Site icon KÜNYE ONLİNE

PORTAKAL ÇİÇEKLERİ

Reklamlar

Portakal çiçekleri bakışlarında açmalı. Sen, bahtıma inat, denize karşı yüzün. Hava rüzgârlı, duyuyorum, eteklerin hışırdıyor. Birazdan yağmur yağacak. İyi. Ağladığını görmeyeceğim. Ellerin… İki beyaz köpük… Serkeş ve avare. Ne yapacaklarını onlar da bilmiyorlar. Saçların veda edemeyen yüzünde gölgeleniyor.
-Çocukluğumuzun baharlarında, sen bana papatyalardan taç, portakal çiçeklerinden kolye yapardın. Bahçedeki dut ağacının dallarına kurduğumuz salıncakta sallanırdık. En çok ben sallanırdım. Gene de sık sık huysuzlanır, küserdim de sen gönlümü almak beni güldürmek için çırpınırdın.-
Birazdan yağmur yağacak dağ ve denizin kavuştuğu bu şehre. Sen aldırmıyorsun ıslanacağına. Yağmur şiddetlenecek oysa, çıngılanacak taş döşeli sokaklarda. Sesleri, sis gibi dağıtacak. Kulakların uğuldadı dalgaların çarpıntısından, farkında değilsin. Yüzünü dönsen benden yana, anlayacaksın sana bir daha hiç küsmeyeceğimi. Ama sen -dedim ya- vedaları sevmezsin.
Yeşilin tüm tonlarını, denizin kokusunu, martıları ve yusufçuk kuşlarını, sabahları balık satan seyyar balıkçıların atlarının ayak seslerinin ahenkli tıkırtılarını, dört mevsim gül kokan bahçelerini şehrin, baharı, hep baharı ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen yazı senin payına bırakıyorum.
Benim payıma düşen yollar tehî ve ebedî… Sonunu bildiğim, beni ıstıraba ve yalnızlığa, gurbete ve firkate götürecek yollar. Portakal bahçelerinin ve denizin renginin bulunmadığı, dut ağaçlarının, salıncakların ve çocukluğumun hayal olduğu, çorak ve ıssız bir menzile götürecek yollar.
Gidiyorum. Sana hiç bir şey bırakmadan ve her şeyi sana bırakarak. Hiçliğin her şey, her şeyin bir hiç olduğu; ayrılığın vuslat, gurbetin vatan olduğu yere gidiyorum. Portakal çiçekleri bakışlarımda açmalı…
(Habibe Poyraz Gündüz)
.

Araç çubuğuna atla