yine kabuğuma çekildim
kaplumbağalar gibi
sırtımda taşıyorum
içimi dışımı
kırılan kolumdu
yen’e yükledim
çalınan ömrümdü
kadere yükledim
can kenarı kalmamış
cam kenarına oturdum
kahvem sigaram
bir de daktilom
ses kesilir
iç’e dönerim
daktilomla konuşur dinlerim
dalarım pencereme
turuncudan kızıla
maviden turkuaza
göğü dökene kadar
cama düşen her damla
içimi ıslata ıslata
kilometrelerce gurbete
bırakır
kırlangıç olurum
konarım camının
pervazına
izlerim damlaların
gamzene doluşunu
içim yanar
kırıklara razıydım
biraz ekmek
yarım da olsa
sevgi kırıkları
umutlarımı,
aralarsın diye
pencerenin pervazına
bağladım
limansız gemiydim,
gözyaşlarında battım…
Sibel Karagöz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın