Site icon KÜNYE ONLİNE

KIRGINLIKLARIM ÇOĞALIYOR…

Reklamlar

Kırgınlıklarım çoğalıyor sanki,ilmek ilmek boğazımda ki cümlelerim.
Tecrübe dedikçe ucube gözlere maruz kaldığımı hiçe saymamalıyım..
Kaygılarım artıyor gitgide kanatıyor içimde ki saygınlıklarımı..
Baygınlıklarımı ört pas ediyor bedenim,bir sokak kavgası misali körü körüne.
Kimi zaman göz göre göre kim vurdu oluyor terk edilişlerim akabinde çaresizliklerim..
Çare ararken kalınmış kimsesizliklerim,bilmediğim bir vilayetin sokaklarında yalnız kalışım,alışmışım velev ki ne kadar ağır gelse de dilsizdim anlatmam gerekenlere sağırdım bilmiş olan kişiciklere.
Yarışamadım kimseyle kendimi bildim satırlarımda,herkes göz ardı etse de ben bildim hatırları ama yine de kendimle  barışamadım..
Aşamadım..
Yaşayamadım,yarım kaldı bildiklerimde,yarınım kaldı..
Canımı çaldı her giden anımı götürdü uçsuz bucaksız  tepelerden..
Bir limanda beklenilen gemi değildi cümlelerimde ne limanı yaktım ne de gemiye binip gidenleri sayabildim..
Ne limandı benim canımı alan,ne de gemiydi anımı yakan sırtımı yasladığım dostlarımdı yaralarımı açan,kanatan..
Velev ki ziyadesiyle tamamen tükettik umutlarımızı arta kalanlardan,sıvamadık paçayı görmeden dereyi,dost  diyemedik sıyrılmadan yalanlardan,umutlara biçmedik çareyi..
En kötüsü de ilk gün ki gibi hatırlamaktı her kareyi,
İlk gün ki gibi hissetmekti acıyı,sancıyı,yancıyı ve size bunu yapmayı kendinde hak bilen savcıyı..
Ertesi günleri biraz daha boş gelirdi,bir o kadar hoş..
Yalnız çok yalnız,
En yüksekten uçan bir kuş ya da en işlek bir cadde de gövdesine kıvrılmış köpek..
Ama en acısı da köprü altların da dipte köşe de içkiye vurmuş yüzündeki kalın çizgileriyle dertlerini gün yüzüne çıkarmış amcalar gibi,sert..
Onları dinlemediğimiz sürece en büyük şey bizde ki dert…
Ve benim de bir o kadar hissettiğim günlerdi,her gün uyandığımda,yattığımda,rüyalarımda kısacası her anımda..
Yanımda,
Yaşatan bile bulunmamışken o kadar yanında ama acısı her anında..
Kanında,
Alkol gibi zaman ilerledikçe daha çok tesir etmesi gibi,bir anda ayağa kalktığında başının dönmesi,tek farkı vardı istediğin her şeyi yaptırmaya yoktu yetkisi..
Susuyorsun,
Sadece susuyorsun,kimi zaman alkol içtiğin için kusuyorsun ama yine içiyorsun.Bunun açgözlülükten olmadığını sadece sen biliyor ama  bunu başka kimse anlamıyor,söyleyemediklerini kusmak istiyorsun,içinden gitmek istediklerini çıkartmak istiyorsun ama istedikçe daha çok anımsıyorsun,daha çok yazıyorsun,yazdıkça yine hatırlıyorsun..
Satırları sapıtıyor kendini bir anda hiç bilmediğin kimsenin bilmesini istemediğin konulara değinirken buluyorsun,acı.

Peki bu kimin ayıbı?
Kimin kayıbı diye sormaya başlıyorsun kendine,kuru kalabalığın dedikleri geliyor birer birer zihnine tecrübe mi diyorsun yoksa yanımıza kar kalmış işkence ?
Bir noktadan sonra cevapların olmaya başlıyor sorular,bildiğin doğruları sorguladılar,gördüklerini yalanladılar çoğu zaman..
Soğuktu bir o kadar yalnız kalınan akşamlar,yağmuru şiddetli ayazı yaman.Son birkaç tane kalmış sigaran,bardağı taşıran son damlan..
“Ulan bu da mı derttir diyorsun bu da mı yük,niye bu kadar kaldı boynumuz bükük?”diyorsun ve birçok acı gerçeği tatmamışken bilmiyorsun..
Silemiyorsun yine ve yine dile  getiremiyorsun..
Ne yaşandı bu kadar benim bilmediğim diye soruyorsun kendine,nedir bu kadar feyz almamı sağlayan,nedir içimi bu kadar dağlayan..
Ve o gün kendine diyebilecek iki kelimen kalıyor;”Sabır,dayan.”
Hangi vakite kadar diyorsun akabinde,bir sonu mu var bilmediğim yerlerde,sonu var da ben neden bilmiyorum diyorsun,yavaş yavaş içine siniyorsun..
Kimseye söyleyemediklerin yetmiyormuş gibi kendini soru yağmuruna tutuyor,sorularında boğuluyorsun..
Doğrulmuyor belin,
Ne kaleme gidiyor ne de kağıda elin..
Dalıp gidiyor gözlerin,çok güzel bir manzara olması şart değil pürüzlü bir tavanda dikili,uykusuz gözlerin dinlendirilebileceği tek vakti..
Ve yağmur sesi,
Dinlendiriyor nefsi,
Sırası geliyor es’in..

Sercan MAZILIGÜNEY

Araç çubuğuna atla