İnsanları, olayları ve eşyayı duyularımızla algılar daha sonra onu zihnimizde şekillendiririz. Bu algılama biçimi tam olarak sübjektiftir ve kişiye özel bir durumdur. Karşımızdakini anlamak ve anlamlandırmak istiyorsak, sübjektiflikten kurtulup, görme, işitme ve dokunma duyularını bilinçli olarak harekete geçirilmesi gerekir.

Var olan bir durumdan aldığımız tüm tepkiler ve bilgiler bu üç duyguyu etkili kullanmaya bağlıdır. Bilim insanlarının açıklamalarına bakılacak olursa başta görselliğin daha sonra sesin ve hareketin anlama ve algılamada önemli olduğunu belirtmek gerekir.

Evet 20. yüzyılın önemli psikologlarından biri olan Alfred Adler’in doksanlı yıllarda okuduğum “İnsanları Tanıma Sanatı”, kitabına başlık olan sanat, sinir dili programlaması olarak dilimize çevirebileceğimiz NLP gibi disiplinler arası ve psikoloji ötesi sistemlerin uygulanmasından sonra ikibinli yıllarda sürekli gündemimizde yer alıyordu. Bu öyle bir hale gelmişti ki neredeyse tüm iş dünyasında, eğitimde veya devlet kurumlarında insanları tanıma, onun donanımları, becerileri ve zihinsel yapısına göre iş verme tercih edilir olmuştu.

İnsanları tanımada yapılan çalışmalar

Bugün Avrupa ve Amerika’da işe alımlarda herkese standart testler uygulanıyor. Özellikle Myers–Briggs Tip Göstergesi ve Herrmann Beyin Baskınlığı Aracı bunların en iyi bilinenleriydi. Diğer taraftan Robert Cooper ve Ayman Sawaf ikilisinin EQ Haritası ya da Florence Littauer’ın Kişilik Profili benzeri çalışmalarını da gözardı etmemek lazım.

İnsanları tanıma çalışmaları sadece yukarıda belirttiğim kişilerce yapılmış değildir. Milattan önce 400’lerde Hipokrat’ın insanları tanımak için bir liste geliştirdiğini biliyoruz. Yani, modern anlamda Carl Jung’un çalışmaları bu konuda etkili olmuş olsa da psikolojinin bir alt kolu olan “tipoloji” insanların görünüşüne bakarak sınıflandırmalarda bulunmuştur diyebiliriz.

Türk kültüründe ve atasözlerinde sık sık kullandığımız bir tabir vardır. Hani; “insan sarrafı, adam sarrafı” tanımı tam olarak işte bu insanları tanıyan bilen kişiler için kullanılır. Bu manada Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi’nin Marifetname’si hem tipolojiyi içine alır, hem de kişilikleri inceleyerek hepimize harika bir eser bırakmıştır.

Şimdi bu mini bilgilendirmelerden sonra “insan tanıma”da adı geçen sistemlerin işleyişine kısaca şöyle bir gözatıp bakalım…

Herrmann’ın Aracı

1995 yılında Amerika’da insan kaynakları konusunda yılın adamı seçilen Ned Herrmann, General Electric’te çalıştığı dönemden başlayarak “Herrmann Brain Dominance Instrument” (HBDI) Herrmann Beyin Baskınlığı Aracı’nı geliştirmiştir.

Dünya genelinde yaklaşık 4 milyon insana ve bin civarında şirkette uygulanan sistemde 120 soru yer alıyor. Bu sorular cevaplandığında bir insanın sağ ya da sol beyinli düşünme tercihi, kavramsal ya da deneysel düşünme tercihleri ortaya çıkar. Genellikle de bu tercihler belli mesleklere denk düşmektedir.

Mühendisler kendilerini analitik, matematikçi ve mantıklı olarak tarif ederler ve kendilerini sol beyin ürünü olarak kabul ederler. Sanatçılar ise kendilerini duygusal ve estetik sahibi olarak tanımlarlar, bu tanımlama sonucu sağ beyin ürünü oldukları ortaya çıkar. Teste tabi tutulan kişiler, zihinsel yapılarına uygun bir meslekte çalışıp çalışmadıklarını da öğrenme şansına sahip olmaktadırlar.

Kişilik değerlendirme testleri

Myers–Briggs Tip Göstergesi (MBTI) de Ned Herrmann’ın sistemi gibi dünyada en yaygın kişilik değerlendirme testidir dedik. Isabel Myers ile annesi Katherine Cook Briggs tarafından tasarlanan bu sistem, Jung’un çalışmalarına kadar dayanır. Bütün dünyada yaklaşık 5 milyon insana uygulanmıştır. Sistem 16 kişilik kalıbına göre oluşturulmuştur ve 4 farklı niteleme çifti kullanılır. Bunlar:

Duyumcular–sezgiciler, Hisliler–düşünenler, Yargılayıcılar–algılayıcılar, Dışadönükler–içedönükler sistemdeki ana tipleri arasında yer alır.

Hakikatte her insan kendine özgü ve özeldir. Herkesin yaşayış biçimi, öğrenme tipleri, alışkanlıkları ve beyin yapıları farklı farklıdır. Ancak böyle olmasına rağmen, yine de çoğunda benzer özellikler bulunur. İnsanları tanıma üzerine çalışanlar bu benzerlikleri bir araya getirmeye çalışmışlar. İşte Myers–Briggs sisteminde olduğu gibi kişilik tipleri burada da dört başlığa ayrılmıştır.
Peter Urs Bender’e göre de tipler dörde ayrılır:
Analitik, uyumlu, yönlendirici ve ifadeci kişilikler.
Florence Littauer’da da aynı ayrım geçerlidir: Popüler optimist, melankolik, güçlü klorik ve barışçı, soğukkanlı.

Her ne şekilde sınıflandırma ve tanıma yapılırsa yapılsın, bütün bunlar insanı daha iyi tanımak içindir. Çünkü 21. yüzyıl da herşey “insan odaklı” olacaktır.

Çünkü gün geçtikçe her manada azalıyorlar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın