Bugün, kırmızı şiir defterime, renkli umutlu dizeler yazacaktım. Aylar, yok, yıllar sonra belki, güneşe günaydın diyerek başlamıştım güne. Sabahın erken saatlerinde yağan hafif bahar yağmurunda yürümüş, adetim olmadığı halde, havadan sudan konularda gevezelik etmiş, zihnimde şakıyan kuşları evet, hayretle dinlemiştim, ben, bugün…

“Büyüyemeyen çocuklar gibiyim”

İlk dizesi olacaktı, kırmızı şiir defterine yazacağım şiirin. Sonra ay’dan bahsedecektim, yarı aydınlık, yarı karanlık bir gecede keyifli türküler söylemek gibi bir aydan ve anılara dönüşecek an’lardan bahsedecektim bir şekilde. Epeydir uzak kalmıştım hayal ikliminden, dağlardan, çıngırak seslerinden, yeşil, yemyeşil çam ormanlarının içine uzanan patikalarından çocukluğumun…
Yarım bir gülümsemeyle kal-a-kaldım…

Kar yağdı zihnime, boşver dedim. Ama kötü rüzgâr esmeye başlayınca camlarımda uğuldayınca yani, soğuk ve ıssız ve dolanmış bir yün yumağı gibi yani kördüğüm gibi hissedince “kes” dedim. Bırak bu umutlu, çiçekli otlu böcekli bahar havasını, kısa kes… Ne bu memleket senin, ne de bu bahar. Öyleyse anneni ara ve boğulmadan hıçkırıklara bir kaç laf et, anne sesi dua değilse, nedir?

Çiçekli yollarına kar yağdıran sabah sevincimi elinin tersiyle iten rüzgar, kötü rüzgâr, akşamın alacasına evirdi beni, baykuş sessizliği ve yarısı karanlık ay, ve anne seslerine bir yenisini eklediğim an-ı şifa… Ve bugün, kırmızı şiir defterine yazamadığım şiirin ilk dizesi:
“Büyüyemeyen çocuklar gibiyim.”
(Habibe Poyraz Gündüz)
.
.

Reklamlar

By Habibe Poyraz Gündüz

Edebiyat Öğretmeni, yazar, şair Instagram @defterh

Bir Cevap Yazın