Bilindiği üzere insanoğulları sadece bir türde yaratılmamıştır. Sakın ha, bu biyolojik olarak sanılmasın! Huy, yaşantı ve karakter. Hayatını en doğru ve güzel şekilde yaşayıveren insanların yanında bilirsiniz ki boş ve zalimce yaşayan insanoğulları da vardır. Peki biz bu insanoğullarının çoğuna insan diyebilir miyiz? Biyolojik olarak insan olduğu için insan demek zorundayız fakat iş kişiliğe gelince işte o zaman insan sıfatı pek yakışık kalır mı bilemem…


Gelelim bu zalim ve boş insan kişiliklerini incelemeye. Bir yerinden tutayım diyorum ama gelin görün ki neresinden tutarsam tutayım vasat. Günümüzde insanların hep bir uğraşı varken, kendisine ve çevresine bir şeyler katma yolundayken, hayatını evde oturup hiçbir şey bilmeden yargı dağıtan ve insanların hayatına yorum yapan bir toplulukla da karşı karşıya kalmış durumdayız. Peki bu insanlar ne mi yapar? Aslında pek yaptıkları bir şey olmadığı için öyle uzun uzun sıralanacak günlük planları yok. Zaten yaşantılarını tahmin etmek de pek zor değil açıkçası. Ne okur, ne de öğrenirler. Nerede bir zorbalık veya kötü eylem varsa onlardadır. Bazen hayatlarına giren insanları gözlerinde büyütür ve o hayatından çıkarken bunu takıntı haline getirip, onlara zarar vermeye kadar uzanırlar. En önemli husus; çekememek veya yedirememektir. Kendilerinin sevmediği (tanımadan sevmediği) kişileri boş boş yargılarlar. Başarılı ve iyi yerlere gelmiş insanlara sürekli çamur atarlar. Hatta bu bazen öyle bir boyut alır ki kişinin özel hayat mülkiyetine kadar girerler. Onlar ne derse o olmak zorundadır; onlar neyi sevmezse o sevilmeyecek, onlar ne severse de o sevilecektir. Ha, bir de kendi yaptıklarına bakmazlar insanların yaptıklarına müdahale edip yargılarlar. Mesela; insanların müzik zevki, yaşam stili, ne giydiği, hangi görüşü savunduğu… Biraz da hak vermek lazım aslında. E insanın işi gücü ve gelişmiş bir kapasitesi olmayınca oturduğu yerden boş boğaz konuşmak ister. Ne de olsa ağzı vardır değil mi? Ne büyük bir başarı, ağzı var! Oturduğun yerden gelişi güzel konuşmak kolaydır. Ben de şimdi buraya “güneş aslında pembedir” yazabilirim öyle değil mi?


Kısa kısa değinecek olursak; bu insan kişiliklerinde şiddet ve saldırganlık, küfür ve argo, düşüncesizlik, yalan ve iftira, toplumda ses ve görüntü kirliliği de dahil olmak üzere birçok sıfat gözlemleyebiliriz. Şunu da geçmeyelim: Çoğu kendini belli ederken, içlerinde sinsi sinsi yaşayanları da vardır. Bu sinsi kişilikler çok komiktir aslında. Bir konu gündemdeyken iyi ve kaliteli insan rolü oynarlar. Örnek verecek olursam, kadın cinayetleri. Şahıs bir kadın cinayeti ardından paylaşım yapar veya konuşur; “kadına şiddete hayır”, yok efendim “kadınlar çiçektir”ler falan. Sensin çiçek! Tanımayan der ki, ‘aman efendim ne kadar da düşünceli biri’ fakat kimse kamera arkasını bilemez. Bir de biri “kadına şiddete hayır” dedi diye kutlanılması gerekmiyor, zaten olması gereken bu. Suyu 5 litrelik şişede değil de, bardakta içince alkış veya tebrik alıyor musun? Hayır. Çünkü olması gereken budur. Bunlar bir örnekti tabi. Mevzu sadece bu konudan ibaret değil. Şimdi bu insanların neden komik geldiğine değineyim. Bu kendini öven veya doğruyu savunuyormuş gibi yapan insanlarla iki dakika oturun, içten içe gülme krizine girersiniz. Hatta abartısız dalga geçersiniz. Konuşurken kendini karpuzun dışı gibi yeşil gösterirken sık sık patlaklar verdiğinden aslında içinin ful kırmızı lif yığınından oluştuğunu apaçık anlayabilirsiniz. O yüzden bunu anlamanın sırrını vermeyeceğim size.


Zira, bu kadar yorum yapmışken şimdi çözüm de bekliyorsunuzdur benden, öyle değil mi? Bu konuda net olacağım, çözümü yok! Kömürü altına çeviremezsiniz ama yontup çekil verebilirsiniz. Demem o ki boş ve ahlaksız bir şahsı baştan aşağı dolu ve ahlaklı yapamazsınız. Şekil verme konusuna gelince de, adam akıllı dille karşınıza oturtur doğru yolu göstermeye çalışırsınız ki bu bir işe yaramaz. Bilirsiniz ki bir kömüre ne kadar şekil verirseniz verin o yine kömürdür ve vitrinde yer alamaz. Siz o şahısa ne kadar doğruyu anlatıp göstermeye çalışırsanız çalışın, beyinlerinde iki kulak arasında geçiş oluşturan kocaman bir boşluk vardır. Bir kulağından giren doğrular beynindeki boşlukta ilerleyip çok geçmeden diğer kulağından çıkıverir. Karakter ve öğreti küçük yaşta başlar. Alile ve kapasite. Bu kapasite zeki olmak falan değil, doğruyla yanlışı ayırt edebilecek bir kapasiteden bahsediyorum. Tabi yaşanmışlıkların da payı vardır ama unutmayın ki kişi ne yaşamış olursa olsun hiçbir şey onun kötü bir karaktere bürünmesine bahane değildir. O yüzden geçmişiyle savunmayın bu kişileri.
Son olarak; umarım hayat sizi bu şahıslardan uzak tutar da değerli zamanınızın küçük bir kısmı dahi boşa gitmez. Kendinize iyi davranın, sağlıcakla kalın…

By Sila

Bir Cevap Yazın