Bazen sukut en güzel şiir / Neleri gömer içine bir bir / Sonra çekip gider de toprağa / Kıyıp da bakamazsın, üzerinde yeşeren yaprağa

*

Sakın ola ağlama giderken / Sen istersin çok geç olsun / Belki de ben isterim erken / Onun için ağlama giderken / İyi bak kendine bensiz iken / Çünkü gül içinde var çok diken

*

Seneler geçmiş / Çalınmamış kapın / Verilmemiş bir selam / Nereden bilirsin dersen / Çok zor değil anlamam / Sen üzülme be dostum / Bırak üzülsün vefasız olan

*

Geçti aynanın karşısına / Dedi: Hey gidi Koca Çınar hey / Bak ağarmış saçlar / Kırışmış alınlar / Buruşmuş yanaklar / Sarkmış bıdıklar / Değişmiş bakışlar / Ya, el kol ayaklar / Kendine bile faydasızlar / Peki ya iç organlar / Onlar da tarumar / Hey gidi Koca Çınar / Demek mevsim son bahar

*

Dua-larında olmak / Dua-larında oldurmak / İhlas samimiyet bal kaymak / Ne güzeldir gıyabi dualarda yer bulmak

*

Bazen bir bardak / Bazen bir demlik / Bazen bir semaver / Zamana mekâna göre / Hele bir de sevdiklerinle / Yetmez, bir daha demleyiver

*

Selam versem almayı bilmez / Hal hatır sormayı bilmez / Kafa bir karış havada / Karşısında kimseyi görmez / Kendine gel oğul kendine / Ölüm var ileri de

*

Şu âlemde kalan mı şanslı, giden mi? / Yoksa gidenlere bakıp da, tövbe eden mi?

*

Günün yorgunluğu mu düştü üzerine / Gel hele uzanıver, babanın dizine / Okşasın saçlarını severek / Bugün anlaman belki zor / Ama yarın ararsın özleyerek

*

İki şey insanı uyutmaz / Biri şehvet diğeri ibadet /

Ey kul, sen de istediğini tercih et

*

Bir anne baba ki / Hassasiyetler tembih eyler evlatlarına / Onlarda riayet ederse buna / Lüzumsuz söz düşmez başkalarına

*

Zor şartlarda okutmuşsa / Minnettarım ben hep ona / Gurur duydum onunla / Bugün adam oldumsa

*

Hayvan deyip geçme dostum / Bak hal diliyle eder muhabbet / Ya insanoğlu, bürünmüş kibre / Menfaatsiz selam vermez bile

*

Fark etmez top tüfek, kazma kürek / Lakin çok fark eder onu kullanacak yürek

*

İtibar edilmez söze / Hiç bakılmaz yüze / Ah şu hatıralar olmasa

*

Paraya kıyıp malını yiyemedi baba / Torunlara bıraktı, onlarda oldu ağa / 7/24 savurdular sağa sola / Sonunda çıktılar cıbıra / Anladılar ki dağ dayanmaz hazıra / Lakin iş işten çoktan geçti ama

*

Niyetler olsa da ayrı / Ayrılıktan bıktık gayrı / Aynı gemi yolcusuyuz / Güvenli bir liman için /  Anlaşmalıyız gayrı

*

Dinleyene söz oğul / Anlayana yaz oğul / Hileleri boz oğul / Sonra zor olur

*

Biz aynı yolda yürürüz / Arkamızdan kitleleri sürürüz / Vatan mevzu bahis olduğunda / Gözümüzü kırpmadan ölürüz

*

Artık ne gam var ne keder / Takıntılı olan kendine eder / Aldırma be Rıfkı ağabey / Böyle gelmiş böyle gider / Az uyarsan sana ne der

*

Sakın deme elkızı, eloğlu / O sana en yakın aile oldu

*

Sev seni seveni / Sev seni sevmeyeni / Gün gelir de anlar samimiyetini / Sadece geç olur belki

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın