geceler,

kırgın çiçeklerin ölü duruşları,

sönmeye meyil etmiş yıldızların boyun bükmüş efildeyen mumları,

ve ışıltısını yitirmiş gözler,

gri kara kömürü yanmış özler,

çepeçevre sarılmış takma kirpikler,

konuşur, susar

mırıldanarak dönüp dolaşıp

yamacımda durur

aça kapata,

yaklaşa uzaklaşa,

yüzüme gri bir boşluğa,

düşer,

sonra ne görüyorsa yüzümde

ağlar,

martılar dolaşır mavi gözlerin

limanında,

sonra damlaya, dola taşa

bir bir kanatlanır,

bazı bazı yansımasına,

cilveleşe, oynaşa

pike yapar,

bazı bazı da küçük bir gül’ümseme

bırakır,

soğuk gri sırlı yüzüme,

bir pudra pembesi al yanaklarına

dokunur,

bir fırça saçlarında nakaratlı dans eder,

bir beyaz bluz düğmesine ilik açar,

bir bahar geceden günleri

çıkınına doldurur,

ben bile martılara hoşçakal derim

bazı bazı

geceler de pılısını pırtısını toplar

allı morlu gelinleri bohçalar,

kelebek gibi güneşli çırpınışlar

bırakırlar.

gece miydi yansıyan,

güneş miydi anımsayan,

hepsi hepsi aynamın gri boşluğu…

Sibel Karagöz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın