Zeki COŞKUNSU

Editör: Simge Armutçu

24.03.2021 tarihli, kendi Facebook ana sayfasındaki paylaşımında güzel insan, can yoldaş Gülay Bahadıroğlu’nun, Hukukçu Mustafa Necati Nalıncı’nın paylaşım yazısını paylaştığı o yazısı üzerine; ilkin aşağıda bu paylaşım yazısını ve ardından da kendi yorumumu vereyim.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul Sözleşmesi yerine “…çözüm bizatihi gelenek ve göreneklerimizde, özümüzde mevcuttur” (1) diyerek “gelenek ve göreneklerimiz”i koymayı önermiş.

Hangi gelenekler meselâ?

* “Ölen kocasının yerine kardeşiyle evlendirilme” geleneği mi?

* “Tercihine göre değil, başlık parasına göre evlendirilme” geleneği mi?

* “On beşinde kız ya erde gerek ya yerde!” geleneği mi?

* “Bakire değilse alındığı eve iade edilme” geleneği mi?

* “Bakire olduğunu kanıtlamak için pencereden kanlı çarşaf sarkıtma” geleneği mi?

* “Karşılıklı biçimde kardeşlerin evlendirilmesi”ni sağlayan “Berdel” geleneği mi?

* “Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik bırakmayacaksın!” geleneği mi?

* “İkinci, üçüncü, dördüncü eş olma!” geleneği mi?

* “Eşi olmadan sokağa çıkamaz, kocasının arkasında yürür, saçının teli görünse cehennemde yanar!” geleneği mi?

* “Namus cinayeti” geleneği mi?

* “Evde erkekler yemek yemeden sofraya oturmama” geleneği mi?

İstanbul Sözleşmesi de tam bunun için, sizin “Türk aile yapısı” dediğiniz, “gelenek ve görenek” dediğiniz gerici, yobaz, ataerkil yapınızdan, kadınları ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarmak için vardı! (2)

Hatırlayalım-hatırlatalım: “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele”ye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, 11 Mayıs 2011’de imzaya açılmıştı. Altına imza atılan ve yürürlüğe giren [T.C Devleti tarafından 11 Mayıs 2011 imzalandı. 10 Şubat 2011’deBakanlar Kurulu’nda karara bağlandı. 14 Mart 2012’de TBMM’de, “AKP-CHP-HDP-MHP”nin, yani TBMM’deki tüm partilerin oybirliği ile kabul edildi.] bu sözleşme, maalesef Cumhurbaşkanlığı tarafından iptal edilip yürürlükten kaldırıldı.

Geçmişi bir kez daha hatırlayalım-hatırlatalım:

24.11.2014 tarihli demecinde ne demişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Kadın-erkek eşitliği mi? Olmaz öyle şey! Fıtrata (yaratılışa) ters!(3)

Düşünebiliyor musunuz? AKP iktidarı, Avrupa Konseyi’nin “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele”ye ilişkin kararını Cumhurbaşkanı Kararnamesi’yle iptal edebiliyor. Yapabilir mi? Hukuk devletinde yapamaz! Oysa bu karar TBMM’deki tüm partilerin oybirliği ile kabul edilmişti. Hadi, AKP’nin, TBMM grubunun iradesi Cumhurbaşkanı’nın elinde diyelim. Peki, hangi hakla Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP-HDP-MHP’nin iradesini çiğniyor? Bu davranış en azından, “siyasi nezaketsizlik” ve “yetki gaspı”dır. Anayasamızın 90/5 md.’ne göre, İstanbul Sözleşmesi kanun hükmündedir.

Sözleşme hakkında, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. İstanbul Sözleşmesi, diğer kanun maddeleri ile çelişkiye düşerse İstanbul Sözleşmesi esas alınır. Yani, yasal ağırlığı Anayasa Maddesi kadar olan bir kanunun bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile iptal edilmesi mümkün değildir; yapılan iş, bir yetki gaspıdır! (4)

12 Bölüm & 75 maddeden (ilgili fıkralar dahil) oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin tam metnini (5) okuyup dikkatlerime kaldırmış biri olarak, yürürlükten kaldırılmasına ilişkin diğer yorumlarım da aşağıdadır:

“Bir medeniyetin gelişmişlik derecesi, ahlakı öncelikle kadına bakışında gözlenir. Gelenekçi, ataerkil bir toplumda can çıkıyor, huy çıkmıyor! İnsanca yaşamı umursamayan, kadını aşağılayan, ikinci sınıf vatandaşlığa iten gelenekler sadece form değiştirerek toplumun ataerkil yapısını sürdürmeye devam ediyor. Toplumda ırkçılık, faşizm zaten buralarda başlıyor. Gelenek ve görenekleri olduğu gibi korumak istemek, üzerlerinde düşünmemek, modifiye etme ihtiyacı duymamak, çağın insan etiğine uymayanları çıkarıp atamamak insan evrimini kabul etmemektir. Bu şekilde insanlık ileri gidemez! Eskiden her şey dört dörtlük müydü? Ailede huzur varmışmış(!)… Kadının söz hakkı mı vardı eskiden? Evde bir biblodan farkı neydi? Evde kadının sözü geçermiş(!)… Bu da iğrenç bir maskilist [maschilista: erkek şövenist (Z.C.)] söylem! Kadını eve kapıyor, evin sorumluluğunu kadına yıkıyor! O dışarıda çalışıp para getirecek, kadın onun getirdiği para ile evi en iyi şekilde döndürecek, ona itaat edecek! İtaat etmekten başka şansı var mı? Yok. Kadın ezilirse, toplumda erkek gibi bir varolan değil de bir varlık olursa sorun yok(!) Herkes huzurlu… Kadının adı sadece evde var; ev dışında ne adı ne kendisi bir birey olarak toplumda yok. Kadın toplumda ‘anne ataerkil dayatması’nı kendini tanımlamaya yeterli ve layık gördüğü, cinselliğini erkekten bağımsız olarak tarif edemediği sürece toplumda bir erkek gibi varolan değil, taş, kum gibi varlık olmaya devam edecektir. Ataerkil toplumlarda kadına ‘öğretilmiş kadınlık’ vardır ve bu kadına dayatılan bir psikolojik baskıdır. Anadolu’da kadınlar ileri yaşlarda, ‘kırk yıl koca kahrı çektim, kocattı beni bu adam!’ diye şakayla karışık serzenişte bulunur. Bu zaten ‘Freud Sürçmesi’, yani ‘bilinç-altının kontrol dışı bilince çıkması’dır!” (6)

Gülay Bahadıroğlu

Bahadıroğlu tüm bu söylemlerinde hakîkâti dillendirmektedir; yerden göğe kadar da haklıdır.

Ben her üç paylaşım başlığı altında söylenilenler ile yorumlar bölümünde izah edilen düşüncelerin ana fikrine içtenlikle katılıyorum. Gelgelelim dönüp-dolaşıp yine şu iki sorunsalın (düşmanlık-nefret ve yoksunluk) üzerinde kalakalıyoruz. İşin kardinal çehresi yaşanan-yerleşik aktüalitede, maalesef “otantik sanat & filozofi & ilim” üçlü paketine, gizli yahut açık, her iki biçimde de düşmanlık besleyen-nefret duyan, dahası “otantik sevgi & rahmet & akıl” üçlü paketinden de yoksun bir topluma, değil İstanbul Sözleşmesi’ni, Samanyolu veya Andromeda Galaksisinin sözleşmesini sunun, boşunadır!

Dahası, gelenek-göreneklerimizmiş… Bu yapılıp edilenler-olup bitenler “işlerine nasıl gelirse geleneği” olmasın?

Son tahlilde, bu iki sorunsal çözülmedikçe hiçbir sözleşme böylesi toplumları otantik yola getiremez ve otantik devrim asla gerçekleşemez.

Dipnotlar:

     (1) Bkz. OKTAY, Fuat (Cumhurbaşkanı Yardımcısı); 20.03.2021 tarihli, “ArtıGerçek”teki haber, https://artigercek.com/ haberler/ fuat-oktay-dan-istanbul-sozlesmesi-nin-kaldirilmasina-gelenek-ve-goreneklerimiz-bize-yeter-yorumu & 20.03.2021 tarihli, “News Kıbrıs International”daki haber, https://newskibris.com/istanbul-sozlesmesinin-feshinin-ardindan-fuat-oktay-gelenek-ve-goreneklerimiz-bize-yeter/. (Erişim Tarihi: 20.03.2021).

     (2) Bkz. BAHADIROĞLU, Gülay; 24.03.2021 tarihli, kendi “Facebook” ana sayfasındaki, Hukukçu Mustafa Necati Nalıncı’dan (20.03.2021 tarihli kendi “Facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www.facebook.com/profile. php?id=100010214374458) iktibasla, https://www.facebook.com/gulay.bahadiroglu & https://www.facebook.com/profile php?id=100010214374458. (Erişim Tarihi: 20-24.03.2021).

     (3) Bkz. ERDOĞAN Recep Tayyip (Cumhurbaşkanı); 24.11.2014 tarihli demeci, https://www.bbc.com/turkce/haberler/ 2014/11/141124_kadininfitrati_erdogan & http://ahmetsaltik.net/tag/basbakan-yardimcisi-bulent-arinc/. (Erişim Tarihi: 20. 03.2021).

     (4) Bkz. SERDAROĞLU, Rifat (Doğru Parti Genel Başkanı); 20.03.2021 tarihli demeci, https://ozgurifade.com.tr/ 2021/gundem/her-sey-aslina-doner-22957/. (Erişim Tarihi: 20.03.2021).

     (5) Bkz. “İstanbul Sözleşmesi”nin Tam Metni; 20.03.2021 tarihli, “Gazete Manifesto”daki ilgili haber, https:// gazetemanifesto.com/2021/iste-akpnin-cekildigi-istanbul-sozlesmesi-426177/. (Erişim Tarihi: 20.03.2021).

     (6) Bkz. BAHADIROĞLU, Gülay; 25.03.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www. facebook.com/gulay.bahadiroglu. (Erişim Tarihi: 25.03.2021).

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın