Bu da nereden çıktı abi? Diye soranları anlıyorum. Ancak okulda çoğumuz “yükselme ve gerileme” dönemlerini filan duymuşuzdur da bu o “geçiş dönemi”ne benzer bir konudur desem başlık için kafi olur herhalde…

Çünkü bu dönemin bir de “kadın”ı var…

Nasıl mı?

Anlatacağım… anlatmasına da bunu size anlatmak zor olacak ya da siz anlatacaklarımdan çok şey anlamayacaksanız ama ben yine de deneyeyim şansımı…

Her ne ise, diğer tüm kadın tiplerinde olduğu gibi; “seksi kadın”, “tatlı kız”, “cici kız”, “fedakâr eş”, “akıllı kadın”, romantik bayan” -ki herbiri ayrı birer yazı konusu olur- geçiş dönemi kadınlarda ve belirleyici etken olarak onlara ihtiyaç duyan erkek modeli arasında yer alırlar.

Bu tip erkekler 5-6 yıllık bir ilişkiden yeni çıkmış, sorunlu bir evlilik yürütmeye çalışıyor, yeni boşanmış, aldatılmış, yani bir şekilde yaralanmış ve henüz yarasını saramamış kişidir!
Aslında zeki, hoş, iyi yaradılışlı olan bu erkek, yaşadıkları sonucu tehlikeli ve acı verici bir hal almıştır ve işte bu yüzdendir ki, saflıkları tutup kanmadıkça, tüm kadın tiplerimiz onlardan uzak durmayı tercih ederler –biri hariç-

Odanın diğer köşesinde ayakta dikilmiş: karizmatik, esprili, hoş, illaki zeki ve illaki yalnız kadınımız, “geçiş dönemi kadın”ı hiç dayanamaz bu erkek modeline. Hani bir de kendisi farklı, özel ve zeki ya…

Diğer cici kızlar ya da akıllı kadınlar gibi işlenmiş bir elmas değil, adeta bir tek kendisinin görüp de anlayabildiği kömür bulmalıdır! Nasılı, ne zamanı önemli değildir. Mıknatıs gibi çektiği, çekildiği bu erkek modeline aşık olur ve uzun süren bir ilişki yaşar… Yine nasılı, ne kadarı pek önemli değildir. Çok çok dolu, çok gerçekçi, tavanı daha tavan, dibi daha dip bir ilişki yaşanıyordur. Bu arada yaralı erkeğin yaraları itinayla açılıp el birliğiyle birlikte iyileştirilir. Ve erkek yavaş yavaş doğrulup, ayağa kalkar. Yine kadınımız bilinçli, erkek bilinçsiz anlarlar ki bir şeyler yavaş yavaş yitmekte ve bitmekte…

Artık ayakta olan erkek, kesinlikle yerdeki halini ve yaralarını görmüş bir kadınla olmak istemiyordur –belki farkında olmadan bilinçaltı ona, kendisini direkt ayakta, güçlü, “erkek” görecek başka kadınlar ısmarlamaya başlar.- Yine konunun nasılı, kimin ilk söylediği önemli değildir. Erkek ve geçiş dönemi kadınımız saklanan bir gerçeğin su yüzüne çıkmasından sonra ilişkiyi bitirirler! Aradan günler, aylar ve yıllar geçer geçmesine de kadında onulmaz yaralar açılmıştır. -Erkek o gittikten sonra sanmıyorum ki yalnız kalmış olsun, sanmıyorum ki yeni bir cici kız ya da akıllı kadın bulmamış olsun…- Arkaya dönüp baktığında son sevgilisini geçiş dönemi kadını olarak değil –iyi bir dost olarak tarihte yerini aldırmıştır.- ondan önce kendisini yaralayan bir kadın olarak hatırlar tabii. Ancak ondan her türlü manada faydalandıktan sonra o artık arınmıştır, daha güçlüdür ve geçiş dönemi kadınından ayrıldığından beri “Ohh bee!” erkek tekrar erkek olmanın farkındalığına kavuşmuştur.

Bizim kadınsa yalnız…

Ayrılığın vermiş olduğu hasretle psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır!
Peki bu çok mu?
Siz onu yine yere eğilmiş kömürleri ovuştururken görmeye başlarsınız..

Peki ama neden?

Neden geçiş dönemi kadını, onca kadın tipi arasında geçiş dönemi kadını olmayı seçer dersiniz? -ki genel de bu kadınlar gerçekten de bilinçlidir ve 2, 3 kömürden sonra bunun makus talihi olmadığı fikriyle barışmıştır-

Neden böyledir yahu?

Nasılı, zamanı ve ne kadarı hiç önemli değildir! Hatta “Neden”i de değildir.

O zaman bu da geçer…

Geçiş dönemi kadını olmak bazılarının kanında var. Çünkü onlar asla gerçekten seven erkeği, ona değer vereni, takdir edeni, özleyeni, bekleyeni bilemeyecek kadar zeki’dirler! Onlar için geçiş dönemi kadını olmak bu yapılarıyla bir kaderdir!
Allah kurtarsın mı denir?

Deniyorsa diyelim gene de…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın