Değerli şair yazar Fatih TEZCE’nin Rüzigar kitabı mahir bir rüzgâr estirdi içimde. Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında ruhuma, zihnime tat veren, ferahlık veren akıcı, sadece ve kolay üslubuyla rüzgar gibi okuduğum bir kitap.  Tıpkı kitabının adı olan Rüzigar’ın ilk etapta farklı bir anlam çağrıştırması gibi soyadı da ben de hep incelik, naiflik, zariflik anlamı çağrıştıran değerli Şair Yazar, Eğitimci Fatih TEZCE, kendi yatağını bulan, kendine has anlatımıyla kitaplarında Aşk, Hüzün, İsyan ve Baharı ele alıyor.  El sallıyor adeta bulutlara ve selam veriyor kuşlara. İşlediği konularla, olaylara ve olgulara yaklaşım biçimiyle anlam dünyasını savuruyor adeta. Kelimelerle ustaca yeni ve farklı anlamlar yüklüyor, Nesteren ve Rüzigar’da.

Hakkını teslim etmek gerekir ki Fatih TEZCE,  deneme türü olarak çok farklı ve özgün bir üslup kullanıyor ve özellikle Rüzigar’da çok iddialı bir çıkış yapıyor.  

Kullandığı dili ve konuları çok beğendim, çok tuttum, müthiş bir üslubu var, ilham kaynağı oluyor. İlk gördüğümde bu kitabı ben şiir kitabı sanmıştım ama okuyunca çok da yanılmadığımı gördüm, şiir kitabı değildi fakat şiir tadında denemelerden oluşuyor. Çok az yazılan, son zamanlarda neredeyse hiç rastlamadığım bir tür olan mensure türünde yazılmış 25 adet deneme yazısı var Rüzigar’da. Bu türde yazdığı için şairimizi kutluyorum, tebrik ediyorum. Açıkça itiraf etmek gerekir ki son zamanlarda okuduğum en enfes kitaplardan biri oldu. Okurken içinde kendimi bulduğum, daha bitirmemişken bazı kısımlarına geri dönüp tekrar okuduğum, bittikten sonra da bir daha okumak üzere kütüphanemde görünür bir yere koyduğum ender kitaplardan biri olmayı başardı. Okurken hiçbir yerin altını çizmedim çünkü hepisini bir daha okurum diye düşündüm. Hatta Mensure türünün en güzel örneklerini oluşturan bir üslupla yazılmış yazılar. Okurken haz verici, zaman zaman şiir tadı veren, zaman zaman öyküye evrilen ama hep canlı, kıvrak, akıcı bir ırmak gibi akıp insanın içinde kendine yol açan bir üslup var. Derin bir duyarlık, sade ve akıcı bir dille yazılmış, son derece başarılı denemelerden oluşuyor. Bu yönüyle şair daha ilk kitabında kendine has özgün bir üslup oluşturmuş bile. Bu türde yeni kitaplar yazması durumunda kalıcı, çığır açıcı bir yer edineceğini düşünüyorum ve bu açıdan da umut vadediyor aslında. 

Yeni üslup gibi yeni tanımlamalara da yer veriyor Şair: ‘‘Asri Pazartesiler, günün, gecenin, zamanın tükenişi senin boylu poslu heybetli yürüyüşünde saklıydı. Denizleri mavi gözlerinde toplamış adamlar ayrım yapmadan çekiştirdiler rüzgârı dağların eteklerinden.’’   

 Ruzigar ismini verdiği kitabıyla gerçekten de dünyayı, içinde bulunduğu devri, vakti geri çevirmek isteyen bir çaba gibi geldi bana.

Kitaplardan alıntılar: ‘‘Martıların aylakça gezdiği kasaba. Fırça izleri duruyor duvarda… O fırçanın asıl izi kalpte. Bunu kimse anlamıyor.’’

“Kasketli adamın kasvetli bakışı belki Anadolu’dur. Gözlerimizdeki yağmurları şımartan biri olmadıkça yazmanın da yaşamanın da takvim yaprağında yer kaplamaktan öte ne anlamı var,” diyerek insanın varoluşunun anlamını irdeliyor. (Rüzgâr)

‘‘Yan tarlalar uğrar mı sana gülüm

Çiçekler uyuklar mı saksılarda

uyanık kalalım

senle ben, ırmak ve ay ışığı (Nester, Sy.18)

‘‘Daha yaşlı gölgem var sende, gözlerine emanet

Çıra yayınlarından çıkan Rüzigar, Kırmızı Çatı’dan Nesteren Kitaplarını göndererek bu güzel sözleri okumamı sağlayan, bir nehrin akışı gibi, bu toprakları yeniden karar gibi anlam dünyasını yeniden karan, vakti yeniden serinleten değerli eğitimci arkadaşımız Şair Yazar Fatih TEZCE’ye kitaplarını adıma imzalayıp gönderme inceliğini gösterdiği için çok teşekkür ediyorum. Hak ettiği okurlara ulaşması dileğiyle, bereketli olsun.

daha sen olan yüzümdür sığınan aynalara.’’ (Nester, Sy.42)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın