uzun uzadıya d’üşüyorum,

düşüncelerin çekiştirdiği,lastikler gibi,

kopuyor, kopuk kopuk,

belki köpük köpük,

belki de öpük öpük,

küçük bir çocuğun elinden kaçan,

balonlar gibi,

önce kırmızı uzadıkça beyazlaşan,

patladıkça, köpükleşen,

bulutlu göğüsler,

nefesler siliniyor,

isimler yankılanıyor,

sonra herkes bir adın ardından,

kuzu kuzu,

psikolojisinin sürüsünü yürütüyor,

kader diyor , kırmızı balon,

beyazdan köpük, keder ,

lastikten düşler, adsız adıllar,

içimin içinde yankılar,yangılar…

öyle kalıyorum,

sessizlik dövüyor,

gece ayın döşünde, giz,

gaipten bir ses,

isim kaderi yazar diyor,

havalanıyor, düşünce,

nedeni , nasılı ve niyesi,

düşüncenin zıbınında zıplıyor,

bilinçsizce adı,

adım adım,adımlıyorum,

kim ?

verilmiş bir ada,

biçilmiş bir kaftana,

bir ömür sığdırır,

almıyor,

sığmıyor,

taşıyor,

adım beni çağırmıyor,

ben de adımı çağırmıyorum,

iki yabancıydık,

yara, kör dikişlerini kusuyor

ya yamanın küçüğünden sızı’yor,

ya yamanın büyüğünden

kaf dağına kafa tutuyor…

bu göğüse , çiğerim

bu ayağa, ayakkabılar dardı,

yerin de , göğün de,

gündüz gece adsızlar dolanır,

ayaklı ayaksız.

Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın