İyiliğin Ahlâkı Nedir?

Osmanlı zamanında yapılan örf adetler, iyiliğin ve tüm ahlaki değerlerin bütünü gibi adeta…

İşte, iyiliğin ahlâkına en güzel örneği yine Osmanlı döneminden görmekteyiz.
Ramazan günlerinde zenginler hiç tanımadıkları bakkal, manav ve dükkânlara girer sahiplerinden zimem yani bugünün deyimiyle veresiye defterini çıkarmalarını isterlerdi. Baştan ortadan ve sondan rastgele sayfaları yırtıp silin borçlarını, Allah kabul etsin der ve giderlerdi. Borcu ödenen, borcu ödeyenlerin kim olduğunu, borcu sildiren de kimi borçtan kurtardığını bilmezdi.
✍️
15-16 yaşlarımda hafızlık dönemimin bir Ramazan ayı idi.
Öğrenciler olarak, Ramazan ayı boyunca kursa gelen hanımlara toplu mukabele okuyorduk.
Orta yaşlarda bir teyze vardı. Gelemediği günlerde ki eksik cüzlerini bana okutarak dinler ve tamamlardı.
Bir mukabele çıkışı arkadaşlarla merdivenlerde oturmuş sohbet ederken o teyze geldi bana baktı ve sesli olarak şöyle dedi:
“Fitremi sana versem alır mısın?”
E tabi ben, söyleme şekline çok şaşırmıştım. Aynı zamanda ona cüz okuduğum için bana vermek istediğini de anlamıştım. Fakat benim  ne demem gerektiğini anlayamamıştım.
“Hani dizilerde bir sahne olur, iki kişi konuşurken birisi uzun süre donuk kalır, vereceği her türlü cevapları önce kendi içinden geçirir, eh biz seyircilerde azıcık sitem ederiz, niye bekliyor, içinden geçenleri karşısında ki insana neden söylemiyor diye”.😃 Heh işte bende tam olarak o sahneyi yaşıyordum. Fakat arkadan “kesstiik” diye bir ses gelmiyordu. 😊Çünkü bu sahnede oyuncu da yönetmende bendim…
Neyse, teyzeyle bakışırken düşündüm ki, hayır desem ayıp olur, ama bu kadar insan içinde evet alırım da diyemem… Kısık sesle kendimce uygun cevabı bulmuştum.
“Teşekkür ederim Teyze, gerek yok”
diyerek konuyu neticelendirmek istedim. Teyze, aynı soruyu bu kez başka bir arkadaşa sordu, oda çekinerek benim cevabımı verdi ve oradan kalktık. Velhasılı kelam o fitre (fıtır sadakası) bizim kursa nasip olmadı.😁
Niyet tam olarak neydi bilemiyorum, fakat uygulama yöntemi, iyiliğin mayası ile uyumuşyordu. Orada hepimiz öğrenciydik, hangimize verilmiş olsa, elbette makbule geçerdi. Şayet, sessiz ve usulünce verilmiş olsaydı…

Mübarek Ramazan ayındayız. Bu süreçte ve ardından kimimiz fıtır sadakası, kimimiz fidye borcu, kimimiz zekat, kimimiz de içinden geldiğince sadaka verecek. Tüm bunları yaparken lütfen beden ve sözel dilimizi en hassas ve sessiz biçimde kullanalım. Çünkü insan, maddiyatın konu olduğu her alanda incinmeye çok müsaittir. Yapılan iyilikleri Allah bilsin yeter. Rabbim hayırlı niyetleri, hayırla yerine getirebilmeyi cümlemize nasip eylesin inşallah.

✒️_Nurşen Yayla_

Reklamlar

Bir Cevap Yazın