Site icon KÜNYE ONLİNE

Sayfa Sayfa Hayat

Reklamlar

Okuduğu onca kitaptan sonra hayatına eskisi gibi nasıl devam edebilirdi ki? Açtığı her sayfa onu başka bir dünyaya götürüyorken sadece kendi gördükleri ile nasıl yetinebilirdi. Sayfa sayfa hayat yüklemişti sırtına. Binlerce degişik duygu, bakış, yakarış.. unutamazdı artık, çıplak ayakla harabe evlerin olduğu sokakta dolaşan çocuğu. Yıllarca oradan oraya savrulmuş dünya güzeli o kızı. Sevdiği adamı ömür boyu beklemiş kadını. Bütün aile bireylerini kaybetmiş o genç adamı. Herhangi bir yere baksa yaşlı adamın torunlarını beklerken ki umutsuz bakışı gelir aklına. Fazla uzağa gidemez, hüzün dağına çarpıp geri döner gözlerinin feri. Birşeye sevinecek olsa, gülüşünü bir duvar dibinde sevgilisinin gidişini seyrederken kaybeden o kadın düşer aklına. Üzülecek olsa, kışın ortasında konserve kutusundaki ateşle ısınmaya çalışan küçük çocuk bir şükür kondurur dudaklarına. Şu çok garip olacak ama doğru; Suyu fazla açsa, tarihin dalgalarına binip gelen tek gözünü yitirmiş bir kahraman vanayı tersine çevirtir ona. Ardından gelecek olan nesilleri hatırına düşürür. Canı sıkılsa ruhu daralsa paslı zindanda kuru ekmek yiyen bir mahkumun satırları sarar etrafını. Kalk yaşa istediğin gibi der ona. Ne zaman bir karınca görse, tembel ağustos böceğini düşünür. “Yorulma, hayatın sana uzattığı umut ipine tutun. Ve yaradanın cümertliğini hatırla. Beni bile doyuruyorsa korkma sana biçilen kaderden.” Der ona.

Okuduğu onca kitaptan sonra artık sadece kendi duygularını taşımıyordu yüreğinde. Ve bu, ona ağır gelmiyordu. Aksine bir yüreğin nekadar genişleyebileceğine şaşkınlıkla şahit oluyordu. Satır satır okuyordu evrende dönüp duran duyguları. Oluk oluk akın ediyordu yeni hisler yüreğinin kurumuş tarlalarına. Bir ip atsa, bin balık tutuyordu dimağında. Bir karınca, bir bebek, bir kadın, tanımadığı kır saçlı bir amca. Hiç görmediği aşık bir oğlan. Hiç karşılaşamayacağı bir yeni gelin… Fazla uzatacak değilim. Kısacası herkes, herşey parmaklarıyla çevirilmeyi bekleyen o sayfalarda gizliydi.

Daha okunacak ne çok kitap vardı. Ufkunu genişletecek ne çok yeni sözcük. Matematik gibi zor çözülen kelimeler nasılda sıralanıyordu yürek çarkına. O ömrüne sığdırabildiği kadar insan ve anlayış sığdırıyoru. Başkaları onu kitap okuyor zannediyordu. Gazel yiğit