiş bir teknik, bilinmeyen kuramsal süreçlerdir. Yanlışı da olsa, noksanı da olsa, bugüne kadar ortaya konmuş en yeni bilgilerdir. İncelenmesi, araştırılması, denenmesi ve diğer bilimlerle ele alınması gerekiyor. Benim gözümden olan kısmı, tamam olabilir ama göremediğim veya bilgi noksanım olan değişkenler gözünden de incelenmelidir. Bir kişinin üstesinden gelemeyeceği kadar çok değişkene sahip bir konudur. İrdelenmesi, geliştirilmesi, farklı disiplinlerin gözünden yaklaşılması; hem kuramsal hem de uygulamada Türk Sanatına önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.  Bunlar; öğrenme, inceleme ve yeni bilgilerin altında yatan gerekçeyi anlama çabası taşıyan; araştırmacı, eğitimci, şair ve yazarları beklemektedir.   Yaşar Özmen, 22 Temmuz 2021


[1] İsmail Tunalı, Estetik Beğeni, Remzi Kitabevi, 2. Basım, Sayfa:26

[2] Wikipedia…

[3] Yaşar Özmen, Saf Sanattan İnsana Şiir Çözümleme Tekniği ve Şiir Eleştirisi, Trend Yay., 2018

[4] Blok Bağlantısı: https://siirsarniciyasarozmen.blogspot.com/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın