“Uçurumun kıyısında hissederken mutlu rolünü oynamaktı beni yoran, hasta eden. FZA 10 YIL ÖNCE


 Evet bunu yazan bendim. Şimdi değiştiğimi söylememi bekliyorsunuz değil mi? Değiştiğim doğrudur. Yine de geçmişimin şimdimi terk ettiğini söylemek, dürüstlüğümü gölgeler. Hiç yalan söylemediğimi mi sanıyorsunuz? En az sizin kadar çok yalan söyledim. En çok da kendime.  Uçurum diyordum sahi. Bilinmezlik, öyle aniden, beklenmedik bir şekilde geliveren şeyler… Bir haber bir hayal kırıklığı bir hüzün bir umut bir değişim bir insan -belki daha fazlası- yeni bir bakış açısı… Kabullenmek? Bunu sonra konuşalım. 

Kıyı diyordum. Ne karar vermişim ne vazgeçmişim, son vermeye ya da başlamaya yahut sadece durup izlemeye. Hissetmek. Bunu da sonra konuşalım. 

Mutluluk bir rol mü dersiniz? Suratınızdaki dudak kaslarının kulağınıza doğru gerilmesi ve göz kenarlarınızın ütüsüz bir çarşaf gibi kırışması falan. Her zaman gülesi mi gelir insanın mutlu olunca? Mutluluktan ağlarken bile suratınız bu haldedir, hiç aynaya baktınız mı? Bir de kıyısında dururken gözlerinizin mütemadiyen seyrettiği uçuruma bakarkenki görünüşünüz var, o zamanki gülüşünüz… O anı önünüze getiriniz lütfen. Korkuyor musunuz, cesaretiniz sizi korkutuyor mu, ağlıyor musunuz yoksa, oysa ben güldüğünüzü zannediyordum. Hastalıklarınızı yeterince tanıyor musunuz, onları neden sevmiyorsunuz? Yorgunluk… Bunu da sonra konuşalım olur mu?

Bir Cevap Yazın