Çok bekledi, Sonra bildi ki beklemek, gönlün kirasıymıș…


Ter içinde uyandı. Etrafına baktı. Sormaya başladı: “Süleyman nerede?” Bu rüya olamazdı. Süleyman’ın bu kadar yakın olduğu bir rüya nasıl hayal olsundu? Yıllaca aradı, dua etti. Bulmaya karar vermişti bir kere: Allah izin verirse bulacaktı. Çevresinden sorunca gülüșmeler duyuyordu. Yüzüne karşı: “Bu sadece rüya…” seslerini duyuyordu. Pes etmedi. Aramaya devam etti. Her gelene sormaya başladı: “Süleyman nerede?” Sonra bir ses işitti: “Sen Süleyman’ı aramıyorsun. Senin aradığın Hüda’dır. Sana rüyanı gösteren, sana dua ettiren Hüda’dır. Senin söylediğin şiirlere Süleyman vesiledir, yazdığın Hüda’dır. Aratan O’dur, verecek olan da O’dur.” İrkilerek baktı aynaya. Bu zamana kadar dua etmişti. Bu dualarla Allah’a daha da yaklaşmıștı. Aradığı Süleyman olsa, Süleyman’ı bulunca geçecekti. Ama o geçmesini istemiyordu ki. Aramayı sevmişti. Dua etmeyi, sabretmeyi sevmişti. Ümit etmeyi kendisine sevdiren o Zât’ı sevmişti. Farkında olmadan Rabb’i, ona kendisini daha çok sevdirmiști. Bu sefer ümidini kaybetmeden yönünü Hakk’a çevirdi. Dedi ki: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, niyet ettim Seni bulmaya. Gözüm çevirdim Sana. Yüreğime söz verdim Seni almaya. Yüzüm kalmadı Senden gayrısını aramaya. Razı et gönlümü ya Allah! Yalnız senden ummaya, razı et Ya Mevlânâ…”
Kararını vermişti. Bu dünyaya boşuna gelmemişti ve bunu yeni idrak edebilmiști. O’nu tanımaya söz verdi. Nerede tanıyacağını bilmeden tanımak istedi. Sonra buluta baktı: muhteşem bir sanat gördü. Yediği yemeğe baktı: Kainatı eşsiz bir mutfak gördü. Her şey O’nu haykırıyordu. Ve o bu sesleri yeni duymuștu. Bu hayvanat, bu nebatat boşu boşuna yaratılmıș olamazdı. Havaya baktı: yazar bozar bir tahta gördü. Her sesi olduğu gibi duymaya, nefes almaya, yaşamaya elverişli bir hava, sahibini tanıtıyordu. Bir Süleyman’la başlayan bu yolculuk, doksan dokuz ismin sahibini aramakla devam etmişti. Aramak, aradığını bulmak, buldukça hayatı anlamaya dönüşmüştü. Ne mutlu arayanlara, ne mutlu bulanlara… İşittik ve İtaat ettik: Semi’na ve ata’na...

Gerçek bir hikayeden esinlenilmiștir.

Reklamlar

By Sena Teper

Sanat Tarihi Öğretmeni, Çocuk Gelişimci, Yazar

Bir Cevap Yazın