Varlığıyla hayatıma anlam katan ey sevgili
Bana bugün mektup yaz
Ama uzun uzun yaz emi
Bana yokluğumu anlat
Sensizliğimi anlat bana
Sıkıntılarını yaz bana
Bensiz doğan güneşi
Çaya küskün şekeri
O güvercin beyazı ellerini anlat bana…

Bu gün bana mektup yaz ey sevgili
Ama uzun uzun yaz emi
Bana toprağa aşkla düşen yağmuru
Hani o kabartamadığın hamuru anlat
Okuduğun kitapları anlat bana
Ama atlamadan tane tane
Gün değmiş tenine
Kan dudaklarına sürdüğün ruju
Daktilomun basmayan tuşunu anlat bana…

Bu gün bana mektup yaz ey sevgili
Ama uzun uzun yaz emi
Maviyi kıskandıran gözlerini
Her gece Allahtan dilediklerini yaz
Çocuk ilk adımını atımı
Baba dedi mi onu anlat bana
Pencerenin önüne konan kuşu
Çıkamadığımız yokuşu anlat…

Bana bu gün bir mektup yaz ey gözleri gülenim
Uzun uzun yaz ama
Geceden bahset bana
Sol yanının boşluğundan mesala
Gördüğün rüyaları anlat bana
Havadan sudan bahset istersen
Ama yalvarıyorum sana
Bu gün bir mektup yaz bana…

Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
01. Haziran. 2021

UZAĞI YAKIN EDEN SADECE DUYGULARDIR
Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın