Zeki Coşkunsu

Editör: Simge Armutçu

Bazen bir otantik sanata, bir piktoryal’e

Bir heykele,

Bir veciz söze-kelimeye ve şiire,

Bazen otantik bir filozofiye ve ilme,

Bazen de bir sessizliğe sıkıştırılır özgürlük.

Zeki Coşkunsu

Neden her çığlıkta kadın var;

Çocuk ölür, kadın çığlığı yükselir,

O olur-bu olur, hep kadınlar çeker.

Bu erkekler ne işe yarar?

Ahmet Ekinci

İran’lı bir kadın sanatçı güzel, anlamlı ve muhteşem çizimiyle haykırarak âdeta diyor ki: “Alın bunları, özgürlüğümü verin, beni rahat bırakın!” Eğriye eğri, doğruya doğru. Yerden göğe haklı, yanındayım! Ancak çizimde bir eksik tasvir var: S.F.İ. [Otantik Sanat & Filozofi & İlim] üçlü paketi ile S.A.R. [Otantik Sevgi & Rahmet & Akıl] üçlü paketinin aydınlattığı hakikat yoluna gizli-açık düşmanlık besleyen gerici-yobaz-bağnazlar, kuşkusuz ki kadının saçından dahi tahrik(!) olduklarından, tam özgürlük için maalesef kafasını da yere bıraktıklarının yanına bırakması gerekirdi.

Neden mi?

Nedeni açık-seçik, net ve ortada:

Tarih boyu faşist-nobran ataerkil erkek zihniyeti, ontik-otonom inanç/din/doğma, yine faşizan devlet, dayatmacı-tehditkâr kültür, otantik olmayan ve de & otantik sanat & filozofi & ilme muhalif bir eğitim ve bundan üreyen-türeyen öylesine bir toplum(!) kadını “salt doğuran-doğurgan cinsel bir seks objesi” olarak görmüş ve hâlen de görmeye devam ediyor. Adı geçen aydın ve/veya entelektüel sanatçı bunun otantik bilincinde olup aydınlanmış bir biçimde üzerine düşen otantik insan & sanatçı sorumluluğu gereği güzel, anlamlı ve muhteşem çizimiyle dünya insanlığını aydınlatıyor, uyarıyor ve haykırıyor!

Faşist-nobran ataerkil erkek zihniyetini, ontik-otonom inanç/din/doğmaları, yine faşizan devletleri, dayatmacı-tehditkâr kültürleri, otantik olmayan ve de otantik sanat & filozofi & ilme muhalif bir eğitim sistemini ve bundan üreyen-türeyen öylesine toplumları(!), kadını “salt doğuran-doğurgan cinsel bir seks objesi” olarak görmüş ve hâlen de görmeye devam eden böylesi tüm kişi ve tüzel kurum ve yaklaşımlarını redediyor! “Ben bir insanım, elinizdeki bir oyuncak değilim!” diyor. Kanımca böylesi aydın ve/veya entelektüel sanatçıların ve tüm kadınların özgürlük ve aydınlık dünyasına otantikçe saygı duyulmalıdır.

Evet, çok şey ifade ediyor bu çizim. İşin erbapları (otantik uzmanları) dillense de bu piktoryalin verbalini, yani sözlüsünü-sözelini açımlayıp önümüze dökseler. Acaba içimizde kafasını kaldıracak cesareti ve mecali, gözünü açıp bakacak hayâsı, kulağını verecek hassasiyeti, gönlünü açacak vicdanı olan kaç kişi ortada kalır, bana söyler misiniz?

 Son tahlilde, özgürlük kadar o denli güzel, anlamlı ve hayati kardinal başka bir şey var mıdır? Bizdeki-içimizdeki cahil kadınlarımız ve erkeklerimiz gibi, diğer benzeri uluslardaki aynı eşdeğer küme elemanlarıyla birlikte hâlen “Şeriat isteriz(!)” çığlıklarıyla miyavlama-kükreme devam ededursun. Oysa sözün özü, kompakt bir formda, özelde ancak bu acıları yaşayan o acılı kadınlar bilir gerçeği. Zira onlar iliklerine-hücrelerine kadar bu acıları yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar maalesef.

Reklamlar

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın