Ah be kalp çarpıntım,
Öyle bir gel ki, zaman sende dursun.
Sonra sen geldin…
Hiçlikler içinde yaşadığım dünya kalabalığın da,
Varlığıma vesile oldun.
Şimdi ben geldim,
Kapılar kapalı, ışıklar sönük.
Ey kalbimin otağı, gönül hanem orda mısın?

Hoş geldin, kapı ardında var olsa da kilit,
Perde aralık, belli ki hanem de müsait,
Işık var, lakin zifiri karanlık,
Aydınlık mı? yalnızca gözlerimde ebedi,
Hiçbir kapı çalınmamıştır, böyle edebi…

Şimdi bütün iklimler bahar,
Nasıl bir sağanaktır ki, durmadan yağar,
Nereye gitsem sen, kilidi kır desem,
Ve kapılarını ardına kadar açıversen,

Cesaretim ürkek, gönlüm sancılı,
Umut, boğazımda yutkunamadığım kırıntı,
Hayallerimi zaten sorma, cevaplar aşikar,
Nedenler, niçinler karşımda duvar.

Tut ellerimden, umut olsun hayallerimiz,
Söz, papatyalar ekerim nedenlere, niçinlere…
Vuslatta, ömrümün kıyametidir burası,
Zira, bir adım atsam kopacak kalbimin tam ortası…

İnanırım, ellerin uysal toprak,
Saksılar dizersin, her şeye inat,
Lakin tedirginliğim başka,
Koymak istemem seni,
Yolları çukur, taşlı bir aşk’a…

Ve avuçlarımda ölü bir düş,
Nasip, zamansız göçen garip kuş,
Duruldu sağanak yağmurlar,
Sanki, dört mevsim yeniden kış.

Dualar, yürekte yeşeren filiz,
Mevsimler aynı,
Üşüyen yalnızca biziz.
Barındırma, sinende hüzün,
Tebessüm et, gülsün sonsuza dek yüzün.
İnsan ki bazen kıyı, bazen sahil,
Sohbette değil mi? sevdaya dahil…

✒️_Nurşen Yayla_

Bir Cevap Yazın