Koyun yetiştiriciliğinin yüz yıllardır geçerliliğini yitirmeyen geçim kaynaklarımızdan biri olması hasebiyle hayvan üreticiliğinin yanı sıra halkımızın meslekleri arasında çobanlık mesleğinin de yer aldığını görmekteyiz.
İnsanlık tarihiyle beraber çobanlık mesleği var olsa da ‘Koç katımı’ geleneği diye bir ritüele, Koçların koyun sürüsüne katılması töreni izlerine Türk boylarının küçük baş hayvancılık üretme kültüründe rastlamaktayız.
Gerek geçim kaynağı, gerek meslek, gerekse ticaret yapma noktalarında küçük baş hayvancılığın yoğun olduğu Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde genelde rastladığımız ‘Koç katımı’ törenlerinin Iğdır’ımıza has Koç katımı töreni gibi teferruatlı yapılmadığını, yüzeysel törenler olduğunu yayınlanan içeriklerden anlamaktayız.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; Veteriner hekimlerin çok az olduğu, halkın gözlem ve deneme/yanılma yöntemlerinin ağırlıkla uygulandığı hayvancılık mesleğinde Eylül/Ekim aylarında koç katımı yapılmasının nedenlerinin başında gelen özellik yavruların kışın soğukta bakımı zor olacağından, ilk baharda doğumunun sağlanması ve koyunların en çok kızgınlık gösterdiği dönemler olması nedeniyle bu ayların seçilmiş olduğunu, konu hakkında araştırmalar yapan veterinerlerin tespitlerinden anlamaktayız.
1990’lı yıllara kadar yapıldığına zaman zaman şahit olduğumuz, İlimizde Koç katımı kültürü yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuş, unutulmakta olan törenlerimizden biridir.
Bu unutulmaya yüz tutmaya başlayan ‘Koç katımı’ töreni, bir dönem terörden dolayı yaylalara çıkmanın tehlikesi üzerine koyunların yetiştiricilerce satılması, hayvan varlığının yöremizde yok denecek seviyeye inmesinin de sebebi oldu.
koyun yetiştiriciliğinin bir dönem bitirilmesi ile büyük baş hayvancılığın yörede gelişmeye başladığını görmekteyiz. Geliştirilen büyük baş hayvancılık besleme ise yörede yem fiyatlarının artmasına neden oldu.
Özellikle yurt dışından getirilen büyük baş süt inekçiliği ırkı otlama yerine hazır yem istemekte, bu da üreticide maliyeti artırmakta, hayvan beslemek çok masraflı oldu.
Et ve süt verimi noktasında önem arz eden simental ırkı hayvanlar, hassasiyet ve yem temini açısından pahalı, giderlerinin çok olduğu görüldü. Süt pazarı da olmadığından sütçülükte bir dönem para etmedi.
İlimizde Koç katımı törenleri köylerde geniş bir alanda koyun sürülerinin doyurulmasından sonra Koçların da beslenip, renk renk süslenmesi (Türk bayrağını andıran kırmızı başörtüsüne şekerleme, elma, küçük ayna, zil, renkli süsler bağlanarak koçların boynuzlarından arka kuyruklarına doğru serilmesi ve bağlanması) ile hazırlanan Koçlar koyun sürüsü içine salınır, böylece koyunlar Mart/Nisan aylarına doğurmak üzere çiftleştirilirlerdi.
Bu törenden önce koyun sahibi/sahipleri tarafından pişirilip tören alanına getirtilen üz gözlü (etli) yada kuru üzümlü pilav, yoğurt aşı, taş köfte, tandır ketesi, erdek, lavaş ekmeği, lahana dolması, üzüm yaprağı sarması, et kavurması gibi yemekler açılan sofrada törene katılanlara ikram edilirdi.
Garmoncu, davulcu ve zurnacı törene getirilmişlerse ağır ve uzunca bir yallı (bar) tutulur ve oynamak isteyenler iştirak ederlerdi . Özellikle köy yerlerinde insanlar tören yerine kadar gelir hayırlı olsun derlerdi.
‘Koç katımı’ töreninde çobanlara hediye giysi alınırdı ya da para verilirdi.
Yayladan dönen çobanın hayvanı sağ salim tekrar evine getirmesi ve güzel beslemesi üzerine mükafat ödülü gibi bir hediye olurdu.
Yayladan dönen kuvvetli köpekler gençlerce eğlence olsun diye boğuşturulurdu.
Koç katımı töreni bir güne sığdırılmış olsa da ana Koçun başı çektiği sürüye katılmış koçlar, artık bir süre koyun sürüsünün içinde bulundurulurdu.
Koyunların hepsinin döllendiğine kanaat getirildikten sonra koçlar tekrar sürüden çıkarılırlardı.
Koç katım töreni sona erince törene katılan halk ayrılırlar ve koyunlar çobanlar tarafından otlatılmaya çıkarılırdı.
Şimdilerde, programlı, yemekli, eğlenceli koç katımı törenleri yerini sürekli koçların sürü içerisinde tutulması şeklinde uygulanmakta. Programlı koç katımları yapanların ise kültürel miras olan bu ananeyi yapmaktan imtina ettikleri gözlenmektedir. Emir Şıktaş

Reklamlar

By emircan

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın