Genç şiir severlerin dergi veya internet aracılığıyla paylaştıkları yazı ve şiirlerini, yoğunlaşarak okumaya çalışırım. Gençlerin dünya görüşüne, sanat anlayışına ve yaratıcılıklarına güvenirim. Estetik değer taşıyanı ve doğru olanı görmekte yanılmayacaklarına inanırım. Onların sanata ve yaşama bakışları; çağdaş, sevecen, umut aşılayıcı ve daha olumludur. Çatışma kültürünü iliklerine kadar yaşamış ve bundan zarar görmüş bizler, ister istemez dünya görüşü ve algı biçimiyle ayrılıyoruz. Doğaldır; uygarlık yürüyüşünde bizlerden daha ileride olmaları gerekiyor. Görüşü ve inancı için birbirini boğazlayan insan türünü, tarihe gömmek için çaba harcıyorlar.

Genç bir şairimizin yazısıydı okuduğum. Şiiri, genel anlamıyla tanımamaya çalışan bir yazıydı. Özellikle inceledim. Bazı tümceleri tek tek çıkardım; genellemeden ve şiire giydirilen torba tanımlamalardan kaynaklanan kuramsal ve kavramsal yanlışlardı bunlar. Şiirin büyük abilerince sürekli yapılagelen; genelleme, kavramsal ve kuramsal yanlışların bire bir aynısıydı.

Maksadım, kişilerin neyi nasıl yazdıklarını sorgulamak değildir. Şiir ve yazın kültüründe şeytanın gör dediği önemli iki sıkıntıyı dile getirmektir. Birincisi, dedikodu kültürü, ikincisi ise yanlış bilgi aktarımıdır.
Şiirin dedikodu kültürü, en gelişmiş yazın türüdür dersek abartmış olmayız. Örneğin, “O, bunu şöyle demiş”, “Şu şiirin kıyısında kalmış”, “Bu geleneği resetlemiş”, “Bu eleştirinin babasıymış”, “Şu, şair omurgalıymış”, “Onun, şair duruşu yokmuş”, “Şurada şöyle dedim”, “Burada böyle karşı durdum”, “Açıkça söylemesem de bir tek ben bilirim” türünden yazılar…

Diğer yandan dergi ve kitaplardaki şiir yazılarına baktığımızda, şiir bilgisine hiç katkısı olmayacak önemsiz şeylerin yazıldığını; genelleme, yineleme ve özellikle öykünme koktuğunu görebilirsiniz. Sayfalar, bu tür dedikodu türü yazılarla dolu. Örneğin; “Şiir, kendinden başka bir şey olmadan başka hiçbir şey olamaz”, “Şiir sözcüklerin arasındaki boşluklardadır”, “Şair, dili kullanmayı reddetmeden şiir yazamaz” türünde söylemler. Sizce, şiiri bilen ya da bilmeyen için ne anlama gelir bu tür maksadını aşan tümceler? Şiir severe ne kazandırır? Dedikodu bilgilerle sanatseverlerimizin aklıyla dalga geçilmemelidir. Şiir kültürünün olmazsa olmazıdır şiir yazıları. Açıklanabilir, desteklenebilir bilgiye dayansın ki birşeyler kazandırsın okura.

Niçin şiire yeni başlamış bir şairimizin yazısından yola çıktım? Sözünü ettiğim hatırı sayılır kalemlerin yaptığı yanlışların aynısını bu genç şairimiz de yapmış. Geçmişte olduğu gibi bugün de bilgi ve kültür aktarımı, ağır aksak işliyor demek ki.
Onlarca kitap yazmış, yazın platformlarında düşünce yazıları olan ve okurlarınca bilgisine güvenilen şair/yazarlarımızın, sanata ilişkin düşünce yazılarında kuramsal yanlış yapma özgürlükleri yoktur. Hele bu bilgi çağında, “Bu kadar cehalet de olmaz” dedirtecek genelleme tümce kurmamalılardır.
Yazıyorsanız; yazdıklarınızda doğruluğu kabul edilebilir şeyler söylemelisiniz. Özellikle, bilimsel ve kuramsal yanlışa düşmemelisiniz. Şiir dünyasında bazı konular görecelidir. Bazı bilgiler, belirsiz ve değişkenliği yüksektir. Bunlar, kişinin dünyayı okuma biçimine göre şekil alabilir. Yaşamın her alanında olduğu gibi şiirde de ikili kültür algısı, önemli bir sorunumuzdur. Ne var ki bilimsel ve kuramsal konuların, doğruluk ve kabul sınırları belirsiz değildir ve bu sınırları taşamazsınız. Hemen ele verirler sizi… Sanat felsefesine, sanat psikolojisine, sanat sosyolojisine egemen değilseniz, özellikle estetik biliminin kavramlarında yeterli değilseniz, sanat ve şiirle ilgili düşünce yazısı yazmamak daha yararlıdır. En azından gelecek kuşaklara yanlış bilgi aktarmamış olursunuz. Bu tutumunuz hem kendinize hem de okura saygı gereğidir. Örneğin, azıcık estetik bilimini incelemişseniz; “Mücadele estetiği”, “Estetik kategori” veya “Estetik soyutlama” gibi tamlamaları kullanamazsınız.

Şiiri övmek için, kavramlar ve terimler anlamsız olarak birbiri üstüne yığılmaktadır. Gereksizdir; şiir temel sanattır. Şiirin övgüye gereksinimi yoktur. Şiir yazılarında sık karşılaştığım için örnek veriyorum: Kuram, estetik, imgelem, tarihsel bilgi, metinler arası ilişki gibi pek çok sözcük ve kavram; sanki yeni bir anlam alanı oluşmuş da biz bilmiyoruz türünde kullanılıyor.

Sonuç olarak, özellikle şiir felsefesi konusunda, öylesine kavramsal ve kuramsal yanlışlar yapılıyor, öylesine bariz ki bu yanlışlar… Bunlar, genellikle öğreti ve inanç penceresinde yoğunlaşıyor. Her ne kadar alışkanlıklarınızı kıramamış olsanız da bilgiye bir tıkla ulaşabiliyorsunuz. Demek ki insan kaç fakülte bitirirse bitirsin, kaç yıl bu işin içinde olursa olsun; bazı şeyleri kavraması ve görmesi için, özgür bir bilince sahip olması gerekiyor. Öykünmeyi yıkmış olması gerekiyor. Bir amaç için benimsetilmiş kalıpları kırabilmiş olması gerekiyor.

Şeytan diyor ki: Şiir, edebiyat tarihi bilgisi ve dil bilgisiyle üstesinden gelinebilecek bir sanat değildir. Dil bilgisi ve edebiyat tarihi bilgisiyle dedikodu dışında şiir yazısı yazmak da olası değil.
Ekim 2020, Narlıdere/İzmir

Bir Cevap Yazın